Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası vatanın İtilaf Devletleri tarafından dört bir yandan işgal edilmesinin ardından bağımsızlık savaşı başladı. Ülkenin işgalci devletlerden temizlenmesi için bir yandan kongreler yapılırken, bir süre sonra açılan cephelerde kanlı direnişler verildi. Bu direnişlere yokluk içinde olan halk da tüm imkanlarıyla destek verdi.
Bebeğiyle cepheye mühimmat taşırken donarak şehit olan Şerife Bacı, Erzurum'daki Aziziye savunmasında gösterdiği üstün cesaretle Kurtuluş Savaşı'nın simge isimlerinden olan Nene Hatun, Antep savunmasında Fransızlara karşı destan yazan Şahin Bey sadece bunlardan bir kaçı. Ama öyle bir isim var ki Milli Mücadele döneminde asker eşiyle cepheden cepheye koştu, askerlere yemek pişirdi; gerektiğinde de yaralarını sardı. O isim 'Kara Fatma' lakaplı Üsteğmen Fatma Seher'di.
Fatma Seher, cesaretiyle Türk kadınının ulusal kurtuluş mücadelesine verdiği katkıyı gözler önüne serdi. 'Kara' lakabını ve üsteğmen rütbesini Mustafa Kemal Atatürk'ten alan Fatma Seher, 300 kişilik birliğiyle Batı Cephesi'nde yer aldı. Bursa'nın işgali sırasında da müfrezesiyle Bursa'ya gelen Kara Fatma, şehrin kurtuluşunda da büyük rol oynadı.
Evsiz kaldı, sefalet çekti
Fatma Seher'in hazin dolu hayat öyküsü de tarih sayfalarında yer aldı. Kara Fatma'ya savaşın ardından üsteğmenlik maaşı bağlandı. Ancak o kendisine bağlanan üsteğmenlik maaşını 'Ben vatanım için savaştım, para için savaşmadım' diyerek Kızılay'a bağışladı. Fatma Seher, kendisi ile birlikte savaşa katılan ve bir çatışmada elini kaybeden ve akli dengesi bozulan yeğeni küçük Fatma ile onun çocuklarını sahiplendi. İstanbul'da her yere başvurdu ancak ona durumundan dolayı hiç kimse iş vermedi. Kalacak yeri olmayan Fatma Seher, evsiz kaldı.
1933 yılının ilk aylarında iş bulamayınca Galata'da Rus Manastırına sığındı. Sefalet içerisinde oradaki bir odaya yerleşti. Bunun üzerinden uzun bir süre geçmeden gazeteci Mekki Sait Esen onu sefalet içinde manastır odasında bularak röportaj yaptı. Kahraman Kara Fatma'nın sefalete mahkum edilmesi halk tarafından büyük tepki çekti. Ardından başta halk olmak üzere maaşını başladığı Kızılay ve bazı kurumlar onun için adeta seferberlik ilan etti. Ve Kara Fatma'ya düzenli olarak gıda ve maddi yardım gönderildi.
1954 yılında Kara Fatma'ya TBMM tarafından çıkarılan özel bir kanunla aylık bağlandı. Adına marşlar yapılan, heykeller dikilen ancak sefalet içinde bir yaşam süren Fatma Seher, 2 Temmuz 1955'te İstanbul Darülaceze'de 67 yaşında hayatını kaybetti.