HABER MERKEZİ / SAYFA16
Dünyanın pek çok noktası, özellikle Avrupa, son dönemde ciddi kuraklık sorunuyla karşı karşıya. Gelen son haberlere baktığımızda buna, Türkiye de katılmak üzere. Kurak geçen bir kış ayı yaşıyoruz ve ülkemizin farklı noktalarından gelen barajlardaki doluluk oranlarının azaldığı ve nehirlerin kuruduğuna dair haberler, yaklaşan yaz öncesi herkesi endişelendirdi.
TRT Radyo 1 Günaydın Türkiye programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil, kuraklık konusuna dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İklim değişkenliğinin değil, doğaya verdiğimiz zararın krize sebep olduğunu açıklayan Gönençgil, “İklim değişkenliği geçmişte de oldu şimdi de oluyor, gelecekte de olacak. Bu iklimin karakteristik özelliğidir. Bu değişkenliğin kriz yaratması bizden kaynaklı. Sanayi devrimi sonrası, kirlilik, çevresel ve kentleşme sorunlarıyla birlikte bizim bu değişkenliğe karşı kırılganlığımızı arttı. Doğaya uyumlu yaşam biçimimizden uzaklaşıp kendi yaşam biçimimizi oluşturunca iklimsel değişkenliklere karşı daha hassas olduk” ifadelerini kullandı.
NÜFUSUMUZ BATIDA, SUYUMUZ DOĞUDA
Prof. Dr. Barbaros Gönençgil şöyle devam etti: “Dünya nüfusu son 60 yılda 6 milyar civarında artış gösterdi. Bu muazzam bir rakam. Dünya hiçbir zaman için böyle bir artışla karşı karşıya gelmedi. Hızlı artan nüfus, kaynak ihtiyacını doğurdu. İnsanlar da kaynak geliştirmek üzere farklı teknik ve yöntemler geliştirmeye başladı. Ama bu da başka problemleri dğurdu. Böyle bir sarmalın içine girdik.
Sadece kuraklık değil her afet için nüfusun dengeli yayılmasını sağlamalıyız. Örneğin Türkiye’nin nüfusu batıdadır ama suyu doğudadır. Nüfus başka yerde toplanmış ve doğal kaynakların ötesinde bir kullanım söz konusu. Geçtiğimiz yıllarda da batıda bu durumları yaşadık bu yıl da derinden yaşıyoruz. Özellikle İstanbul, İzmir ve Bursa gibi şehirlerde ciddi su sorunu var son dönemde. Yağış miktarı mevsim normallerinin biraz altına düştüğü zaman buralarda hemen problem başlıyor.”
BÖLGEYE UYGUN TARIMSAL ÜRÜN EKİLMELİ
Yer altı su ve tarımsal su kullanımıyla ilgili de uyarılarda bulunan Gönençgil, kanunlarda yazılı olan konuları uygulamada gerçekleştiremediğimizi söyledi. Gönençgil sözlerini şöyle noktaladı: “Çevre konuları anlamında kanun bakımından bir sorunumuz olduğunu düşünmüyorum ancak uygulamada ciddi sorunlarımız var. Kanunda yazılı olanları gerçek anlamda uygulayabilirsek sorunlarımız minimize olacaktır. Gelen suyla, kullanılan su konusunda katı bir politika izlememiz gerekiyor. Özellikle yarı kurak bölgelerde. Bölgeye uygun ürünler ekilmeli. Örneğin, su ihtiyacı yüksek ürünler olan mısır ve şeker pancarı, yarı kurak bir bölge olan İç Anadolu’da ekilmemeli. Eğer iklimine uygun olmayan ürünler ekerseniz susuzluğa davetiye çıkarırsınız."