<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>SAYFA16 | Bursa Haberleri, Bursaspor Haberleri, Bursa Son Dakika, Kültür Sanat Haberleri, Bursa Gazeteleri, Bursa Etkinlikleri, Bursa Konser</title>
    <link>https://www.sayfa16.com</link>
    <description>bursa gazeteleri, bursa haberleri, bursaspor haberleri, bursa kaza, bursa hava durumu, bursa son dakika, bursa konser, bursa gündem, bursa haber siteleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sayfa16.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 20 May 2026 07:47:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekran bağımlılığı hemoroidi tetikliyor!! Hastalık pik yaptı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/ekran-bagimliligi-hemoroidi-tetikliyor-hastalik-pik-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/ekran-bagimliligi-hemoroidi-tetikliyor-hastalik-pik-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Sürek, 'Son yıllarda özellikle genç yaşlarda dijital bağımlılık oldukça arttı artık insanlarımız tuvalete bile telefonlarıyla gidip çok fazla vakit geçirmekte. 3-5 dakikanın üzerinde vakit geçirme olduğunda hemoroid veya makat bölgesinin hastalıklarında artış meydana geliyor. Sık görülen bir hastalık, yaklaşık yüzde 30-40'larda" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Halk arasında basur olarak bilinen makat bölgesindeki hemoroid dokusunun sarkması, genişlemesiyle kaşıntı, kanama, ağrı gibi şikayetlerle kendini gösteren hemoroidal hastalığa karşı uzmanlar uyarıyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Ahmet Sürek de yaşam şeklinin değişmesi, yoğun işlenmiş gıda tüketimi, aşırı acı ve baharatlı gıdaların tüketilmesi, tuvalette uzun süre kalınması, ıkınma, hareketsizlik gibi nedenlerle hemoroidal hastalığı daha sık görüldüğünü belirtti. Doç. Dr. Sürek, son dönemde özellikle genç yaş grubunda ekran bağımlılığının tuvalette de sürmesinin hastalık üzerinde etkili olduğunu söyledi, önemli uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>'Sıklığının artışının ana nedenlerinden biri; ekran bağımlılığı'</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Son yıllarda özellikle genç yaşlarda dijital bağımlılık oldukça arttı. Artık insanlarımız tuvalete bile telefonlarıyla gidip telefonla çok fazla vakit geçirmekteler' diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Ahmet Sürek, 'Bu da tabi çeşitli sağlık problemlere yol açmakta. Uzun süre tuvalette, telefona bakarak vakit geçirmek, bağırsağımızın alt noktasında makat dediğimiz bölgede kan akımının durmasına neden oluyor. Kan damarlarında kan birikmesine neden oluyor. Bu da hemoroid, anal fissür dediğimiz makat çatlaklarına yol açabiliyor, kas disfonksiyonları (kas yapısındaki bozulmalar), ıkınmalarla prolapsuslar (dışarı çıkma, sarkmalar) meydana geliyor. Daha çok genç yaşlarda gördüklerimiz; anal fissür ve hemoroid olarak söyleyebilirim.</p>

<p style="text-align:justify">Ekran bağımlılığı çok önemli bir konu, tuvalette çok fazla vakit geçiriyorlar hem de maalesef Z kuşağımız, gençlerimiz biraz daha artık aktivite, spor yerine herhalde bilgisayar başında vakit geçiriyor. Oyunlar oynuyorlar, devamlı oturarak vakit geçirdikleri için bu hastalıkların şu an görülme sıklığının artışının ana nedenlerinden biri aslında bu; ekran bağımlılığı. Alt bölgedeki damarlarda basınç artışı sağlayarak bu hastalıkların genç yaşlarda görülmesine olanak sağlamaktadır' şeklinde konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Telefonumuzu yanımıza almayalım'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Sürek, 'Bu hastalıkların en büyük nedenlerinden biri kabızlık, tuvalete girdiğimizde çok ıkınmamız, ekran başında veya işyerinde çok fazla oturmak, hareketsizlik, tuvalette 3-5 dakikanın üzerinde vakit geçirme olduğunda hemoroid veya makat bölgesinin hastalıklarında artış meydana geliyor. Makat bölgesinde her kanama hemoroid olmayabilir. En büyük önerilerimden biri; tuvalete gidiyorsak telefonumuzu yanımıza almayalım." dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Son zamanlarda 20'li 40'lı yaşlarda oldukça pik yaptı'</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Kesinlikle sosyal medyadan hasta kendini tedavi etmemeli' diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Sürek, 'İnternetten araştırıp tedavisini kendisi yapmamalı, bazen bunların altından kanserler de çıkabiliyor, özellikle 45 yaşından yüksek insanlarımızın mutlaka bir hekime başvurması gerekiyor. İnternette yazan her şey kişi için doğru değil. Kolorektal kanseri artık 20'li 30'lu yaşlarda da görüyoruz. Geçmeyen bir kanama, kronikleşmiş bir kabızlığı varsa vatandaşlarımızın mutlaka bir hekime başvurması gerekmekte.</p>

<p style="text-align:justify">Belki kolonoskopi belki başka görüntülemeler yapılacak. Bu hastalıkların da yaşı biraz daha düştü, sebebi de yaşam tarzındaki değişiklik. Son zamanlarda 20'li 40'lı yaşlarda oldukça pik yaptı. 20 ile 40 yaş arasında bayağı bir hastamız özellikle genç 20, 30 yaş arasında daha da fazla hastamız bize başvuruyor. Hemoroidal hastalık, makat çatlağı, alt gastrointestinal sistem hastalıklarından başvurular oldukça fazla. Bağırsak sağlığımız çok önemli, insanın ikinci beyni derler, bütün vücudu etkiliyor, bağırsağımıza çok iyi bakmamız gerekiyor.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/ekran-bagimliligi-hemoroidi-tetikliyor-hastalik-pik-yapti</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/5f9fc63f7152d818a4d67f81.webp" type="image/jpeg" length="72374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Paketli gıdalarla vedalaşın]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/paketli-gidalarla-vedalasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/paketli-gidalarla-vedalasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, havaların ısınmasıyla birlikte tezgahlarda yerini alan kırmızı meyvelerin en değerli besinlerden olduğunu söyleyerek, 'Havaların ısınmasıyla paketli gıdaları kesip kırmızı meyveleri tüketmeliyiz' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz döneminde en önemli noktanın daha hafif ve dengeli beslenmek olduğunu söyleyen Betül Merd, 'Havalar ısınmaya başladı ve artık tezgahlarda kırmızı meyveleri daha sık görmeye başlıyoruz. Özellikle çilek, kiraz, vişne, ahududu gibi meyveler bu dönemin en değerli besinlerinden. Çünkü antioksidan kapasiteleri oldukça yüksek. Antioksidan ne demek? Vücudumuzda hücrelere zarar veren serbest radikaller var. Bu kırmızı meyveler, o zararlı etkileri azaltarak hem bağışıklığımızı destekliyor hem de cilt sağlığımıza katkı sağlıyor. Yani aslında sadece kilo kontrolü değil, genel sağlığımız için de çok önemli bir yere sahipler.</p>

<p style="text-align:justify">Aynı zamanda lif içerikleri yüksek olduğu için sindirim sistemini düzenliyorlar, daha uzun süre tok kalmamıza yardımcı oluyorlar. Özellikle yaza yaklaşırken tatlı isteği artan kişiler için de çok güzel bir alternatif. Tatlı yerine bir kase çilek ya da yoğurtla birlikte kırmızı meyve tüketmek çok daha sağlıklı bir seçim olur. Yaza geçiş döneminde beslenmede en önemli nokta şu: daha hafif ve daha dengeli beslenmek. Kışın daha ağır, yağlı yemekler tüketiyoruz ama artık sebze ağırlıklı, zeytinyağlı, ızgara ve haşlama yöntemlerine geçmemiz gerekiyor. Bol su tüketimi de burada çok kritik, çünkü havalar ısındıkça su ihtiyacımız da artıyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Paketli gıdalar azaltılmalı'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Merd, paketli gıdaların azaltılması gerektiğini söyleyerek, 'Paketli gıdalar konusu da çok önemli. Bunları tamamen hayatımızdan çıkarmak zor olabilir ama azaltmak kesinlikle mümkün. Bunun için en pratik yöntem şu: alışverişe tok gitmek ve eve paketli ürün almamak. Çünkü evde varsa tüketiliyor. Onun yerine sağlıklı atıştırmalıklar bulundurabiliriz; meyve, yoğurt, kuruyemiş gibi. Bir de etiket okumayı alışkanlık haline getirmek lazım. İçeriği ne kadar uzunsa, katkı maddesi ne kadar fazlaysa o üründen o kadar uzak durmak gerekiyor. Yaza hazırlanırken en büyük hatalardan biri de çok hızlı kilo vermeye çalışmak. Şok diyetler yerine sürdürülebilir bir beslenme planı uygulamak çok daha doğru.</p>

<p style="text-align:justify">Çünkü önemli olan sadece kilo vermek değil, o kiloyu koruyabilmek. Düzenli öğün, yeterli su, hareketli bir yaşam ve mevsimine uygun beslenme Bunları yaptığımızda zaten vücudumuz yaza kendiliğinden adapte oluyor. Kısacası; kırmızı meyveleri soframıza ekleyelim, paketli gıdaları azaltalım ve daha doğal, dengeli bir beslenme düzenine geçelim. Bu hem sağlığımız hem de enerjimiz için en doğru adım olacaktır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/paketli-gidalarla-vedalasin</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/market.png" type="image/jpeg" length="19639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrekleriniz size veda etmeden, siz tuza veda edin]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/bobrekleriniz-size-veda-etmeden-siz-tuza-veda-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/bobrekleriniz-size-veda-etmeden-siz-tuza-veda-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutfakların vazgeçilmezi, sofraların 'beyaz altını' tuzun, aslında vücudun sessiz kahramanları böbrekler için büyük bir yük oluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">11 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası' sebebiyle bir açıklama yapan Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, tuz bağımlığına dikkat çekti. Ural, 'Çoğumuz yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanırız. Peki, neden? Bu durum, bir damak tadı tercihinden ziyade beyindeki bir 'ödül mekanizması'. Tuz tüketimi beyinde dopamin salınımını tetikleyerek, zamanla daha fazlasını isteyen bir döngü oluşturuyor. Özellikle stresli anlarda kortizol seviyelerini düşürüp geçici bir rahatlama hissi verdiği için vücudumuz bizi yanıltarak tuzlu gıdalara yönlendiriyor. Oysa gerçek şu ki; vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu.' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sessiz ve derin hasar: Glomerüler Hiperfiltrasyon</strong></p>

<p style="text-align:justify">Vücudun arıtma tesisi olan böbreklerin kanımızdaki tuzu dengelemek için olağanüstü bir çaba sarf ettiğini anlatan Uzman Dr. Orçun Ural, şöyle devam etti: 'Ancak bu çaba, 'Glomerüler Hiperfiltrasyon' denilen bir sürece yol açarak böbreğin o meşhur filtrelerini (nefronları) yoruyor ve zamanla sertleşmelerine neden oluyor. Böbrekler genellikle sessizce mücadele eder. Sağlıklı hissetmeniz, hasar oluşmadığı anlamına gelmez; sadece böbreğinizin henüz bu yükü tolere edebildiğini gösterir. Belirtiler başladığında ise genellikle iş işten geçmiş oluyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Sadece tansiyon hastaları mı risk altında?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tuzun sadece yüksek tansiyonu olanlara zararlı olduğu büyük bir yanılgı olduğunu belirten Dr. Ural, normal kan basıncına sahip bireylerde bile aşırı tuzun böbrek dokusuna doğrudan zarar verdiğini vurguladı. Ural, tuzun damar sağlığından bağımsız olarak böbrek hücrelerini doğrudan etkileyerek kronik hastalıkların temelini atabildiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Tuzu kesmek için sadece masadaki tuzluğu kaldırmanın ne yazık ki yeterli olmadığını belirten Dr. Ural, asıl mücadelenin market raflarında başladığını belirterek, 'Sağlıklı sandığımız paketli gıdalardan her gün yediğimiz ekmeğe kadar her yerde gizli sodyum var. Çözüm ise basit ama etkili: Bilinçli bir tüketici olup etiket okumayı alışkanlık haline getirmek. Böbreklerinizi korumak için bugün atacağınız küçük bir adım, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutabilir. Damak tadını yeniden eğitmek için kritik süre 21 gün. Tuzu kademeli azaltıp yerine taze baharatlar, limon ve doğal aromalar eklediğinizde, 3 haftanın sonunda reseptörleriniz yenilenecek ve yiyeceklerin gerçek tadını almaya başlayacaksınız.</p>

<p style="text-align:justify">Geleceğinizi 'salamura' etmeyin. Bugün o tabağa eklemediğiniz bir tutam tuz, yarın size sağlıklı bir ömür olarak geri dönecek.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/bobrekleriniz-size-veda-etmeden-siz-tuza-veda-edin</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/tuz-1621163574.jpg" type="image/jpeg" length="64932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan "hantavirüs" açıklaması]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen hantavirüs vakalarına dair açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bakanlık, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen <strong>hantavirüs</strong> vakalarına dair yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, virüsle ilgili sürecin yakından izlendiği ve Türkiye genelinde herhangi bir bulguya rastlanmadığı vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>"Süreç titizlikle takip ediliyor"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hantavirüs vakalarına ilişkin iddiaların bilimsel veriler ışığında incelendiği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi;</p>

<p style="text-align:justify">Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmî makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız; halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı; tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/b4f2ba68-8be0-4697-b5b4-11cd9cf5f287.jpg" type="image/jpeg" length="30980"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor']]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hantavirüsün kemirgenlerden bulaştığını belirterek, sokak hayvanlarının özellikle fare ve sıçan popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Atlantik Okyanusu'nda seyreden bir yolcu gemisinde ortaya çıkan şüpheli hantavirüs vakalarının ardından açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, virüsün bulaşma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Hantavirüsün esas olarak fare ve sıçan gibi kemirgenler aracılığıyla taşındığını ifade eden Özkaya, insanların ise kemirgen dışkısı, idrarı veya yuva kalıntılarının bulunduğu ortamlarda havaya karışan virüs parçacıklarını soluyarak enfekte olabileceğini kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Özkaya, özellikle uzun süre kapalı kalan kulübe, ahır, çatı katı, garaj ve depo gibi alanların temizliği sırasında riskin arttığını belirterek, 'Kurumuş kemirgen dışkıları süpürülürken ya da temizlik yapılırken havaya yayılan parçacıkların solunması bulaş açısından tehlike oluşturabilir' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'İlk belirtiler grip ile karıştırılabiliyor'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hantavirüsün ilk belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Özkaya, 'Ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Bazı hastalarda süreç ilerlediğinde nefes darlığı, öksürük ve akciğerlerde sıvı birikimi gelişebilir. Özellikle kemirgen teması sonrası nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekir' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'İnsandan insana bulaş riski yok denecek kadar az'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hantavirüsün çoğu vakada insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Özkaya, salgın riskinin düşük olduğunu söyledi. Türkiye açısından büyük bir tehdit beklemediklerini belirten Özkaya, 'Ülkemizde şehir yaşamında kemirgenlerle temas oldukça sınırlı. Kırsal bölgelerde ise sokak hayvanları kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle hantavirüsün ülkemiz için ciddi bir salgın tehdidi oluşturacağını düşünmüyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Uzmanından korunma önerileri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kemirgenlerin yaşam alanlarından uzak tutulmasının önemine değinen Özkaya, yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, çöplerin açık bırakılmaması ve kemirgen giriş noktalarının kapatılması gerektiğini söyledi. Temizlik sırasında ise alanların önce havalandırılması, eldiven ve maske kullanılması gerektiğini belirten Özkaya, kurumuş dışkıların doğrudan süpürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-eaaa65587b12a5f78d15fd1e8e49a873.jpg" type="image/jpeg" length="93210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyayı Hantavirüs korkusu sardı! Pandemiye neden olur mu?]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/dunyayi-hantavirus-korkusu-sardi-pandemiye-neden-olur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/dunyayi-hantavirus-korkusu-sardi-pandemiye-neden-olur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atlas Okyanusu'nda seyreden bir yolcu gemisinde hantavirüs nedeniyle yaşanan üç can kaybı, dünyada yeni bir küresel salgın endişesini tetikledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Önceki günlerde Yeşil Burun Adaları açıklarında çoğunluğu İngiliz, Amerikalı ve İspanyol olmak üzere 147 kişinin bulunduğu lüks bir yolcu gemisinde 7 <strong>hantavirüs</strong> vakası tespit edilmiş, 3'ü hayatını kaybetmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Arjantin'den 1 Nisan'da yola çıkan ve 3 Mayıs'ta Yeşil Burun Adaları açıklarına ulaşan Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisinde <strong>hantavirüs</strong> patlak verdi. Gemideki Hollandalı çift 11 Nisan'da, bir Alman vatandaşı ise 2 Mayıs'ta hayatını kaybetti.</p>

<p id="content" style="text-align:justify"><strong>Hantavirüse</strong> bağlı ölümlerin yaşandığı Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisi İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’na doğru seyrine devam ederken, gemide bulunmayan 1 kişi Hollanda’da virüs şüphesiyle karantina altına alındı.</p>

<p style="text-align:justify">Hollanda merkezli havayolu şirketi KLM Havayolları’nda görevli bir kabin memurunun gemide virüs nedeniyle ölen ilk kişinin eşi olan ve daha sonra gemiden inerek Güney Afrika'nın Johannesburg kentine yaptığı uçuş sonrası hayatını kaybeden kadın ile temaslı olduğu bildirildi.</p>

<p style="text-align:justify">KLM yaptığı açıklamada, söz konusu kadının 25 Nisan'da Johannesburg'dan Hollanda'ya düzenlenen uçuşta "kısa süreliğine" bulunduğunu ancak kalkıştan önce uçaktan indirildiğini duyurdu. Kadının bir gün sonra hantavirüsü nedeniyle hayatını kaybetmesi üzerine temaslı olan kabin memuru karantina altına alındı. Kabin memurunun şu anda hafif semptomlar gösterdiği belirtildi.<br />
<br />
<strong>Kadının Johannesburg’a yaptığı uçuştaki yolcular aranıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadının 24 Nisan’da Johannesburg kentine yaptığı uçuşta Güney Afrika merkezli Airlink Havayolları'nı kullandığı aktarılarak, uçakta bulunan 82 yolcu ve 6 mürettebat ile iletişime geçilmeye çalışıldığı ifade edildi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüse yakalanan 3 kişinin dün Yeşil Burun Adaları açıklarında gemiden tahliye edildiğini aktararak, Hollanda’ya sevk edildiğini ifade etti. Tahliyelerin ardından gemi, Kanarya Adaları’na doğru yola çıktı.<br />
<br />
<strong>"Dünyanın geri kalanı için risk düşük"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, durumun Covid-19 salgınıyla kıyaslanamayacağını belirterek, "Dünyanın geri kalanı için risk düşük" dedi.<br />
<br />
<strong>Gemi Kanarya Adaları’na demirleyecek</strong></p>

<p style="text-align:justify">İspanya Sağlık Bakanı Monica Garcia Gomez, geminin önümüzdeki üç gün içinde Kanarya Adaları'nın Tenerife limanına yanaşacağını duyurmuş ve sağlık durumları müsaade ettiği takdirde yabancı yolcuların buradan kendi ülkelerine gönderileceğini açıklamıştı.<br />
<br />
<strong>Ne olmuştu?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Arjantin'den 1 Nisan'da yola çıkan ve 3 Mayıs'ta Yeşil Burun Adaları açıklarına ulaşan gemide 23 ülkeden 88 yolcu ve 59 mürettebat bulunuyor. Gemide şu ana kadar 7 kişide virüs tespit edilirken, 3 kişi hayatını kaybetti. İlk vaka olan Hollandalı erkek yolcu 11 Nisan'da gemide hayatını kaybederken, cenazesi 24 Nisan'a kadar gemide kaldı. Ardından eşi, cenazeyle birlikte Saint Helena'da karaya çıkarıldı. Tahliye sırasında hafif belirtiler gösteren kadın, Güney Afrika'nın Johannesburg kentine uçtu. Hollanda’ya giden uçağa bindirilmeyen kadın, 26 Nisan'da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Gemideki 1 Almanya vatandaşı ise 2 Mayıs'ta yaşamını yitirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>İlacı yok</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hantavirüs</strong> genellikle maruz kalındıktan 1 ila 8 hafta sonra yorgunluk ve ateş gibi grip benzeri semptomlarla başlıyor. Ölümcül solunum yolu hastalığına neden olabilen <strong>hantavirüs</strong>, kemirgen dışkısı veya idrarından kaynaklanan parçacıkların havaya karışmasıyla yayılabiliyor, insanlar arasında ise kolayca bulaşmıyor. Hastalığı tedavi edecek özel bir ilaç bulunmazken, tedavi destekleyici bakıma odaklanılıyor, ağır vakalarda ise hastalar solunum cihazına bağlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/dunyayi-hantavirus-korkusu-sardi-pandemiye-neden-olur-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/a-w697795-02.jpg" type="image/jpeg" length="53886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biyoteknoloji firması BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech, köklü bir yeniden yapılanma sürecine gireceğini duyurdu. BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek. BioNTech Sözcüsü yaptığı açıklamada, 'Bu yıl içinde Almanya'daki son dozları üretmiş olacağız' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Yaklaşık 2 bin kişi işten çıkarılacak</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeniden yapılanma kapsamında şirketin Almanya'nın Idar-Oberstein ve Marburg kentlerindeki, Singapur'daki ve 2025 sonunda bünyesine kattığı rakip şirket CureVac'a ait Tübingen'deki üretim tesisleri kapatılacak. Söz konusu tesislerin 2027 sonuna kadar tamamlanması ve tesislerin satışa çıkarılması planlanıyor. Şirketin ayrıca, yapılanma kapsamında bin 860 kişinin işine son vermesi bekleniyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kansere odaklanılacak</strong></p>

<p style="text-align:justify">BioNTech, Covid-19 salgının sona ermesinin ardından aşılara olan talebin düşmesi sonucu yeniden yapılanma kararı aldığını ifade ederek, kanser ve diğer hastalıkların tedavisine odaklanılacağını açıkladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Zarar 500 milyon euroyu aştı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Şirketin, bu yılın ilk çeyreğinde gelirleri 182,8 milyon eurodan 118,1 milyon euroya gerilerken, net zararı ise 531,9 milyon euroya yükseldi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şahin ve Türeci görevi bırakmıştı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, BioNTech'in kurucuları Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci ise geçtiğimiz mart ayında yeni bir girişim başlatmak üzere görevlerinden ayrıldıklarını açıklamıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/agency/iha/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor.jpg" type="image/jpeg" length="44227"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser hastası yapay zekaya inandı, kabusu yaşadı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/kanser-hastasi-yapay-zekaya-inandi-kabusu-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/kanser-hastasi-yapay-zekaya-inandi-kabusu-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zeka bilgiye erişimde büyük kolaylık ancak hekim muamelesi yapmak iyi bir fikir değil. Çünkü yanlış sonuçlar verebiliyor ve hastalar doğru tedaviye ulaşana kadar zor zamanlar geçirebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kanser hastasının tahlil sonucunu yapay zeka yanlış yorumladı, doktora gidinceye kadar kabusu yaşadı.</p>

<p style="text-align:justify">Kahve falı, rüya tabiri de soruluyor hayati önemdeki kanser tetkikleri de...</p>

<p style="text-align:justify">Yapay zekanın bilgiye erişimdeki kolaylığı tartışılmaz ancak doktor muamelesi yapmak hastaları yanlış yönlendirebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>“YEDİ GÜN BOYUNCA SABAHLARA KADAR AĞLIYOR”</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Karabulut, meme kanseri olan bir hastasının pet sonucunu yapay zekaya gönderdiğini ve sonrasında günlerce ağladığını belirterek olayı şöyle anlattı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">"Bir meme kanserli hastamız evreleme pet'i yapıyoruz. Akciğerinde üç tane milimetrik nodül çıkıyor, ki Covid-19 döneminden sonra birçok hastada bu nodülleri görüyoruz. Bizim standart yaklaşımımız bunların hastalığıyla ilişkili olmadığı yönünde. Yapay zeka yorumu meme kanseri, bunlar metastaz olabilir olmayabilir de. Bu hasta bize 7 gün sonra ulaşıyor ama 7 gün boyunca sabahlara kadar ağlıyor. Yazık bu insanlara".</p>

<p style="text-align:justify">Antalya'daki Tıbbi Onkoloji Kongresi'nde yapay zekanın kanser tedavisindeki yeri de önemli gündem maddelerinden biriydi. Tedavi yöntemlerinde katkısı var ancak tıpta hala tek başına kullanılabilecek düzeyde değil.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>“YAPAY ZEKA İYİ BİR DOKTORDAN DAHA ZEKİ DEĞİL”</strong></p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Bülent Karabulut, “Hastalara niye böyle yapıyorsunuz diyemem çünkü o kadar kolay ki. Yapay zeka insan zekasından öte değil ne kadar veri varsa o kadar yüklüyoruz. Yapay zeka iyi bir doktordan daha zeki değil.” sözleriyle uyarıda bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/kanser-hastasi-yapay-zekaya-inandi-kabusu-yasadi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/yapayzeka-923619.webp" type="image/jpeg" length="77388"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku apnesi kalp krizi ve inme riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/uyku-apnesi-kalp-krizi-ve-inme-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/uyku-apnesi-kalp-krizi-ve-inme-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, uyku apnesinin birçok hastalığın temel nedenlerinden biri olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünya Uyku Günü dolayısıyla 'uyku apnesi' hakkında bilgiler veren Liv Hospital Samsun Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, hastalığın en önemli belirtisinin horlama olduğuna dikkat çekerek, 'Bazen yan odalarda uyuyanlar bile hastanın uyku apnesi durumunu anlayabilir. Kişinin uyurken solunumunun durmasını ise yanında yatan kişi fark eder. Uyku apnesi belirtilerinden bir diğeri ise gündüz uyuklama durumudur. Hasta gece boyunca bahsedilen uykuda nefesin durması, horlama gibi faktörler yüzünden uyku düzenini kaybeder. Hasta sabah kalktığında yorgun ve bitkin bir şekilde kalkacaktır. Kaliteli uyku olmadığı için de hasta gündüz uyuklama halindedir' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Opr. Dr. Karadavut, uyku apnesinin sebep olduğu problemleri ise şöyle sıraladı:</p>

<p style="text-align:justify">'Uyku apnesi yaşayan hasta, uykusunu yeterli ve düzenli olarak alamadığı için sabah kalktığı zaman ciddi bitkinlik, yorgunluk hali yaşar. Hasta uykusunu tam alamaz. Buna bağlı olarak sinirli olma, konsantre olamama durumları da kendini gösterir. Ciddi baş ağrısı yakınmaları vardır, gece boyunca sık sık idrara çıkma söz konusudur. Uygunsuz yerlerde uyuma vardır. Bu da hastanın iş ve okul performansını ciddi oranda azaltır.'</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tedavide yüksek hava basıncı uygulanabilir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Tedaviyle alakalı da bilgilendirmelerde bulunan Opr. Dr. Yunus Karadavut, 'Uyku apnesi, birçok hastalığın temel nedenlerinden biridir. Kuvvetli baş ağrısı, cinsel isteksizlik, iktidarsızlık, kalp krizi, inme, depresyon gibi problemler uyku apnesinin neden olabileceği sıkıntılar arasındadır. Bunlar çok ciddi sorunlar olduğu için mutlaka böyle şikâyetleri olan kişilerin uyku apnesi yönünden testler yaptırması, uzman doktorları ziyaret etmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki uyku apnesi tedavisi olmayan bir hastalık değildir. Yüksek derecede uyku apnesi için pozitif hava basıncı tedavisi uygulanmaktadır. Yukarıda bahsedilen belirtileri taşıyan kişilerin mutlaka kulak burun boğaz konusunda uzmanlaşmış kişilere görünmeleri gerekmektedir' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bu hastalıklar uyku sorunlarına yol açıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Opr. Dr Yunus Karadavut, uyku sorunlarına yol açan hastalıklara dikkat çekerek, 'Depresyon ve kaygı bozuklukları, astım ve akciğer hastalıkları, kalp yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği, fibromiyalji, parkinson, MS, kas hastalıkları ve ALS gibi bazı hastalıklar farklı tiplerde uyku sorunlarına yol açabilmektedir. Ek olarak Covid-19 hastalarında uyku apne riski yüksek bulunan vakalarda klinik seyrin, düşük riskli gruba göre iki kat daha ağır geçtiği gözlemlenmiştir. Uyku apne tanı ve tedavisinin daha etkin bir şekilde yapılmasıyla bu risklerin de azaltılabileceği kanısındayız' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bu belirtilerde hemen doktora başvurun</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hangi belirtilerde doktora başvurulması gerektiğine de değinen Dr. Karadavut, 'Uykuya dalmakta zorluk, nedensiz şekilde sık uyanma, sabah çok erken saatte uyanıp bir daha uyuyamama, gece en az bir kez tuvalet ihtiyacıyla uyanma, uykuda terleme, uykuda sık pozisyon değiştirme veya sık hareket etme, sabah dinlenmemiş ve yorgun uyanma, gündüz yorgunluğu, gün içinde uyku ihtiyacı veya uyuklama, zihinsel aktivitelerde giderek bozulma, normal beslenmeye karşın giderek kilo alma, sebepsiz mizaç bozuklukları, sinirlilik ve gerginlik gibi önemli problemler olduğunda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/uyku-apnesi-kalp-krizi-ve-inme-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/04/excpng.webp" type="image/jpeg" length="60802"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta yapay zeka devrimi]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/saglikta-yapay-zeka-devrimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/saglikta-yapay-zeka-devrimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıpta geleneksel tanı yöntemleri, yerini akıllı ve öngörülebilir veri modellerine bırakıyor. Yapay zeka ile biyoinformatiğin stratejik gücüne dikkat çeken Doç. Dr. Nazife Çevik, yeni nesil teknolojiler sayesinde tümörlü dokuların artık milimetrik bir hassasiyetle teşhis edilebildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yüksek boyutlu ve heterojen biyolojik verilerin analizinde geleneksel yöntemlerin sınırlarına ulaşıldığını anlatan <strong>İstanbul Arel Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nazife Çevik</strong>, yapay zeka tabanlı yaklaşımların sağlıkta yeni bir soluk olduğunu ifade etti. Özellikle Konvolüsyonel Sinir Ağları (CNN) kullanılarak gerçekleştirilen tıbbi görüntü analizlerinin hayati bir role sahip olduğunu vurgulayan Çevik, teknolojinin sağladığı somut katkıları şu başlıklarla özetledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">'Hassas Tümör Segmentasyonu: MR ve BT görüntülerinde tümörlü dokuların milimetrik bir doğrulukla tespit edilmesi ve sağlıklı dokudan ayrıştırılması.</p>

<p style="text-align:justify">Erken Teşhis Mekanizmaları: Retina görüntülerinin analizi sayesinde diyabetik retinopati gibi kalıcı hasar bırakabilecek hastalıkların, henüz semptom göstermeden teşhis edilebilmesi.</p>

<p style="text-align:justify">Akıllı Klinik Karar Destek Sistemleri: Hekimlerin tanı ve tedavi planlama süreçlerinde yanılma payını en aza indiren, veriye dayalı dijital asistanların devreye girmesi.'</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W683847 01" class="detail-photo img-fluid" height="2768" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/04/a-w683847-01.jpg" width="4160" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Yorumlanabilirlik klinik güvenin anahtarıdır'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yapay zekanın sadece yüksek doğruluk oranı sunmasının yeterli olmadığını belirten Çevik, klinik uygulanabilirlik için açıklanabilir yapay zeka (XAI) yöntemlerinin kritik rol oynadığını söyledi. SHAP ve LIME gibi yaklaşımların, modellerin neden belirli bir karara vardığını şeffaflaştırarak hekimlerin sisteme olan güvenini artırdığını ifade eden Çevik, 'Sağlık verilerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında, geliştirilen yöntemlerin doğruluk kadar yorumlanabilirlik ve klinik uygulanabilirlik açısından da değerlendirilmesi şarttır' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Kişiselleştirilmiş tedavi ön planda</p>

<p style="text-align:justify">Gelecek perspektifinde multi-modal veri analizi ve hibrit modellerin öne çıkacağını öngören Doç. Dr. Nazife Çevik, sağlık sistemlerinin dönüşümünü şu sözlerle özetledi: 'Yapay zeka ve biyoinformatiğin entegrasyonu, sağlık sistemlerini daha akıllı, hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirecek. Gerçek zamanlı klinik karar destek sistemleri, bireye özel tedavi planları ve yapay zeka destekli ilaç keşfi süreçleri, bu dönüşümün en önemli bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu gelişmeler, hem hasta bakım kalitesini artıracak hem de sağlık sistemlerinin maliyet etkinliğini iyileştirecektir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/saglikta-yapay-zeka-devrimi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/04/saglik-sektorunun-yapay-zeka-s-1771841280-r36rdu.webp" type="image/jpeg" length="71793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi gençleşiyor]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/kalp-krizi-genclesiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/kalp-krizi-genclesiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, son yıllarda kalp krizi vakalarının giderek daha genç yaş gruplarında görülmeye başladığına dikkat çekti. Özellikle 30'lu yaşlarda artan vakaların yaşam tarzıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Genç bireylerin göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtileri çoğu zaman önemsemediğini belirten Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, erken tanının hayat kurtardığını hatırlattı. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve stres yönetimiyle kalp krizinin büyük ölçüde önlenebileceğini de belirten Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>30'lu yaşlarda alarm veren tablo</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, son yıllarda kalp krizi vakalarının yalnızca ileri yaş grubunda değil, 30'lu hatta 20'li yaşlarda dahi görülmeye başladığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Bu değişimin en büyük nedeninin modern yaşam alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken uzman, genç yaşta kalp krizi riskinin artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştığını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Modern yaşam tarzı kalbi yoruyor'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hareketsiz yaşam, fast food ağırlıklı beslenme, yoğun iş temposu ve kronik stresin kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, özellikle masa başı çalışan gençlerde riskin daha da arttığını ifade etti. Prof. Dr. Can, 'Gün içinde neredeyse hiç hareket etmeyen, düzensiz beslenen ve yüksek stres altında yaşayan bireylerde kalp damar hastalıkları çok daha erken yaşta ortaya çıkabiliyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sigara ve enerji içecekleri riski katlıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Gençler arasında yaygın olan sigara, özellikle de elektronik sigara kullanımının yanı sıra enerji içeceklerinin de kalp ritmini olumsuz etkilediğini vurgulayan Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, bu alışkanlıkların kalp krizi riskini katladığını belirtti. Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, Özellikle yoğun kafein tüketiminin kalp üzerinde ani ve ciddi etkiler oluşturabileceğine de dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Düzenli kontrol hayat kurtarır'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kalp krizinin her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkmadığını hatırlatan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, genç bireylerde belirtilerin daha sinsi olabileceğini söyledi. Göğüste baskı hissi, nefes darlığı, çarpıntı, ani yorgunluk ve soğuk terleme gibi şikâyetlerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, 'Gençler bu belirtileri çoğu zaman yorgunluk ya da stres olarak yorumlayıp doktora başvurmuyor. Oysa erken müdahale hayat kurtarır' dedi. Ailede kalp hastalığı öyküsü olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Can, belirli aralıklarla yapılan kalp kontrollerinin muhtemel riskleri önceden ortaya çıkarabileceğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Kalbinizi korumak sizin elinizde'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kalp krizinden korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine değinerek şu önerilerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">'Düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek, sigaradan uzak durmak, stresten mümkün olduğunca kaçınmak ve yeterli uyku almak.'</p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, 'Kalbinizi korumak için küçük ama etkili adımlar atabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki kalp sağlığı, yaşam kalitesinin temelidir' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/kalp-krizi-genclesiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2025/02/kalp-krizi.jpg" type="image/jpeg" length="26863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de 2040'dan itibaren satışı tamamen yasaklanacak]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/turkiyede-2040dan-itibaren-satisi-tamamen-yasaklanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/turkiyede-2040dan-itibaren-satisi-tamamen-yasaklanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği hedefleri doğrultusunda hazırlanan yeni düzenleme, Türkiye’de tütün kullanımına yönelik kuralları önemli ölçüde sıkılaştırmayı amaçlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Meclis’e sunulması beklenen teklif kapsamında, sigara yalnızca belirlenen alanlarda içilebilecek, yeme-içme hizmeti sunulan açık alanlarda kullanım yasaklanacak ve tütün ürünlerinin satışından tüketimine kadar birçok başlıkta yeni sınırlamalar getirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Düzenleme, hem kamusal alanlarda dumansız yaşamı yaygınlaştırmayı hem de uzun vadede tütün kullanımını tamamen sona erdirmeyi hedefliyor. Ocak 2040 tarihinden itibaren ise Türkiye’de tütün ürünleri satılmayacak.</p>

<p style="text-align:justify"><em><strong>Hürriyet'in haberine göre</strong></em> hükümet, sigara, nargile başta olmak üzere tütün ürünleriyle ilgili yasakları Avrupa Birliği hedefleriyle uyumlu olarak yeni bir faza taşımaya hazırlanıyor. AK Parti grubunun Sağlık Bakanlığıyla koordineli hazırladığı yasa teklifi taslağına göre, açık ya da kapalı alan ayrımı yapılmaksızın sigara içilmesine sadece belirlenmiş alanlarda izin verilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Açık ya da kapalı alan olmasına bakılmaksızın ibadethane, okul öncesi eğitim kurumları, ilk ve orta öğrenim kurumları, yükseköğretim kurumları, sağlık kurum ve kuruluşları gibi alanlarda, çocuk parkları, spor alanları, plajlar gibi açık alanlarda sigara içilmeyecek. Kamuya açık olmayan açık alanlarda da sigara kullanımı sınırlanacak.</p>

<h2 style="text-align:justify">Çocuğa satana hapis</h2>

<p style="text-align:justify">Teklife göre ‘tütün ürünü’ yeniden tanımlanıyor. Yalnızca tütün içeren geleneksel ürünler değil, ‘organik ya da sentetik nikotin içeren ürünler ve tütün veya nikotin içermese dahi tütün mamulünü taklit eder tarzda kullanılan elektronik iletim sistemleri dahil her türlü nargile, sigara, elektronik sigara (sıvı ve kimyasal içerenler de dahil), ısıtılmış tütün gibi ürünlerin tamamı’ türün ürünü kabul edilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Nakit parayla tütün ürünü satılamayacak. Tütün ürünlerinin tamamı elektronik sistemle kayda alınacak. Tütün ürünü tüketim alanlarına 18 yaşını doldurmamış kişiler giremeyecek. Çocuklara tütün ürünü satanlar 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanacak.</p>

<h2 style="text-align:justify">Tütün denetim ekipleri kurulacak</h2>

<p style="text-align:justify">Hastaneler ile üniversitelerde sigara içilmeyecek. Hastane ve üniversite binası yerleşke içinde binalara en az 20 metre mesafede sigara içme alanı oluşturulacak. Yasak kapsamındaki mevcut lokanta, birahane ve işletmelerin yanı sıra, yeme-içme hizmeti verilen işletmelerde sigara içilen bölüm olmayacak. Bu işletmelerde toplam kullanım alanının yüzde 10’unu geçmeyecek oranda, en az iki en fazla 20 metrekare büyüklüğünde, içerisi dışarıdan görünmeyecek şekilde sigara içme bölümü kurulabilecek. Bu alanlara yiyecek-içecek servisi yapılmayacak.</p>

<p style="text-align:justify">Plajlarda, aralarındaki mesafe 200 metreden az olmayacak biçimde sigara kabini kurulabilecek. Çocuk oyun alanları, oyun parkları ve çocuk bahçeleri gibi temelde çocukların faydalandığı alanlar ile yürüyüş yolları ve açık havada gerçekleştirilen spor ve etkinliklerin seyir alanlarında sigara içilmeyecek.</p>

<p style="text-align:justify">Sigara yasaklarına ilişkin denetimler artık belediyelerce değil, vali, kaymakam gibi mülki amirlerce yaptırılacak. Yerel mülki amirler tütün denetim ekipleri kuracak.</p>

<p style="text-align:justify">Tütün ürünleriyle mücadelede yasakları ihlal edenlere ilişkin cezalar ağırlaştırılıyor. Kişiler ve işletmeler açısından 5 bin liradan 10 milyon liraya kadar para cezaları ile ruhsat iptaline kadar varan yaptırımlar uygulanacak. Tekrar eden ihlallerde işletmelere kademeli kapatma cezaları verilecek.</p>

<p style="text-align:justify"><em><strong>Yasak alanlarda sigara içenlere 5 bin lira para cezası kesilecek.</strong></em></p>

<h2 style="text-align:justify">5 milyon liraya kadar ceza</h2>

<p style="text-align:justify">1 Ocak 2040’tan sonra tütün ürünlerini ithal eden, üreten, satışa arz eden, nakleden ve satış yapanlara 1 milyon liradan 5 milyon liraya kadar adli para cezası verilecek. Bu tarihten sonra tütün ürünlerini satın alan, bulunduran veya yolcu beraberinde getirenlere ise 50 bin liradan 250 bin liraya kadar idari para cezası kesilecek. Bu cezalar o tarihe kadar güncelleme oranıyla artacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/turkiyede-2040dan-itibaren-satisi-tamamen-yasaklanacak</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2024/04/en-cok-sigara-icen-ulkeler-belli-oldu-turkiyenin-sirasina-inanamayacaksiniz-tnbw.webp" type="image/jpeg" length="87916"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Evlilik kanseri önlüyor']]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, ABD'de dört milyondan fazla vakayı kapsayan çalışmaya göre, hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser riskinin evlilere kıyasla daha yüksek olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, evlilik ile kanser riski arasındaki ilişkiye yönelik yapılan büyük ölçekli bir araştırmayı değerlendirdi. Özkaya, 'Geçen hafta yayınlanan ve ABD'de dört milyondan fazla vakayı kapsayan büyük bir araştırmaya göre, evliliğin kanser riskinin azalmasıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor ve hiç evlenmemiş yetişkinlerin kansere yakalanma riski, evlenmiş olanlara göre önemli ölçüde daha yüksek olduğunu belirtiyor. Hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranları, boşanmış veya dul kalmış erkekleri de içeren evli erkeklere göre yüzde 68 daha yüksektir. Hiç evlenmemiş kadınlarda ise bu oran daha da yüksektir ve yüzde 83 olarak bildirilmiş.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yeni gözlem, evlenmenin kanseri önlediği veya insanların evlenmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak evlilik, kanserin daha erken teşhis edilmesi ve daha iyi hayatta kalma oranıyla zaten ilişkilendirilmektedir. Evli bireyler genellikle (ancak her zaman değil) daha güçlü destek sistemlerine, daha büyük ekonomik istikrara sahiptir ve kanser tedavi rejimlerine uyma olasılıkları daha yüksektir. Bundan şunu çıkarmak gerekiyor: Evli değilseniz kanser risk faktörlerine daha fazla dikkat etmeniz, ihtiyaç duyabileceğiniz taramaları yaptırmanız ve sağlık bakımınızı güncel tutmanız gerektiği anlamına geliyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kadın ve erkek arasındaki fark</strong></p>

<p style="text-align:justify">Özkaya şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">'Erkekler ve kadınlar biraz farklı örüntüler gösterdi. Hiç evlenmemiş erkeklerin kansere yakalanma olasılığı, evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 70 daha fazlayken, hiç evlenmemiş kadınların kansere yakalanma ihtimali, evli veya daha önce evlenmiş kadınlara göre yaklaşık yüzde 85 daha fazlaydı. Bu, daha geniş bir eğilimin küçük ama dikkate değer bir tersine dönüşünü temsil ediyor: Erkekler genellikle sağlık ve sosyal faktörler açısından evlilikten kadınlardan daha fazla fayda görüyor. Bu durumda ise kadınlar evlilikten erkeklerden biraz daha fazla fayda görmüş gibi görünüyor. Evlilik ile kanser arasındaki en güçlü bağlantılar, enfeksiyon, sigara veya alkol kullanımıyla ilgili kanserlerde ve kadınlarda yumurtalık ve rahim kanseri gibi üreme ile ilgili kanserlerde görüldü. Araştırmacılar, meme, tiroit ve prostat kanserleri de dahil olmak üzere, güçlü tarama programlarına sahip kanserler için daha zayıf bağlantılar buldular. Daha az sigara içen, daha az alkol tüketen, kendine daha iyi bakan ve sosyal hayata daha fazla entegre olan kişilerin evlenme ihtimallerinin de daha yüksek olması muhtemeldir. Yine de araştırmacılar, evlilik ile kanser arasındaki bağlantının 50 yaş üstü yetişkinlerde daha güçlü olduğunu buldular; bu da insanların yaşlandıkça ve kanser risk faktörlerine maruz kaldıkça, evlilikle ilişkili faydaların daha belirgin hale gelebileceğini düşündürüyor. Aslında buna şu gözle bakmak gerekiyor. Eğer bekarsanız ve daha izole bir yaşam sürüyorsanız, tarama veya önleme faaliyetlerine katılma olasılığınız daha düşüktür. Sağlık Bakanlığımızın Sağlıklı Hayat Merkezleri ücretsiz olarak tüm halkımıza sadece kanser taramalarında değil her türlü sağlık sorunlarınıza ve sorularınıza evli veya bekar ayırt emeksizin hizmet verdiğini hatırlatmak istiyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/04/evlilik-kanser-riski-5.webp" type="image/jpeg" length="53638"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her bir gebeye ebe tahsis edilecek]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/her-bir-gebeye-ebe-tahsis-edilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/her-bir-gebeye-ebe-tahsis-edilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Her Gebeye Ebe" uygulamasıyla ilk hamileliğini yaşayan tüm anne adaylarına 6'ncı aydan sonra ebe tahsis edileceğini dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğum oranlarının artması için çalışmalar sürüyor...</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, gebelik ve doğumun mucizevi bir yolculuk olduğunu, insanın bu büyük ve hassas bir süreçte zaman zaman endişe duyabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HER GEBEYE BİR EBE</strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye genelinde görev yapan 61 bin 414 ebe olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Mesleki mevzuatları güncelleyerek ebeleri hem sahada hem de doğumhanede çok daha etkin hale getirdiklerini anlatan Memişoğlu,<em><strong> "Her Gebeye Ebe" </strong></em>uygulamasıyla ilk gebeliğini yaşayan bütün anne adaylarına, takibi nerede yapılırsa yapılsın hamileliklerinin son üç ayında birebir ebe tahsis edildiğini ifade etti.</p>

<p><img height="395" loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/04/08/69d61a5f4e9ab808__w1200xh675.jpg?w=800" width="703" /></p>

<p><strong>"SEZARYEN ORTALAMASI DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE"</strong></p>

<p>Bu süreçte ecenin anne ile beraber 3 ay geçirdiğini de sözlerine ekleyen Memişoğlu, <em><strong>"Son 3 ayında gebemizin hem arkadaşı olacak hem danışmanı olacak. İlk anneliğini bekleyen her anne adayımız, ister özel hastanede olsun, ister doğum hastanesinde olsun, doğum yapsın, ebemizin ilk anne adayımızın her an yanında olacağını özellikle belirtmek istiyorum. İstiyoruz ki ilk gebeliğinde tecrübeli bir ebemiz devamlı yanında olsun, güven versin, rehberlik etsin." </strong></em>dedi.</p>

<p>Sezaryenin, normal doğumun tıbben mümkün olmadığı ya da anne ve bebek sağlığının risk altında olduğu durumlarda hekim kararıyla başvurulması gereken ciddi bir ameliyat olduğunu ifade eden Memişoğlu, Türkiye'de tıbbi açıdan gerekli olmayan sezaryen oranlarının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/her-bir-gebeye-ebe-tahsis-edilecek</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/04/69d61a81a6d20596.webp" type="image/jpeg" length="56795"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toplum yaşlandıkça fizik tedavi ihtiyacı artıyor]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/toplum-yaslandikca-fizik-tedavi-ihtiyaci-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/toplum-yaslandikca-fizik-tedavi-ihtiyaci-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından 2-5 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenen 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, yoğun katılım ve kapsamlı bilimsel içeriğiyle tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen yaklaşık 1500 fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ile asistan hekimin katıldığı kongrede; serebral palsi, omurilik yaralanmaları, inme, romatizmal hastalıklar ve kas-iskelet sistemi ağrıları gibi geniş kitleleri ilgilendiren hastalıklar multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirildi. Ayrıca telerehabilitasyon, evde fizik tedavi uygulamaları ve robotik rehabilitasyon gibi yenilikçi yöntemler de bilimsel programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W677227 02" class="detail-photo img-fluid" height="1064" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/04/a-w677227-02.jpg" width="1600" /></p>

<p style="text-align:justify">Kongre Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, kongrenin bilimsel derinliği ve katılım düzeyiyle dikkat çektiğini belirterek, 'Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen meslektaşlarımızla bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirdik. Özellikle inme, serebral palsi ve omurilik yaralanmaları gibi hastalıklarda yeni tedavi yaklaşımlarını ve teknolojik gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldık. Kongremiz, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında hem bugünü değerlendiren hem de geleceğe yön veren güçlü bir platform oldu' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Bilimsel oturumlarda, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kas-iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra nörolojik rehabilitasyon süreçleri, girişimsel tedavi yöntemleri ve rejeneratif uygulamalar da geniş kapsamda ele alındı. Alanında uzman konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen sunumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik anlamda önemli katkılar sundu.</p>

<p style="text-align:justify">Kongre Sekreteri Dr. Ümit Yalçın, organizasyona gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, 'Artan yaşlı nüfusla birlikte rehabilitasyon ihtiyacının büyüdüğü günümüzde, telerehabilitasyon ve evde bakım uygulamalarının yaygınlaştırılması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W677227 01" class="detail-photo img-fluid" height="1064" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/04/a-w677227-01.jpg" width="1600" /></p>

<p style="text-align:justify">Kongre Sekreteri Dr. Kaan Uslu ise fizik tedavi ve rehabilitasyonun koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolüne vurgu yaparak, 'Kas-iskelet sistemi şikayetlerinde hastaların ilk başvuru noktasının fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları olması gerektiği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor' diye konuştu. Uslu ayrıca, kongrenin başarılı organizasyonuna katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederek, özellikle sürecin sorunsuz ilerlemesinde önemli rol üstlenen organizasyon firması BURKON'a ve BURKON Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker'e de teşekkürlerini iletti.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenleme Kurulu Üyesi Dr. Aysun Özlü de kongrenin uygulamaya dönük yönünün güçlü olduğunu vurgulayarak, 'Bilimsel oturumların yanı sıra son teknoloji cihazların birebir deneyimlenmesi, meslektaşlarımız açısından son derece verimli bir öğrenme ortamı sağladı' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Kongre boyunca düzenlenen kurslar, paneller ve sempozyumlarla fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar kapsamlı şekilde ele alınırken, sektördeki yeniliklerin sahaya yansıması açısından da önemli bir zemin oluşturuldu. Katılımcılar, hem akademik bilgi paylaşımı hem de mesleki dayanışma açısından kongrenin son derece verimli geçtiğini vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify">Dört gün süren kongrede 65 panel, 17 kurs, 8 uydu sempozyum ve 16 sözel bildiri oturumu gerçekleştirilirken; toplam 132 sözel ve 239 poster bildiri sunuldu. 31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, bilimsel üretim, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile sağlık politikalarına katkı sunacak önemli çıktılarla tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/toplum-yaslandikca-fizik-tedavi-ihtiyaci-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/04/a-w677227-06.jpg" type="image/jpeg" length="16420"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Günümüzde 33 çocuktan biri otizmli]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/gunumuzde-33-cocuktan-biri-otizmli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/gunumuzde-33-cocuktan-biri-otizmli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, 1970'li yıllarda 10 binde de bir görülen otizmin, günümüzde 33 çocuktan birinde görüldüğünü ve oranın erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla olduğunu kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">2 Nisan ‘Dünya Otizm Farkındalık Günü' nedeniyle açıklamalarda bulunan Diyarbakır Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı İbrahim Zeyrek, otizmin son zamanlarda ciddi şekilde artan nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Zeyrek, "Nörogelişimsel bozukluklar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, zihinsel yetersizlik, öğrenme güçlüğü, motor bozukluklar ve tik bozukluklarını kapsamaktadır. Otizm de bunlardan biridir. Son zamanlarda otizm oranı çok ciddi bir şekilde artmıştır. 1970'li yıllarda 10 binde bir görülürken, günümüzde 33 çocuktan birinde görülmektedir. 2000'li yıllara göre ise yaklaşık yüzde 400 oranında bir artış söz konusudur. Bu çocuklar genellikle belirli şikayetlerle başvurmaktadır. En başta konuşma gecikmesi gelmektedir. Ancak konuşma gecikmesi tek başına yeterli değildir. Konuşma gecikmesinin birçok nedeni vardır. Otizm açısından değerlendirecek olursak, bunun yanında başka belirtilerin de olması gerekir. Bunlar, sosyal temas yoksunluğu, ismine dönmeme, göz teması kuramama, işaret edilen yere bakamama ve o bağlamda iletişim kuramama gibi durumlardır. Bunlar otizmin çekirdek belirtileri, yani A belirtileridir. Tanı, DSM-5'e göre konulmaktadır. A belirtisi sosyal iletişim ve karşılıklı etkileşimde yetersizliktir. B belirtisinde ise sınırlı ilgi alanları, tekrarlayıcı hareketler ve duyusal farklılıklar yer alır. B belirtilerinden en az iki tanesinin bulunması gerekir. Ancak küçük çocuklarda her zaman gözlemlenmeyebilir. Stereotipik hareketler arasında kanat çırpma, alkış yapma, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme ve kelime tekrarları (ekolali) yer almaktadır. Günümüzde çocuklarda sık görülen şikayetler arasındadır" dedi.<br />
<br />
<strong>''Otizm belirtileri genelde 2-3 yaş arasında fark ediliyor''</strong></p>

<p style="text-align:justify">Otizm belirtilerinin genellikle 2-3 yaş arasında fark edildiğini aktaran Zeyrek, şu ifadeleri kullandı:<br />
''Eskiden ‘3 yaşından önce tanı konulamaz' gibi bir yanlış kanı vardı. Ancak bu doğru değil. 3 yaşından önce de tanı konulabilmektedir. Erken tanı büyük önem taşımaktadır. Çünkü 0-6 yaş beyin gelişimi açısından kritik bir dönemdir. Özellikle 2 ve 5 yaş civarında beyin gelişiminde budanma süreçleri yaşanır. Kullanılmayan nöron bağlantıları zamanla yok olur. Bu nedenle erken tanı ve erken eğitim çok önemlidir. Otizm, erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla görülmektedir. Vaka sayısındaki artışta farkındalığın artması da etkili olmuştur. 2 Nisan Dünya Otizm Günü gibi farkındalık çalışmaları sayesinde aileler daha bilinçli hale gelmiştir. Risk faktörleri arasında ileri baba yaşı da yer almaktadır. Günümüzde evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının artmasıyla birlikte bu durumun etkisi daha fazla görülmektedir. Ayrıca genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi, yani epigenetik süreçlerin de etkili olduğu düşünülmektedir.''<br />
<br />
<strong>''Ekran kullanımının otizme neden olduğu kesin olarak söylenemez''</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">kranın, otizme neden olduğunu kesin olarak kabul edilemez olduğunu dile getiren Zeyrek, şunları söyledi:<br />
"Ekran kullanımının otizme neden olduğu kesin olarak söylenmemektedir. Ancak yoğun ekran maruziyeti, var olan otizm belirtilerinin şiddetini artırabilmektedir. Aileler bazen tanı almaktan korktukları için süreci geciktirebilmektedir. Çocukta belirtiler 2 yaşında fark edilse bile başvuru 3-4 hatta 5 yaşına kadar ertelenebilmektedir. Bu da eğitime geç başlanmasına neden olur ve alınacak faydayı azaltır. Otizmi tamamen ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak eşlik eden dikkat eksikliği, hiperaktivite, uyku bozukluğu, agresyon, kaygı ve depresyon gibi durumlar için ilaç tedavisi uygulanabilmektedir. Otizmde en önemli tedavi yöntemi özel eğitimdir. Tanı konulduğu anda vakit kaybetmeden özel eğitime başlanmalıdır. Ailelerin de bu süreçte aktif rol alması, evde destekleyici çalışmalar yapması gerekmektedir. Tanı sürecinde yaşanan inkar durumunun hızlı bir şekilde aşılması ve eğitime odaklanılması, çocuğun gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ve doğru eğitimle çocukların gelişiminde önemli ilerlemeler sağlanabilmektedir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/gunumuzde-33-cocuktan-biri-otizmli</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2024/04/1471868693-otizmin-tedavisi-mumkun-e1491138117577.jpg" type="image/jpeg" length="20378"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaç raporlarını yenileyecekler dikkat!]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/ilac-raporlarini-yenileyecekler-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/ilac-raporlarini-yenileyecekler-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, geçerlilik süresi sona eren ilaç raporlarına ilişkin Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden ilgili branştan randevu alınması gerektiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlaç raporlarını yenileyeceklere Sağlık Bakanlığı'ndan uyarı geldi. Bakanlıktan edinilen bilgiye göre, Covid-19 salgınından bu yana yıllık olarak uzatılan ilaç raporlarının son geçerlilik tarihi 31 Mart 2026 olarak belirlenirken bu süreçte vatandaşlara raporlarını yenilemeleri için bilgilendirmeler yapıldı.  Söz konusu tarihten itibaren mevcut raporların geçerliliğini yitirmesi nedeniyle vatandaşların raporlarını yenilemeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>6,6 MİLYON VATANDAŞ RAPORUNU YENİLEMEDİ</strong></p>

<p>Vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla hastanelerde randevu kapasitesi artırılarak ülke genelinde 854 sağlık kurumunda ilaç raporu yenileme işlemlerine yönelik "Rapor Yenileme Klinikleri" oluşturuldu ve 10 milyon 309 bin 596 kişilik ek kapasite sağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süre içerisinde vatandaşların raporlarını yenilenmesi amacıyla mesaj ve mail yoluyla bilgilendirme yapılmasına rağmen, ilaç raporunu yenilemesi gereken yaklaşık 6,6 milyon kişi, kendileri için tanımlanan "rapor yenileme" alanındaki öncelikli randevu hakkından yararlanmadı.</p>

<p><strong>OTOMATİK UZATILMIŞTI</strong></p>

<p>Özellikle Covid-19 döneminden bu yana raporu 5 kez otomatik olarak uzatılan vatandaşlar için hastalığın seyrinde değişiklik veya iyileşme ihtimali göz önünde bulundurularak raporların hekim muayenesi sonrası yenilenmesi kararı alındı.</p>

<p><strong>MHRS ÜZERİNDEN RANDEVU ALINACAK</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı, 30 Haziran 2025'ten itibaren rapor süresi dolacak vatandaşlara kısa mesaj yoluyla bilgilendirme yaparak gerekli hatırlatmalarda bulundu. Ayrıca Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden öncelikli randevu imkanı sağlanarak vatandaşların süreci kolayca tamamlamaları hedeflendi.</p>

<p>Raporunu yenilemeyen vatandaşların, ilaç kullanımında herhangi bir aksaklık yaşamamaları adına en kısa sürede MHRS üzerinden ilgili branştan randevu alarak raporlarını yenilemeleri gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/ilac-raporlarini-yenileyecekler-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-694d290182dee45b33f5d64d01d59ee5-700159.webp" type="image/jpeg" length="10618"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'nın 35 bin metrekarelik yeni hastanesi bu yıl açılacak]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/bursanin-35-bin-metrekarelik-yeni-hastanesi-bu-yil-acilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/bursanin-35-bin-metrekarelik-yeni-hastanesi-bu-yil-acilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nilüfer Özlüce'de yükselen Bursa Liv Hospital, toplam 35 bin metrekare alan üzerinde 12 kattan oluşuyor. Geçtiğimiz yıl mart ayında başlanan hastanenin 2026 yılı temmuz ayı itibariyle Bursa Liv Hospital olarak hasta kabul etmesi planlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sağlık sektörünün prestijli hastanelerinden Liv Hospital'ın Türkiye'deki sekizinci hastanesi Bursa'ya yapılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">İstanbul'da 4, Ankara, Samsun ve Gaziantep'te 1'er olmak üzere ülkemizde 8 hastanesi bulunan; Azerbaycan ve Macaristan'da da toplam 2 hastanesi olan 15 yılı aşan köklü kurum, gelişen ve büyüyen Bursa'nın sağlık alanındaki yeni gözdesi olacak.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="69C7Ac61E2Eb3" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/03/69c7ac61e2eb3.jpg" width="641" /></p>

<p style="text-align:justify">Özlüce'de yapımı süren hastanede; acil, erişkin ve çocuk olmak üzere 40 adet gözlem yatağı bulunacak. 10 ameliyathane, 160 hasta odası ve 160 muayene odası yer alacak. Hastane içindeki laboratuvar ise tamamen cam ile çevrili olurken çalışmaların bina içindekiler tarafından izlenmesine imkân sağlayacak.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="69C7Ac725Dd12" class="detail-photo img-fluid" height="492" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/03/69c7ac725dd12.jpg" width="641" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Liv Hospital'ın, Bursa'nın en prestijli binalarından biri olacağını söyleyen, projenin mimarı Sevcan Bora, “Sağlık söz konusu olduğunda yapılan tüm imalat ayrı bir önem içerir. Bursa Liv Hospital binası da hem teknolojik hem de estetik açıdan günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde planlandı” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">MLP Care Grubu’nun çatısı altında hizmet veren Liv Hospital'ın Bursa hastanesinde inşaat çalışmalarında sona gelindi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="1769596886293" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/03/1769596886293.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BURSA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/bursanin-35-bin-metrekarelik-yeni-hastanesi-bu-yil-acilacak</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/bursa-da-35-bin-metrekarelik-hastane-yatirimi-1729.webp" type="image/jpeg" length="12165"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharla birlikte polen alerjisi alarmı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/baharla-birlikte-polen-alerjisi-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/baharla-birlikte-polen-alerjisi-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle doğa canlanırken, milyonlarca kişi için 'polen kabusu' da başlıyor. Sabah uyanır uyanmaz peş peşe gelen hapşırıklar, gözlerdeki kaşıntı ve bitmek bilmeyen burun akıntısı hayat kalitesini düşürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sabah uyanır uyanmaz peş peşe hapşırıklar, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı bahar aylarında sıkça görülen bu şikâyetlerin nedeni çoğu zaman polen alerjisi oluyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, polenlerin özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde ciddi rahatsızlıklara yol açabileceğini belirterek, doğru tanı ve korunma yöntemlerinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Polenler astım ataklarını tetikleyebilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Polenlerin çıplak gözle görülmeyen ancak alerjik reaksiyonlara neden olabilen antijenler olduğunu belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, 'Polenler solunum yoluyla vücuda girdiğinde burunda kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi şikâyetlere yol açabilir. Astım hastalarında ise bu durum astım ataklarını tetikleyebilir. Polen yoğunluğu özellikle sabah saatlerinde daha fazla oluyor. Evlerin havalandırılması konusunda dikkatli olunması gerekir. Polen mevsiminde evleri sabah erken saatlerde havalandırmamak önemli. Açık havada zaman geçirdikten sonra eve gelince kıyafetleri değiştirmek ve duş almak da polen temasını azaltmaya yardımcı olur' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dışarıda kurutulan kıyafetler polen taşıyabilir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bahar aylarında çamaşırların dışarıda kurutulmasının polen maruziyetini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Nacaroğlu, 'Kıyafetler dışarıda kurutulduğunda üzerlerine polenler yapışabilir ve bu da alerji şikâyetlerini artırabilir. Ayrıca dışarı çıkarken gözlük ve şapka kullanmak da polenlerden korunmaya yardımcı olabilir. Alerji belirtileri yaşayan kişilerde öncelikle bunun gerçekten polen alerjisi olup olmadığının belirlenmesi gerekiyor. Bunu anlamak için deri üzerinden yapılan testler veya kanda yapılan alerji testleriyle polenlere karşı duyarlılığı tespit edebiliyoruz' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İmmonoterapi tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tanı konulduktan sonra ilk aşamada korunma önlemleri ve ilaç tedavisi uygulandığını belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, şikâyetlerin kontrol altına alınamadığı durumlarda alerjen immünoterapisinin devreye girdiğini kaydederek, şunları ekledi:</p>

<p style="text-align:justify">'İmmünoterapi tedavisinde alerjen özütleri hastaya giderek artan dozlarda verilerek vücudun bu maddeye karşı duyarsızlaşması sağlanır. Bu uzun soluklu bir tedavi olsa da hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar ve alerjinin astıma ilerlemesini önleyebilen tek tedavi yöntemidir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/baharla-birlikte-polen-alerjisi-alarmi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/bahar-allerjisi-768x512.png" type="image/jpeg" length="33827"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['İntiharlar her yıl 108 milyon kişiyi etkiliyor']]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/intiharlar-her-yil-108-milyon-kisiyi-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/intiharlar-her-yil-108-milyon-kisiyi-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada her yıl 1 milyon kişinin intihar nedeniyle hayatını kaybediyor. Tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insan var.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği'nden Uzm. Dr. Mehmet Çevik, 'intiharlar' konusunda bilgilendirmelerde bulundu. Dr. Çevik, 'Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişi intihar nedeniyle ölmektedir. Bu değer kabaca her 40 saniyede 1 ölüm demektir' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Kaybedilen her hayat onlarca kişinin yakınını temsil ediyor'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Her 25 intihar girişiminden 1'inin ölümle sonuçlandığını, bundan çok daha fazla kişinin de intiharla ilgili ciddi düşünceleri olabildiğini işaret eden Uzm. Dr. Çevik, 'Kaybedilen her hayat birinin eşini, çocuğunu, ebeveynini, arkadaşını veya meslektaşını temsil etmektedir. Her bir intihar yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>'İntiharı önlemek büyük oranda mümkündür'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Toplumun bir üyesi olarak, çocuk olarak, ebeveyn olarak, arkadaş olarak, meslektaş olarak veya komşu olarak kişilerin hayatında bir fark oluşturmanın mümkün olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Çevik, 'İntihar davranışını önlemek için her gün yapabileceğiniz birçok şey var. Örneğin, her fırsatta konuyla ilgili farkındalığı artırabilir, intihar nedenleri ve intihar amaçlı uyarı işaretleri hakkında kendinizi ve başkalarını eğitebilir, çevrenizde sıkıntı yaşayanlara şefkat gösterebilir, yine kendi çevrenizdeki kişilerin intihar, intihar davranışı ve ruhsal sağlık sorunları ile ilgili ön yargılarını onlara fark ettirebilirsiniz' şeklinde konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'İntiharın önlenmesinde kilit oyuncu olabilirsiniz'</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Eğer bir kişinin intihar düşüncesi olduğuna inanıyorsanız bunu kişiyle konuşmaktan korkmayın' diyen Uzm. Dr. Çevik, açıklamasını şöyle tamamladı:</p>

<p style="text-align:justify">'Kişiyi yargılamadan, sevecen ve basit bir biçimde kendine zarar verme düşüncesi olup olmadığını sorun. İntihar girişiminde bulunmuş kişiler genellikle ölmek istemediklerini, bunun yerine birinin kendilerine müdahalede bulunup onları durdurmasını istediklerini belirtirler. Çoğu, umutsuzluklarını hisseden ve onlara iyi olup olmadığını soran birilerini aradığını söyler. Nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/intiharlar-her-yil-108-milyon-kisiyi-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/toplu-intihar-800x400.png" type="image/jpeg" length="44790"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
