<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>SAYFA16 | Bursa Haberleri, Bursaspor Haberleri, Bursa Son Dakika, Kültür Sanat Haberleri, Bursa Gazeteleri, Bursa Etkinlikleri, Bursa Konser</title>
    <link>https://www.sayfa16.com</link>
    <description>bursa gazeteleri, bursa haberleri, bursaspor haberleri, bursa kaza, bursa hava durumu, bursa son dakika, bursa konser, bursa gündem, bursa haber siteleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sayfa16.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2026 05:48:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['Sıcak yemek daha uzun süre tok tutuyor']]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/uzmandan-istah-kontrolu-icin-dikkat-ceken-oneri-sicak-yemek-daha-uzun-sure-tok-tutuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/uzmandan-istah-kontrolu-icin-dikkat-ceken-oneri-sicak-yemek-daha-uzun-sure-tok-tutuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, sıcak tüketilen yemeklerin mide boşalma hızını yavaşlatarak daha uzun süre tok kalınmasına yardımcı olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kilo kontrolü denildiğinde çoğu kişi kalori hesabına ve porsiyon miktarına odaklanıyor. Ancak yemeğin sıcaklığı da iştah ve tokluk hissi üzerinde etkili olabiliyor. Yemeğin yalnızca içeriğinin değil, tüketiliş şeklinin de önemli olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, 'Kilo kontrolü yaparken çoğu zaman sadece ne yediğimize odaklanıyoruz. Oysa araştırmalar, yemeğin sıcaklığının da iştah üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Sıcak yiyecekler midemizde daha kontrollü bir şekilde sindirilir. Midenin hemen boşalmaması, yemeğin bağırsaklarda daha uzun süre kalmasını sağlar ve acıkma hissini geciktirir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>'Sıcak çorba veya yemek tatlı krizlerini azaltmaya yardımcı oluyor'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sıcak yemeklerin öğün sonrası atıştırma isteğini azaltabileceğini ifade eden Erden, 'Sıcak yemek tüketildiğinde, vücudumuz beynimize, 'Doydum, artık yemeyi bırak' diyen doğal tokluk hormonlarını çok daha yüksek miktarda salgılar. Ayrıca yemek sonrası süreçte de tokluk süresini uzatır. Bu sayede tatlı krizlerini ve zamansız atıştırmaları engeller. Böylece kişi farkında olmadan daha az kalori tüketebilir' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W783965 01" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/09/a-w783965-01.jpg" width="460" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Tencere yemeği tokluk sinyali veriyor'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yemekteki yağ ile yemeğin sıcaklığı arasındaki uyumun iştah kontrolü üzerinde etkili olduğunu belirten Erden, 'Sağlıklı yağlar içeren bir tencere yemeği veya çorba sıcak servis edildiğinde, vücudun tokluk sinyalleri artar. Soğuk ve hızlı yenen yiyecekler ise mideyi çabuk terk ettiği için kısa sürede tekrar acıkmamıza neden olur' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle öğün atlayan veya ayaküstü beslenen kişilere önerilerde bulunan Erden, 'Soğuk sandviçler ve paketli atıştırmalıklar yerine taze hazırlanmış sıcak çorbalar ve ev yemekleri tercih edilebilir. Ana öğünleri sıcak tüketmek, gün boyunca kontrolsüz atıştırma ihtiyacını azaltmaya destek olabilir' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Sıcak yemek tek başına kilo verdirmez'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Erden, sıcak yemek tüketmenin tek başına kilo vermeyi sağlamayacağına dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify">'Sağlıklı kilo yönetimi için dengeli beslenme, porsiyon kontrolü ve düzenli fiziksel aktivite temel unsurlardır. Ancak yemeği acele etmeden, uygun sıcaklıkta ve keyifle tüketmek de iştah kontrolünü destekleyen basit ama etkili alışkanlıklardan biri olabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/uzmandan-istah-kontrolu-icin-dikkat-ceken-oneri-sicak-yemek-daha-uzun-sure-tok-tutuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/09/saglikasiri-sicak-yemek-tehlikeli-mi-h1901729-11.jpg" type="image/jpeg" length="44175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cem Yılmaz'la gündeme geldi. Kulağında Frank çizgisi olanlar dikkat!!]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/cem-yilmazla-gundeme-geldi-kulaginda-frank-cizgisi-olanlar-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/cem-yilmazla-gundeme-geldi-kulaginda-frank-cizgisi-olanlar-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerin en çok konuşulan sağlık konularından biri olan Frank çizgisinin her zaman koroner arter hastalığı habercisi olmadığını belirten Prof. Dr. Mustafa Hakan Dinçkal, yine de bu işareti taşıyanların aile hekimliğinde rutin kontrollerini aksatmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Mustafa Hakan Dinçkal, yapılan çalışmalarda Frank çizgisinin koroner arter hastalığıyla ile ilişkili olabileceğinin görüldüğünü belirtti. Kulak memesindeki hafif bir kırışıklıktan çok derin yarığa kadar gidebilen bu fenomenin yaşlılıkla veya buradaki damarların iltihaplanması ile ilişkili olabileceğini belirtmiş 'Aynı şekilde koroner arter hastalığında da aynı kök neden olabileceği için aralarında bir ortak korelasyon mevcuttur. Koroner arter hastalığı sıklığı arttığında bu belirtinin de arttığı görülmüş' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bu belirti üç seviyede kendini gösteriyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Frank çizgisinin üç derecesi olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Hakan Dinçkal, şu ifadeleri kullandı: 'Basit kırışıklıktan, derin katlantıya veya geniş bir yarık şekline kadar değişen dereceleri mevcuttur. Yaş arttıkça bunlar da artıyor. Aynı kök nedene bağlı olarak kulak memesindeki damarlarda inflamasyonla birlikte koroner arterdeki inflamasyon artabilir ama bire bir neden sonuç ilişkisi maalesef yok. Bunu gördüğümüzde 'Bu hastanın kesin koroner arter hastalığı var' veya 'İleri derecede koroner arter hastalığı var veya çok ciddi kalp krizi geçirebilir' şeklinde bir ilişki söyleyemeyiz. Bu belirtiyi gördüğümüzde sadece bu hastada biraz daha dikkatli olmamız gerekir.'</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W779520 01" class="detail-photo img-fluid" height="1280" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/09/a-w779520-01.jpg" width="855" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kalp sağlığı için doğru yaşam tarzı şart</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Kulakta Frank işareti varsa aile hekimlerimize başvurmamız gerekir. Aile hekimimiz bunu gördüğünde ek risk faktörleri de varsa bir kardiyoloğa yönlendirebilir' diyen Prof. Dr. Dinçkal, risk faktörlerini şöyle aktardı:</p>

<p style="text-align:justify">'İlk dört risk faktörü kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı, şeker hastalığının olması ve tansiyonumuzun yüksek olması. İkinci dörtlü ise yaşam tarzımızla ilişkili şeyler: Yapmamız gerekenlerden ilki Akdeniz diyeti. Öncelikle tercih etmemiz gereken gıdalar, sebze ve zeytinyağlılar, balık ve gezen tavuk, hindi, merada yetişmiş küçük ve büyükbaş hayvanların etleri gibi sağlıklı proteinler ve tam tahıllı karbonhidratlar olarak kısaca sıralayabiliriz. Ayrıca margarin, işlenmiş et, şekerli ve tatlandırıcılı meşrubatlar ve paketli gıdalardan uzak durmamız gerekir. İkincisi günlük en az 5 -7 bin adım atmak ve haftanın üç günü hafif orta seviyeli egzersiz yapmak gerekir. Üçüncüsü vücut kitle endeksimizi 25'in altında tutmamız ve dördüncü olarak uykumuzun 7-9 saat arasında olması bizim ana yaşam tarzı değişiklikleri içinde yapmamız gereken şeyleri oluşturuyor.'</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Frank Cizgisi.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/09/frank-cizgisijpg.webp" width="1200" />*Foto: Medipol Hastanesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Vücutta kolesterolü işaret eden iki belirti</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kolesterolün kalp sağlığı üzerindeki etkisini hatırlatan Dinçkal, yüksek kolesterolü gösteren vücuttaki bazı belirtileri şöyle anlattı: 'Göz kenarlarında ksantelazma dediğimiz yağ parçacıklarından oluşan beyaz lekelenmeler ya da kollarımızda yağ nodülleri olursa kolesterol yüksekliğinin belirtisi olabilir. Bunlar dışında dışardan bakarak bu kişide koroner arter hastalığı olabilir diyeceğimiz başka bir bulgu yok maalesef.'</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kolesterolüne dikkat etmesi gereken riskli gruplar</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Eğer bir kişide koroner arter hastalığı başladıysa mutlaka kolesterolü düşürülmelidir. Koroner arter hastalığı ve ek risk faktörleri olmayan kişilerde belli bir seviyeye kadar kolesterol yüksekliğine ki bu genelde LDL 190 seviyesi olur; müdahale etmeyebiliyoruz' diyen Prof. Dr. Mustafa Hakan Dinçkal, 'Ancak stent takıldıysa, kalp krizi geçirdiyseniz, baypas olduysanız, anjiyo oldunuz ve damarlarınızda plaklanmalar görüldüyse veya ultrason yapıldı şah damarlarınızda plaklanmalar görüldüyse artık kolesterolünüz mutlaka normal seviyenin altına düşürülmesi gerekir' diyerek sözlerini noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/cem-yilmazla-gundeme-geldi-kulaginda-frank-cizgisi-olanlar-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/09/frank-cizgisijpg.webp" type="image/jpeg" length="43292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC'de tüp bebek skandalı: Şüpheli çocuk sayısı 30'a çıktı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/kktcde-tup-bebek-skandali-supheli-cocuk-sayisi-30a-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/kktcde-tup-bebek-skandali-supheli-cocuk-sayisi-30a-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki bazı tüp bebek merkezlerinde tedavi gören yabancı ailelerin, seçtikleri sperm veya yumurta donörleri yerine farklı donörlerin kullanılmış olabileceğine ilişkin iddialar gündeme bomba gibi düştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin aylar süren araştırmasında ilk etapta 7 çocuk üzerinden gündeme gelen şüpheli vaka sayısının en az 30'a yükseldiği bildirildi. BBC'nin yeni araştırmasına göre çoğunluğu İngiliz ailelere ait en az 30 çocukta, tedavi öncesinde ailelerin seçtiği sperm veya yumurta donörleri yerine başka kişilere ait üreme hücrelerinin kullanılmış olabileceğinden şüpheleniliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ailelerin, tedavi öncesinde kendilerine sunulan donörlerin sağlık geçmişleri, fiziksel özellikleri, kişilikleri, eğitim durumları ve hobileri gibi bilgileri inceleyerek seçim yaptığı, ancak çocukların dünyaya gelmesinin ardından bazı ailelerin fiziksel özelliklerdeki farklılıklar nedeniyle şüphelenmeye başladıkları belirtildi.<br />
<br />
<strong>İlk araştırmada 7 çocuk gündeme gelmişti</strong></p>

<p style="text-align:justify">BBC'nin ilk araştırmasında KKTC'de tüp bebek tedavisi gören ailelerden dünyaya gelen 7 çocukla ilgili "yanlış donör" şüphesi üzerinde durulmuştu. BBC'nin o dönem ulaştığı ailelerin büyük bölümü, çocuklarına özel DNA testleri yaptırmış ve sonuçların kendilerine tedavi öncesinde seçtikleri belirtilen donörlerle uyuşmadığını ileri sürmüştü. İlk araştırmanın en dikkat çekici örneklerinden biri İngiliz Beth ve Laura çiftinin çocukları olmuştu.<br />
<br />
<strong>Aynı donörü seçtiler, çocukların biyolojik kardeş olmadığı ortaya çıktı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Beth ve Laura, 2011 yılında aile kurmak amacıyla KKTC'deki bir tüp bebek merkezine başvurmuş, tedavilerinde Danimarka merkezli Cryos International sperm bankasından "Finn" adıyla tanıtılan anonim bir donörü seçmişti. Çift, iki çocuklarının da biyolojik olarak kardeş olması amacıyla ikinci tedavide de aynı donörün kullanılmasını özellikle istemişti. İlk tedavinin ardından Kate, ikinci tedavinin ardından ise James dünyaya geldi. Ancak James'in fiziksel özelliklerinin aileye gösterilen Danimarkalı donörün özellikleriyle uyuşmadığını düşünen çift, yıllar sonra çocuklarına DNA testi yaptırdı.</p>

<p style="text-align:justify">Testler, Kate ve James'in aynı sperm donöründen dünyaya gelmediğini ortaya koydu. Çocukların seçildiği belirtilen "Finn" isimli donörle biyolojik bağlantılarının bulunma ihtimalinin de düşük olduğu bildirildi.</p>

<p style="text-align:justify">İngiliz hukuk sistemi tarafından kabul edilen laboratuvarlarda daha sonra yapılan testlerin de iki çocuğun aynı biyolojik babaya sahip olmadığını doğruladığı aktarıldı.<br />
<br />
<strong>Yedi çocukla başlayan iddia 30 çocuğa ulaştı</strong></p>

<p style="text-align:justify">İlk haberlerin ardından BBC'nin araştırmasına yeni ailelerin de dahil olmasıyla şüpheli çocuk sayısının 7'den en az 30'a yükseldiği belirtildi. BBC'nin ulaştığı bilgilere göre, söz konusu 30 çocuktan 15'inin ailelerinin aynı merkezde tedavi gördüğü belirlendi. Haberde, bu hastaların önemli bölümünün tedavi süreçlerinde Dr. Firdevs Uğuz Tip, Dr. Şevket Alptürk ve uluslararası hasta koordinatörü Julie Hodson'un görev aldığı belirtildi. Dr. Firdevs Uğuz Tip, herhangi bir usulsüzlük yaptığı yönündeki iddiaları reddetti. Tip, BBC'nin ilk araştırmasında sperm siparişlerinden kendisinin sorumlu olmadığını ve Beth ile Laura'nın seçtiği donörle ilgili talebin kendisine iletilmediğini savunmuştu. Şevket Alptürk ile Julie Hodson'un ise BBC'nin yeni araştırması kapsamında yöneltilen sorulara yanıt vermediği aktarıldı.<br />
<br />
<strong>30 çocuktan 11'ine DNA testi yapıldı</strong></p>

<p style="text-align:justify">İddiaların boyutunu büyüten en önemli gelişmelerden biri DNA testlerinden geldi. BBC'ye göre şüpheli 30 çocuktan 11'ine ticari DNA testleri yaptırıldı. Testlerin bazılarında çocukların genetik kökenlerinin ailelere tedavi öncesinde sunulan donör profilleriyle uyuşmadığı, Türkiye ve çevresindeki ülkeler ile Güney Avrupa'ya uzanan genetik kökenler tespit edildiği belirtildi. Sonuçlar, ailelerin tedavilerinde gerçekten seçtikleri sperm veya yumurta donörlerinin kullanılıp kullanılmadığı konusundaki şüphelerini artırdı.<br />
<br />
<strong>13 yıl sonra DNA testiyle öğrendi</strong></p>

<p style="text-align:justify">BBC'nin yeni araştırmasında yer alan dikkat çekici vakalardan biri de Rachel isimli İngiliz kadının yaşadıkları oldu. Rachel'ın 2012 yılında, 39 yaşındayken KKTC'de tüp bebek tedavisi için yaklaşık 4 bin euro ödediği ve kendisine sunulan profiller arasından Danimarkalı bir sperm donörünü seçtiği belirtildi. Oğlu Jonah dünyaya geldikten sonra çocuğunun fiziksel özelliklerinin donörün profiliyle uyuşmadığını düşünen Rachel'ın şüpheleri yıllarca devam etti. Aradan 13 yıl geçtikten sonra yaptırılan DNA testinde Jonah'ın Rachel'ın biyolojik oğlu olduğu ancak genetik kökeninin seçildiği belirtilen Danimarkalı sperm donörüyle uyuşmadığı ortaya çıktı. BBC, DNA sonuçlarında Jonah'ın Türk ve Güney Avrupa genetik kökenleri taşıdığının belirlendiğini aktardı.<br />
<br />
<strong>"Donörlerimizin kim olduğunu bilmiyoruz"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ailelerin yaşadığı sorun yalnızca çocuklarının genetik kökenleriyle sınırlı kalmadı. Aileler, çocuklarının gerçek biyolojik donörlerinin kim olduğunu bilmedikleri için bu kişilerin sağlık geçmişleri, kalıtsal hastalıkları ve taşıyabilecekleri genetik riskler konusunda da hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını belirtiyor. İlk vakada Beth, seçtikleri donörün aile ve sağlık geçmişini bildiklerini düşündüklerini ancak DNA sonuçlarından sonra gerçekte hiçbir şey bilmediklerini anladıklarını söylemişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Sperm Bankası: "45 yıllık tarihimizde böyle bir hata kaydedilmedi"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ailelerden bazılarının seçtiğini söylediği donörlerin bulunduğu Danimarka merkezli Cryos International da ilk araştırma kapsamında BBC'ye açıklama yapmıştı. Şirket CEO'su Ole Schou, sperm örneklerinin karıştırılmasını önlemek amacıyla çok sayıda güvenlik prosedürü uygulandığını ancak insan faktörü nedeniyle hiçbir sistem için yüzde 100 garanti verilemeyeceğini belirtmişti. Schou buna karşın şirketin yaklaşık 45 yıllık tarihinde bu tür bir hatanın kayıtlara geçmediğini açıklamıştı.</p>

<p style="text-align:justify">BBC'nin görüştüğü Avrupa'daki üreme sağlığı uzmanları da tüp bebek tedavisinde yanlış donörün kazara kullanılmasının son derece nadir olduğunu, aynı tedavi ekibiyle bağlantılı birden fazla benzer olayın ortaya çıkmasının ise ciddi biçimde araştırılması gerektiğini belirtmişti.<br />
<br />
<strong>Sağlık Bakanlığı soruşturma başlatmıştı</strong></p>

<p style="text-align:justify">İlk iddiaların kamuoyuna yansımasının ardından KKTC Sağlık Bakanlığı da harekete geçmişti. Bakanlık, iddiaların ciddiyetle ele alındığını belirterek tüp bebek merkezlerinde yürürlükteki yasa ve yönetmeliklere aykırı herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının belirlenmesi amacıyla resmi soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. İlk etapta 7 çocuk üzerinden gündeme gelen iddiaların yeni araştırmayla en az 30 çocuğa ulaşması, başlatılan soruşturmanın kapsamının genişletilip genişletilmeyeceği ve geçmiş yıllarda aynı merkezlerde tedavi gören diğer ailelerin durumunun incelenip incelenmeyeceği sorularını da beraberinde getirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Aileler ise çocuklarının gerçek biyolojik donörlerinin kim olduğunun belirlenmesini, donörlerin sağlık ve genetik geçmişlerinin kendilerine açıklanmasını ve tedavilerinde seçtikleri donörler kullanılmadıysa bunun nasıl ve neden gerçekleştiğinin ortaya çıkarılmasını istiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/kktcde-tup-bebek-skandali-supheli-cocuk-sayisi-30a-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-19-at-104702-1.jpeg" type="image/jpeg" length="87019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel hastanede skandal. "Boş gebelik" deyip bebeğini almak istediler]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/ozel-hastanede-skandal-bos-gebelik-deyip-bebegini-almak-istediler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/ozel-hastanede-skandal-bos-gebelik-deyip-bebegini-almak-istediler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da özel hastanede "boş gebelik" olabileceği yönünde rapor verildiğini öne süren hamile bir kadın, devlet hastanesinde bebeğinin yaşadığını öğrendi. Kadın, kürtaj için kendisinden 30 bin TL istendiğini ileri sürdü ve özel hastanedeki iki doktor ile yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>3'üncü çocuğuna hamile olan ev kadını Eda Ö., rutin kontrol için özel hastaneye başvurdu. Hastanede yapılan ultrasonografi tetkiki sonucunda düzenlenen raporda gebelik kesesinde embriyoya ait görünüm izlenemediği, 'anembriyonik gebelik' (boş gebelik) olabileceği belirtildi.</p>

<p>Eda Ö., 1 saat sonra başvurduğu devlet hastanesinde ise bebeğinin yaşadığını öğrendi. Eda Ö., bebeğin kalp atışının mevcut olduğu yönündeki raporla rahatlarken özel hastanede yaşadığı durumla ilgili suç duyurusunda bulundu.</p>

<p><strong>“HAYATİ RİSK TAŞIMAKTASINIZ” DİYEREK 30 BİN TL TALEP ETMİŞLER</strong></p>

<p>Eda Ö., savcılığa sunduğu dilekçesinde, özel hastanedeki tetkik sonucunda Dr. O.Ş.C.'nin 'Bebeğin yok, kalp atışı yok, gebelik ölü. Hayati risk taşımaktasınız. Bebeğin acilen alınması gerekmektedir' dediğini ve bu operasyon için 30 bin TL talep ettiğini iddia etti. Eda Ö., doktor O.Ş.C., radyoloji uzman Dr. N.A. ve hastane yetkililerinin “Çocuk düşürtmeye teşebbüs”, “Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.</p>

<p><img alt="&quot;KÜRTAJ İÇİN 30 BİN TL İSTEDİLER&quot; 1" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/-7-HAFTALIK-HAMILE-KADINDAN-BOS-GEBELIK_1445119_429594-306311.jpg?width=880&amp;format=webp" title="&quot;KÜRTAJ İÇİN 30 BİN TL İSTEDİLER&quot; 1" width="880" /></p>

<h2>"KÜRTAJ İÇİN 30 BİN TL İSTEDİLER"</h2>

<p>Eda Ö., kontrol için hastaneye gittiklerinde uzman doktorla görüştüklerini söyleyerek, “Doktor, bebeğin kalp atışının durduğunu, bebeğin rahme yapıştığını, rahmin acilen temizlenip kürtaj işleminin yapılması gerektiğini söyledi. Sonra elimize yatış dosyasını uzattılar. Ama biz eski bir müşteri olduğumuz için 30 bin liraya yapabileceklerini söylediler.” diyerek bu işlemi kabul etmediğini belirtti.</p>

<p>Genç kadın, sözlerine şunları ekledi:</p>

<p>"Bunun üzerine ben bu işlemi burada yaptırmak istemediğimi belirttim. Bir de devlet hastanesine gitmek istediğimi söylediğimde 'tamam tercih sizin' denildi. Devlet hastanesine gittim, arada sadece 40 dakika oynuyor. Orada kanlarımı verdim ve ultrasona yönlendirildim. Oradaki ultrasonda bebeğin geç döllenme kaynaklı 6 hafta 1 günle uyumlu olduğu, kalp atışlarının da mevcut olduğu ortaya çıktı" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="&quot;ÖZÜR DİLEYİP, HATALARINI KABUL ETTİLER&quot; 2" decoding="async" fetchpriority="auto" height="496" loading="lazy" src="https://images.ntv.com.tr/images/-7-HAFTALIK-HAMILE-KADINDAN-BOS-GEBELIK_1445117_429594-559103.jpg?width=880&amp;format=webp" title="&quot;ÖZÜR DİLEYİP, HATALARINI KABUL ETTİLER&quot; 2" width="880" /></p>

<p></p>

<h2>"ÖZÜR DİLEYİP, HATALARINI KABUL ETTİLER"</h2>

<p>Eda Ö., sonra tekrar özel hastaneye gittiğini belirterek, “Benden sadece özür dilendi. Bunun kendi hataları olduğu kabul edildi. Ve bana 'Sizin için ne yapabiliriz?' dediler. Ben de 'Bunun için yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Ben çocuğu aldırmış olsaydım bunu yerine koyamayacaktınız. Ben hiçbir şekilde özür kabul etmiyorum. Hukuki haklarımı sonuna kadar kullanacağım' dedim. Beni ikna etmeye çalıştılar. Ben şikayetlerimi yaptım. Savcılık kanalıyla da yine şikayetlerimi oluşturmuş oldum. Bugün bana yapılan, başkasına da yapılmaya devam edecek. Ve eminim, belki de bu duruma düşüp de ikinci hastane fikrine yönelmeyip direkt doktorun kararıyla kürtaj yaptırmış olanlar olacağını da düşünüyorum. Ağladığımı görünce doktor bana 'Neden ağlıyorsun, en azından gebe kalıyorsun. Buraya nice gelen, gebe kalamayanlar var, onları düşün' dedi. Bu söylem bile hoş değil. Çıktığımda çok kötüydüm. Ağlayarak diğer hastaneye gittim. Tabii ki de bu bir süreç. Sağlıklı da olabilir, sağlıksız da olabilir. Ama 'Kalp atımı yok, rahime yapışmış' denilen bir bebeğin kalp atımının olduğunu öğrenmek çok çok farklı bir duygu." diye konuştu.</p>

<p>Eda Ö., savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi aracılığıyla da şikayetlerini yaptığını, süreci takip edeceğini söyledi.</p>

<p>Hastane yetkilileri ise suçlamayı kabul etmedi. Hastane yetkilileri anne adayına, bebeğin ölü olduğuna dair bir rapor verilmediğini, embriyo izlenemediği için takip edilmesinin önerildiğini ileri sürdü.<br />
KAYNAK:.DHA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/ozel-hastanede-skandal-bos-gebelik-deyip-bebegini-almak-istediler</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/08/h-a-m-i-l-e-843734.webp" type="image/jpeg" length="39119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artık hastaneye gitmeye gerek yok]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/artik-hastaneye-gitmeye-gerek-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/artik-hastaneye-gitmeye-gerek-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi'ni (UHDS) Sağlıklı Hayat Merkezlerinde de devreye aldı. Yeni uygulamayla vatandaşlar, MHRS üzerinden randevu alarak psikolojik destek, sigara bırakma polikliniği ve sosyal destek hizmetlerinden görüntülü görüşme yoluyla ücretsiz yararlanabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanlığı, </strong>koruyucu sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi amacıyla <strong>Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi'ni (UHDS) </strong>Sağlıklı Hayat Merkezlerinde de hayata geçirdi. <strong>Yeni uygulamayla vatandaşlar, psikolojik destek, sigara bırakma polikliniği ve sosyal destek hizmetlerinden bulundukları</strong> yerden görüntülü görüşme yoluyla yararlanabilecek.</p>

<h2><strong>81 İLDE HİZMET VERİLMEYE BAŞLANDI</strong></h2>

<p><strong>Sağlık Bakanlığı </strong>tarafından uygulamaya alınan sistem kapsamında, 5 Temmuz itibarıyla 81 ildeki Sağlıklı Hayat Merkezlerinde görev yapan psikolog ve sosyal çalışmacılar için randevu cetvelleri oluşturuldu. Hazırlıklarını tamamlayan illerde sistem aktif olarak kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Vatandaşlar, Merkezi Hekim Randevu Sistemi ( Mhrs ) üzerinden aktif branşlardan doğrudan randevu oluşturabiliyor.</p>

<h2><strong>GÖRÜNTÜLÜ GÖRÜŞME İLE HİZMET ALINABİLECEK</strong></h2>

<p>Yeni sistem sayesinde vatandaşlar, sağlık merkezine gitmeden bulundukları yerden hekimleri ve sağlık profesyonelleriyle görüntülü görüşme gerçekleştirebilecek.</p>

<p>UHDS kapsamında psikolojik destek, sigara bırakma polikliniği ve sosyal destek hizmetleri uzaktan sunulurken, randevu süreçlerinin daha hızlı ve erişilebilir hale getirilmesi hedefleniyor.</p>

<h2><strong>351 SAĞLIKLI HAYAT MERKEZİNDE ÜCRETSİZ HİZMET</strong></h2>

<p>Türkiye genelinde faaliyet gösteren 351 Sağlıklı Hayat Merkezinde 17 farklı birimde ücretsiz hizmet veriliyor. Bu merkezlerde psikososyal destek, beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite programları ve bağımlılıkla mücadele başta olmak üzere birçok alanda koruyucu sağlık hizmeti sunuluyor.</p>

<h2><strong>"KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİ VATANDAŞIN AYAĞINA GÖTÜRÜYORUZ"</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı Sincan 100. Yıl Sağlıklı Hayat Merkezi'nde görev yapan Dr. Zeynep Aydemir Güven, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi'nin vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırdığını belirtti.</p>

<p>Vatandaşların evden, iş yerinden veya yolculuk sırasında sağlık profesyonellerine ulaşabildiğini ifade eden Güven, özellikle düzenli takip gerektiren sigara bırakma polikliniklerinde danışmanlık süreçlerinin aksamadan sürdürülebileceğini söyledi.</p>

<p>Sistemin yaşlılar, engelliler, bakıma muhtaç bireyler ve kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlar için önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan Güven, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu hatırlattı.</p>

<h2><strong>MHRS ÜZERİNDEN RANDEVU ALINABİLİYOR</strong></h2>

<p>Dr. Güven, vatandaşların MHRS üzerinden aktif branşlardan randevu oluşturduğunu, ardından cep telefonlarına gönderilen kısa mesajdaki bağlantıya tıklayarak görüntülü görüşmeye katılabildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Koruyucu sağlık hizmetlerinin yalnızca hastalıkların tedavisi değil, hastalıkların önlenmesi açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çeken Güven, "Tütün kullanımı gibi bağımlılıklarla mücadele ve sağlıklı yaşam danışmanlığı koruyucu hekimliğin kalbinde yer alıyor. Bu uygulama sayesinde koruyucu sağlık hizmetlerini vatandaşımızın ayağına götürmüş oluyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Güven, vatandaşlara sağlık sorunlarını ertelememeleri, randevularına zamanında katılmaları, görüşme öncesinde sorularını hazırlamaları ve görüşmelerini sessiz bir ortamda gerçekleştirmeleri tavsiyesinde bulundu.</p>

<h2><strong>"SİGARAYI BIRAKMAYA KARARLIYIM"</strong></h2>

<p>Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi üzerinden sigara bırakma polikliniğinden hizmet alan 37 yaşındaki Erdi Güzel ise yoğun iş temposu nedeniyle merkeze gitme fırsatı bulamadığını söyledi.</p>

<p>Bir arkadaşının tavsiyesiyle sistemi öğrendiğini belirten Güzel, MHRS üzerinden istediği gün ve saate kolayca randevu alabildiğini ifade ederek, "Hocamızla bütün detayları konuştuk. Bundan sonraki randevularımı da yine bu sistem üzerinden alıp sigarayı bırakmaya kararlıyım." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/artik-hastaneye-gitmeye-gerek-yok</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/08/1939957-bakanlik-mujdeyi-duyurdu-vatandaslari-ilgilendiren-yeni-adim-artik-hastaneye-gitmeye-gerek-yok-6a71ad7c2ef2b.webp" type="image/jpeg" length="73284"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kafatası kemiğini 8 ay karnında taşıdı, öyle hayatta kaldı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/kafatasi-kemigini-8-ay-karninda-tasidi-oyle-hayatta-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/kafatasi-kemigini-8-ay-karninda-tasidi-oyle-hayatta-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa'nın Alaşehir Devlet Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirilen kranioplasti ameliyatıyla, trafik kazasının ardından kafatası kemiği 8 ay karın boşluğunda muhafaza edilen 52 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Hayat kurtaran iki aşamalı operasyon, ilçe hastanesinde başarıyla tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Manisa'nın Alaşehir Devlet Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirilen kranioplasti ameliyatıyla, trafik kazasının ardından kafatası kemiği 8 ay karın boşluğunda muhafaza edilen 52 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Hayat kurtaran iki aşamalı operasyon, ilçe hastanesinde başarıyla tamamlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Manisa'nın Alaşehir Devlet Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirilen kranioplasti ameliyatı başarıyla tamamlandı. Trafik kazasının ardından beyin ödemi nedeniyle kafatası kemiğinin bir bölümü alınarak yaklaşık 8 ay boyunca karın duvarında muhafaza edilen 52 yaşındaki Iraz Yavaş, gerçekleştirilen ikinci operasyonla sağlığına kavuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Manisa'nın Sarıgöl ilçesine bağlı Dindarlı Mahallesi'nde yaşayan ve üç çocuk annesi olan Iraz Yavaş, 2025 yılı ekim ayında geçirdiği trafik kazasının ardından koma halinde Sarıgöl Devlet Hastanesi'nden Alaşehir Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne sevk edildi. Yapılan değerlendirmelerde beynin sağ yarım küresinde hayati tehlike oluşturan geniş bir akut subdural hematom (beyin kanaması) tespit edildi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W759562 04" class="detail-photo img-fluid" height="990" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/08/a-w759562-04.jpg" width="1787" /></p>

<p style="text-align:justify">Hayati risk nedeniyle vakit kaybedilmeden ameliyata alınan hastada, gelişen beyin ödemine bağlı kafa içi basıncını azaltmak amacıyla kafatası kemiğinin bir bölümü çıkarılarak karın ön duvarında cilt altına yerleştirildi. Ağır beyin travmalarında uygulanan bu yöntem sayesinde hastanın yaşamı kurtarıldı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sekiz aylık tedavi süreci başarıyla tamamlandı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yoğun bakım, servis ve rehabilitasyon sürecini başarıyla tamamlayan hastanın genel sağlık durumunun düzelmesi üzerine yaklaşık 8 ay sonra ikinci aşama cerrahi tedavi planlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sancar Topal tarafından gerçekleştirilen kranioplasti ameliyatında, hastanın karın bölgesinde muhafaza edilen kendi kafatası kemiği çıkarılarak yeniden yerine yerleştirildi. Kemik, titanyum plak ve vida sistemiyle sabitlenerek operasyon başarıyla tamamlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Ameliyat sonrası takiplerinde herhangi bir sorun yaşamayan hasta taburcu edilerek günlük yaşamına döndü.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W759562 02" class="detail-photo img-fluid" height="3024" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/08/a-w759562-02.jpg" width="4032" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Hastamız sağlığına kavuştu'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Operasyonu gerçekleştiren Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sancar Topal, hastanın yaklaşık sekiz ay önce trafik kazası sonrası hastaneye getirildiğini belirterek, 'Yapılan değerlendirmede akut subdural hematom tespit ettik. Hayati tehlikesi bulunduğu için acil ameliyata aldık. Beyin üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla kafatası kemiğini çıkarıp karın bölgesine yerleştirdik. Tedavi sürecinin ardından sekiz ay sonra kemiği yeniden yerine yerleştirerek titanyum plaklarla sabitledik. Ameliyatı başarıyla tamamladık. Hastamız sağlığına kavuştu. İlçe devlet hastanelerinde bu tür özellikli ameliyatların yapılmasına imkan sağlayan İl Sağlık Müdürlüğümüze ve Sağlık Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Topal, dekompresif kraniektominin ağır kafa travmalarında hayat kurtaran bir yöntem olduğuna dikkat çekerek, gerçekleştirilen kranioplasti ameliyatının hem beynin korunması hem de hastanın yaşam kalitesinin artırılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Operasyonun Alaşehir Devlet Hastanesi'nde ilk kez başarıyla uygulanmasının da gurur verici olduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Allah beni evlatlarıma bağışladı'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Iraz Yavaş ise, 'Trafik kazası geçirince komaya girmişim. Kafatası kemiğimi karın bölgeme koymuşlar. Sekiz ay sonra tekrar başıma yerleştirdiler. Sağlığıma kavuştum. Doktor Ahmet Sancar Topal ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Allah beni evlatlarıma bağışladı' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Hastanın eşi Hasan Yavaş da ameliyatın Alaşehir Devlet Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirildiğini öğrendiklerini belirterek, 'Büyükşehirlere gitmek zorunda kalmadık. Doktorlarımıza ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Vatandaşlardan hastaneye teşekkür</strong></p>

<p style="text-align:justify">Alaşehir Devlet Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirilen kranioplasti ameliyatı ilçe halkı tarafından da memnuniyetle karşılandı. Emekli öğretmen Adil Nergiz, 'İlçemizde böyle önemli bir beyin ameliyatının yapılması bizleri sevindirdi. Büyükşehirlere gitmenin hem maddi hem manevi yükünden kurtulduk. Bu hizmetlerin ilçemizde verilmesi gurur verici' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Hastane yetkilileri ise ileri düzey beyin ve sinir cerrahisi uygulamalarını başarıyla sürdürdüklerini belirterek, vatandaşlara yaşadıkları ilçede nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceklerini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM, MANİSA</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/kafatasi-kemigini-8-ay-karninda-tasidi-oyle-hayatta-kaldi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/08/agency/iha/kafatasi-kemigini-8-ay-karninda-tasidi.jpg" type="image/jpeg" length="84573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aktarlar yasak kararına tepkili]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/aktarlar-yasak-kararina-tepkili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/aktarlar-yasak-kararina-tepkili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm Aktar, Baharatçı, Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiricileri Derneği (TABDER) Başkan Yardımcısı Gökan Doğan, tıbbi aromatik bitkilerin aktarlarda ve marketlerde satışını yasaklayan düzenlemeye tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Bitki Çayları Hakkında Yönetmelik ile Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılan tıbbi bitki çaylarının yalnızca eczanelerde satılmasının önü açıldı. Düzenlemeye göre, gıda amaçlı bitki ve meyve çaylarının aktar ve marketlerde satışı devam edecek ancak Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan 'tıbbi bitki çayları' sadece eczanelerden temin edilebilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmeliğe tepki gösteren TABDER Başkan Yardımcısı Gökan Doğan, yaklaşık 20 yıldır sürecin devam ettiğini ifade ederek, 'Bu konu dernek olarak 15-17 yıldır mücadele ettiğimiz bir meseleydi. Dernek Başkanımız Ayhan Ercan defalarca bakanlığa giderek konuyu anlattı. Geleneksel bir mesleğin bitirilmemesi için çok mücadele ettik. Ancak gelinen noktada yasa onaylandı' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>'İşi ahlakıyla yapan insanların da mesleğe devam etmesi gerekir'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bakanlığın bazı gerekçelerinin haklı olabileceğini de dile getiren Doğan, 'Meslektaşlarımız arasında suistimal yapanlar da var. Ancak bu işi ahlakıyla yapan insanların da mesleğe devam etmesi gerekir. Şu an geldiğimiz noktada bu meslek peyderpey yok olacak gibi görünüyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">'20 bin aktar, on binlerce çalışan etkileniyor'</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye genelinde yaklaşık 20 bin aktar bulunduğunu belirten Doğan, sektörün istihdama katkısına dikkat çekerek, 'Bizim Yalova'da 3 iş yerimizde 13 kişi çalışıyor. Türkiye genelinde 20 bin aktar olduğunu düşünürsek, her birinde ortalama 3 kişi çalışsa bu durum on binlerce insanı ilgilendiriyor. Bu sadece bir meslek değil, ciddi bir geçim kaynağıdır' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Eczacıların tıbbi aromatik bitkiler konusundaki bilgi düzeyinin de tartışılması gerektiğini savunan Doğan, 'Birçok eczacı arkadaşımızın bu bitkiler konusunda yeterli bilgisi yok. Bitkilerin birleşiminden doğan etkiler, kullanım şekilleri ayrı bir uzmanlık gerektiriyor. Bu bilgi nasıl aktarılacak, nasıl uygulanacak, bunu bilmiyoruz' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Whatsapp Image 2026 07 13 At 14.51.30" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-13-at-145130.jpeg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>'Asıl amaç bitkileri unutturup ilaç satmaya devam etmek'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Doğan, bitkisel ürünlerin zamanla toplumun gündeminden çıkarılmaya çalışıldığını öne sürerek, 'Esasen amaç hastalıkları iyileştiren bitkileri satmak değil, bitkileri yavaş yavaş unutturup ilaç satışını sürdürmek. Kortizonlu sedef kremleri hastalığı tamamen ortadan kaldırmak yerine baskılıyor. Bizim hazırladığımız bitkisel krem ise hastalığı ortadan kaldırıyor. Hastaların tamamen iyileşmesi istenmiyor. Müşterinin devamlı olması hedefleniyor. Kimsenin bitki çayı satmak gibi bir derdi yok. Asıl amaç bitkileri unutturup ilaç satmaya devam etmek' iddiasına bulundu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Karar yeniden gözden geçirilmeli'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kararın yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan Doğan, '64 yıllık bir işletmeyiz. Bu süreçte onlarca insan çalıştı, emekli oldu. Türkiye genelinde bunun gibi yüzlerce, binlerce işletme var. Sayın Bakanımızdan bu kararı yeniden gözden geçirmesini rica ediyoruz. On binlerce insanın ekmeğini ilgilendiren bu meslek yok olmamalı' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/aktarlar-yasak-kararina-tepkili</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/07/a-w745693-07.jpg" type="image/jpeg" length="95495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Estetik işlem sonrası dudağı çürüdü]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/estetik-islem-sonrasi-dudagi-curudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/estetik-islem-sonrasi-dudagi-curudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da estetik işlem sonrası dudağında doku kaybı yaşadığını ileri süren 3 çocuk annesi 47 yaşındaki aşçı Songül Uzunoğlu'nun hukuk mücadelesi 7 yıldır sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Antalya'da arkadaşlarının tavsiyesi üzerine 2019 yılının Şubat ayında Muratpaşa ilçesi Lara bölgesindeki güzellik ve estetik merkezine başvuran Songül Uzunoğlu'na, iddiasına göre göz altı torbaları için yapılacak işlemde göbek bölgesinden alınacak yağ dokusunun yüz bölgesinde dolgu olarak kullanılacağı, operasyonun kalıcı, ekonomik ve 2 yıl garantili olduğu söylendi. Mart ayında yapılan ilk işlemin ardından kalıcı olacağı belirtilen dolgunun kısa sürede kaybolduğunu belirten Uzunoğlu, işlemin başarısız olması üzerine aynı merkeze yeniden başvurdu.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W740098 04" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/07/a-w740098-04.jpg" width="1536" /><br />
<br />
<strong>İşlem 4 kez tekrarlandı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Uzunoğlu'na 2019 yılı içerisinde farklı tarihlerde birden fazla işlem uygulandı. İlk işlemin ardından yüzündeki dolgunun kısa sürede eridiğini belirten Uzunoğlu, nisan ayında ikinci kez operasyona alındı. Bu süreçte kendisine alt dudağına da dolgu yapılmasının önerildiğini anlatan Uzunoğlu, mayıs ayında üçüncü kez merkeze çağrıldı. Göbek bölgesinden alınan yağ dokusu yeniden yüzüne uygulanırken, alt dudağına da dolgu yapıldı. Yapılan işlemler için toplam 7 bin 500 TL ödeyen Uzunoğlu, dolguların yeniden kaybolması üzerine 18 Kasım 2019'da dördüncü kez işlem yaptırdı, bu işlem sırasında dudağına da müdahale edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Son işlemden sonra şiddetli ağrı yaşadığını, dudağında morarma ve doku kaybı oluştuğunu ileri süren Uzunoğlu, süreçte defalarca operasyon geçirdiğini belirtti. Uzunoğlu, "2019 yılında bir arkadaş tavsiyesiyle Antalya'da gittiğim güzellik merkezine göz altı ışık dolgusu için başvurdum. Merkezin yönlendirmesiyle yağ grefti işlemi yapıldı. Ben göz altıma müdahale istemiştim fakat yüzüme de işlem yapıldı. Üç kez tekrarlandı ama dolgular tutmadı. Yüzümde tuhaflık ve orantısızlık olduğu için dördüncü işlemi telafi amaçlı yapacaklarını söylediler. Ben de kabul ettim çünkü zaten çok kötü görünüyordu" dedi.<br />
<br />
<strong>"Dudağımı besleyen ana damar tıkandı"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Dördüncü işlem sırasında dudağına da dolgu yapıldığını söyleyen Uzunoğlu, işlem sonrası hayatının değiştiğini ifade ederek, "Dördüncü işlemde dudağıma da dolgu yapıldı. Bu işlem sırasında dudağımı besleyen ana damarın tıkandığını ve dudak dokumu tamamen kaybettiğimi öğrendim. 2019 yılından beri sağlık sorunları, tedaviler ve hukuk mücadelesiyle yaşıyorum. Gördüğünüz dudağım, yanak içlerimden alınan dokularla oluşturulmaya çalışıldı. Bu süreçte defalarca operasyon geçirdim. Ağzımın içi hâlâ dikişli gibi. Hâlâ düzelmedi ve düzelmesi için ciddi operasyonlara, ciddi bir paraya ihtiyacım var" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>Ceza dosyasında beraat kararı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Olayla ilgili Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada doktorlar, "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan yargılandı. Mahkeme, dosyada alınan Adli Tıp Kurumu raporunda hiperbarik oksijen tedavisine geç başlanmasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olmadığının belirtildiğini, ancak zamanında tedavi uygulanmış olsa dahi dudakta nekroz tablosu gelişebileceğinin ifade edildiğini kaydetti. Mahkeme, sanıkların eylemleri ile taksirle yaralama suçu arasında kesin illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi.<br />
<br />
<strong>Tüketici Mahkemesi tazminata hükmetti</strong></p>

<p style="text-align:justify">Antalya 1. Tüketici Mahkemesi'nde görülen maddi ve manevi tazminat davasında ise farklı bir değerlendirme yapıldı. Mahkeme, dosya kapsamı ve raporlar doğrultusunda uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı kanaatine vardı. Mahkeme, 8 bin 250 TL tedavi masrafı ve 236 bin 81 TL iş gücü kaybı olmak üzere 244 bin 331 TL maddi tazminata, ayrıca 750 bin TL manevi tazminata hükmetti ve Uzunoğlu lehine faiz hariç toplam 994 bin 331 TL tazminat kararı verildi. Karşı taraf ise bu talepleri reddetti.<br />
<br />
<strong>"Mahkeme ilerlemiyor"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tazminat davasının 2025 yılında karara bağlandığını ancak ödeme yapılmadığını öne süren Uzunoğlu, sürecin uzadığını belirterek, "Doktor ceza davasından ceza almadı. Çünkü dava taksirle yaralama suçundan açılmıştı. Tüketici Mahkemesi'ndeki tazminat davam 2025 yılında sonuçlandı fakat o tarihten beri ödeme yapılmadığı gibi dosyanın uzatılmaya çalışıldığını düşünüyorum. Karşı taraf üst mahkemeye başvurdu, biz de sabırla bekledik. 2019 Kasım ayından beri bu sürecin içindeyim, 2026 Temmuz ayındayız. Son olarak tebligat ve evrak eksiklikleri nedeniyle dosya yeniden ilk mahkemeye gönderildi. Mahkeme ilerlemiyor. Kimse benim hakkımı aramıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W740098 02" class="detail-photo img-fluid" height="1186" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/07/a-w740098-02.jpg" width="796" /><br />
<br />
<strong>"Ben bir insanım, ben bir kadınım"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hâlâ tedaviye ve yeni operasyonlara ihtiyaç duyduğunu söyleyen Uzunoğlu, yaşadığı sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendisini yıprattığını dile getirdi. Uzunoğlu, "Ben bu haldeyim. Hâlâ tedavilere, hâlâ operasyonlara ihtiyacım var. Dudağımın durumu ortada. Gülüşüm yok, yemek yemek problem. Ben artık adaletin yerine gelmesini istiyorum. Ben bir insanım, ben bir kadınım. İnsanlar günümüzde bu işlemleri çok sık yaptırıyor. Ben hayatımda böyle bir şey yaptırdım ve güvendim. Beni bu hale getirdiler. Buna rağmen yaptıkları hatanın arkasında durmadılar, destek olmadılar. Bir insanın hayatını, yaşamını hiçe saydılar." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM, ANTALYA</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/estetik-islem-sonrasi-dudagi-curudu</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/07/a-w740098-05.jpg" type="image/jpeg" length="58141"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sırma maden suyu, İsviçre'de yasaklandı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/sirma-maden-suyu-isvicrede-yasaklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/sirma-maden-suyu-isvicrede-yasaklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsviçre, Türkiye’den ithal edilen Sırma maden suyunun belirli bir partisi için geri çağırma kararı aldı. Üründe tespit edilen bor oranının İsviçre’deki yerel sınırları aşması nedeniyle tüketicilere ürünü tüketmemeleri ve satın aldıkları noktalara iade etmeleri çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İsviçre’de LADES GmbH tarafından dağıtımı yapılan Sırma maden suyuyla ilgili geri çağırma kararı RecallSwiss tarafından açıklandı. Kararın tüm ürünleri kapsamadığı, yalnızca 2 Eylül 2025 üretim tarihli ve 26 Kasım 2026 son tüketim tarihli parti için geçerli olduğu bildirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Karar, ülkeler arasındaki farklı gıda güvenliği mevzuatlarını da yeniden gündeme getirdi. Bor elementi için dünya genelinde ortak bir sınır bulunmazken, ülkeler farklı düzenlemeler uyguluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) içme sularında litre başına 2,4 miligramlık kılavuz değeri esas alırken, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) yetişkinler için günlük 8 miligramlık üst sınırı referans kabul ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye'deki bazı doğal maden suyu kaynaklarında bor seviyelerinin litre başına 8-10 miligrama kadar çıkabildiği ve bu değerlerin mevcut mevzuata uygun olduğu belirtiliyor. Bu nedenle geri çağırma kararının, ürünün Türkiye veya Avrupa Birliği standartlarına aykırı olmasından değil, İsviçre'nin daha katı yerel limitlerinden kaynaklandığı ifade ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sırma'nın üreticisi olan Danone yetkilileri de ürünlerin hem Türkiye hem de Avrupa Birliği standartlarına uygun şekilde üretildiğini belirtti. Şirket, İsviçre pazarına ürünlerin doğrudan değil, distribütörler aracılığıyla ulaştırıldığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, borun insan vücudu için gerekli bir eser element olduğunu ancak yüksek dozda ve uzun süreli maruziyetin üreme sistemi, sperm kalitesi ve fetal gelişim üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine ilişkin bilimsel çalışmalar bulunduğunu hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Cumhuriyet Gazetesi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/sirma-maden-suyu-isvicrede-yasaklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/06/image-7499.webp" type="image/jpeg" length="62973"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Covid-19 aşıları temiz çıktı']]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Covid-19 aşılarının kalp krizi, felç ve kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koyduğunu belirterek, 'Covid-19 aşısı kalp rahatsızlıklarına karşı geniş kapsamlı koruma sağlıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Şevket Özkaya, JAMA Internal Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre koronavirüs aşısının, Covid-19 ile bağlantılı önemli kardiyovasküler olayların riskini yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını ifade eden Özkaya, aşının kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin uzun yıllar devam ettiğinin görüldüğünü söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın yalnızca kalp ve damar hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Özkaya, aşının daha geniş bir halk sağlığı yararı sunduğuna dikkat çekerek, 'Araştırmacılar, aşının kardiyovasküler rahatsızlıkları, hastaneye yatışları ve Covid-19 ile bağlantılı olmayanlar da dahil olmak üzere tüm nedenlere bağlı ölümleri de mütevazı düzeyde azalttığını ortaya koydu' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Erken ölümlerin aşıya bağlı olmadığını bildirmiştik'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Pandemi sonrası dönemde özellikle genç yaşta görülen bazı ölümlerin aşılarla ilişkilendirildiğini hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, 'Bizim araştırmalarımızda özellikle ülkemizde görülen erken ölümlerin aşılara bağlı olmadığını, Covid-19'un oluşturduğu virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarıyla ilişkili olduğunu bildirmiştik' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>'Virüsün damar hasarı etkisi göz ardı edilmemeli'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Özkaya, pandemi sonrası dönemde görülen bazı kalp krizi ve ani ölüm vakalarının değerlendirilmesinde virüsün uzun vadeli etkilerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, 'Aşıların özellikle ölüm oranlarını azalttığını biliyoruz. Genç yaşta kalp krizine bağlanan bazı ölümlerde ise pandemi sonrası virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarının, ağır spor, yoğun egzersiz veya kontrolsüz yaşam tarzıyla birleşmesinin etkili olabileceğini değerlendiriyoruz' açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/06/agency/iha/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="96821"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli Malatya'da gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, organ nakli alanında dünya tıp tarihine geçecek bir başarıya imza attı. Aynı anda gerçekleştirilen 16 ameliyatla dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli başarıyla tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü'nde gerçekleştirilen operasyonda, Karaciğer nakli bekleyen ve uygun bağışçısı bulunmayan hastalar için umut olan çapraz nakil sistemiyle, aynı anda gerçekleştirilen 16 ameliyat sonucunda dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli başarıyla tamamlandı. Farklı ailelerden gelen 8 verici ile 8 alıcının yer aldığı organizasyonda aynı anda 16 ameliyat gerçekleştirildi. Yaklaşık 22 saat süren operasyonun ardından tüm hastaların sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, operasyonun detaylarına ilişkin yaptığı açıklamada, İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde, 2021 yılından itibaren çapraz karaciğer nakillerinin yapıldığını daha önce ikili, üçlü, dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz nakilleri de başarıyla gerçekleştirdiklerini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W726348 04" class="detail-photo img-fluid" height="2731" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/06/a-w726348-04.jpg" width="4096" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Yılmaz, çapraz karaciğer nakli modelinin gelişimine ilişkin ise, 'Boston'da bulunan iki Türk akademisyenle birlikte başlattığımız bir çapraz karaciğer nakli modeli oluşturduk. O zamandan bu yana çoklu çapraz karaciğer nakillerini uyguluyor ve bu alanda dünyaya yön veren bir merkez olmayı sürdürüyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Sistemin işleyişine de değinen Yılmaz, 'Çapraz karaciğer nakli, uyumsuz canlı donörü olan hastaların oluşturulan havuza dahil edilerek uygun eşleştirme ile karaciğer nakline ulaşmasını sağlayan bir sistemdir. Bu süreç bazen zaman alabiliyor ve hastaların havuzda bekleme süresi uzayabiliyor' dedi Sekizli çapraz naklin neden gerçekleştirildiğini de anlatan Yılmaz, 'Son dönemde havuzda bekleyen bazı hastalarımızdan ikisinin durumu oldukça kritikti, bir hastamız karaciğer koması sürecine girmek üzereydi. Uygun eşleşmenin sadece sekizli modelde mümkün olması nedeniyle bu operasyonu gerçekleştirmek zorunda kaldık' ifadelerini kullandı</p>

<p style="text-align:justify">Operasyon süresine ilişkin bilgi veren Yılmaz, 'Ameliyatın ana kısmı yaklaşık 16 saat sürdü. Son işlemlerle birlikte toplam süreç 22 saate ulaştı. Zor ve yorucu bir operasyondu ama tüm hastalarımızın durumunun iyi olması bizi sevindirdi' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Çapraz nakil sisteminin uluslararası hasta trafiği oluşturduğunu da belirten Yılmaz, 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yanı sıra Kırım, Bulgaristan, Suudi Arabistan ve Yemen gibi birçok ülkeden uyumsuz donörü olan hastalar merkeze başvurmaktadır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/06/a-w726348-02.jpg" type="image/jpeg" length="33765"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivrisinek kaynaklı chikungunya virüsüne karşı uyarı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/sivrisinek-kaynakli-chikungunya-virusune-karsi-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/sivrisinek-kaynakli-chikungunya-virusune-karsi-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Muharrem Güler, chikungunya virüsünün en belirgin belirtilerinin ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrıları olduğunu belirterek, hastalığın özellikle yaşlı bireyler, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyredebildiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Memorial Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Muharrem Güler, chikungunya virüsünün en belirgin belirtilerinin ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrıları olduğunu belirterek, hastalığın özellikle yaşlı bireyler, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyredebildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Son yıllarda dünya genelinde yayılımı artan chikungunya virüsü, enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan ve yüksek ateş ile şiddetli eklem ağrılarıyla seyreden viral hastalıklar arasında yer alıyor. Özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde görülen virüsün, küresel ısınma ve iklim değişiklikleri nedeniyle daha geniş coğrafyalara yayıldığı belirtiliyor. Uzmanlar, aedes türü sivrisinekler aracılığıyla bulaşan virüse karşı kişisel korunma önlemlerinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W717812 01" class="detail-photo img-fluid" height="1479" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/06/a-w717812-01.jpg" width="1562" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Belirtiler haftalarca sürebiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Memorial Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Muharrem Güler, 'Hastalığın kuluçka süresi genellikle 3 ila 7 gün arasında değişiyor. Bazı vakalarda ise bu sürenin 12 güne kadar uzayabiliyor. Özellikle el, ayak, bilek ve dizlerde görülen yoğun eklem ağrılarının bazı hastalarda haftalar hatta aylar boyunca devam edebiliyor. Yüksek ateşin yanı sıra baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve cilt döküntülerinin de sık görülen belirtiler arasında yer alıyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sivrisineklerden korunmak büyük önem taşıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Virüsün doğrudan insandan insana bulaşmadığı, bulaşın temel kaynağının enfekte sivrisinekler olduğu belirten Güler, durgun su birikintilerinin sivrisineklerin çoğalması için uygun ortam oluşturduğunu aktardı. Dr. Güler, bu nedenle çevresel kontrolün büyük önem taşıdığını, sivrisinek kovucuların kullanılması, uzun kollu kıyafetlerin tercih edilmesi ve özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli sağlık önlemlerinin alınmasının korunmada etkili yöntemler arasında bulunduğunu açıkladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tedavi semptomların hafifletilmesine yönelik uygulanıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Virüse karşı spesifik bir antiviral tedavi bulunmadığı, tedavinin daha çok semptomların hafifletilmesine yönelik uygulandığını ifade eden Güler, ateş ve ağrı kontrolü, yeterli sıvı tüketimi ve dinlenmenin iyileşme sürecinde önemli rol oynadığını belirtirken, Türkiye'de yaygın kullanıma sunulmuş bir aşı bulunmasa da yurt dışında FDA onaylı ixchiq ve vimkunya isimli aşıların kullanımda olduğunu aktardı. Dr. Güler özellikle riskli bölgelere seyahat edecek kişilerin sağlık uzmanlarına danışarak gerekli önlemleri almasının önem taşıdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/sivrisinek-kaynakli-chikungunya-virusune-karsi-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/06/1366x768-cmsv2-30a9f3e8-d149-53a2-953b-2b847a1a743c-9404485.webp" type="image/jpeg" length="36775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de Obezite ve Tütün Kullanımı Arttı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/turkiyede-obezite-ve-tutun-kullanimi-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/turkiyede-obezite-ve-tutun-kullanimi-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK'in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre obezite oranı yükselirken, tütün ve alkol kullananların sayısında da artış görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre, 15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı 2022 yılında %20,2 iken, 2025 yılında %21,8 oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Kadınların yüzde 24,8'inin obez, yüzde 32,2'sinin ise fazla kilolu olduğu belirlendi. Erkeklerde ise obezite oranı yüzde 18,7 olarak kaydedilirken, fazla kilolu erkeklerin oranı yüzde 43,1 oldu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Fiziksel Aktivite Hâlâ Çok Düşük</strong></p>

<p style="text-align:justify">Araştırma sonuçları, Türkiye'de fiziksel aktivite düzeyinin istenilen seviyenin oldukça altında olduğunu gösterdi. Erkeklerde fiziksel aktivite yapmayanların oranı yüzde 83,5, kadınlarda ise yüzde 89,7 olarak hesaplandı.</p>

<p style="text-align:justify">Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktivite yapmasını önerirken, bu hedefe ulaşanların oranı oldukça düşük kaldı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>En Yaygın Sağlık Sorunları Bel ve Boyun Problemleri</strong></p>

<p style="text-align:justify">15 yaş ve üzerindeki bireylerde son 12 ay içinde görülen sağlık sorunları arasında bel bölgesi problemleri ilk sırada yer aldı.</p>

<p style="text-align:justify">Bel ağrısı ve bel bölgesi rahatsızlıklarının oranı yüzde 24,3 olarak belirlenirken, bunu yüzde 16,9 ile hipertansiyon, yüzde 16,7 ile boyun bölgesi problemleri takip etti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tütün ve Alkol Kullanımı Arttı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de tütün ve alkol kullanımındaki artış oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 28,3 iken, 2025 yılında yüzde 30,1'e yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu oran erkeklerde yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak ölçüldü.</p>

<p style="text-align:justify">Son 12 ay içinde alkol kullandığını belirten bireylerin oranı da yüzde 12,1'den yüzde 12,6'ya çıktı. Erkeklerde alkol kullanım oranı yüzde 18,7, kadınlarda ise yüzde 6,6 olarak kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/turkiyede-obezite-ve-tutun-kullanimi-artti</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2024/05/obezite-3.jpg" type="image/jpeg" length="43269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekran bağımlılığı hemoroidi tetikliyor!! Hastalık pik yaptı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/ekran-bagimliligi-hemoroidi-tetikliyor-hastalik-pik-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/ekran-bagimliligi-hemoroidi-tetikliyor-hastalik-pik-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Sürek, 'Son yıllarda özellikle genç yaşlarda dijital bağımlılık oldukça arttı artık insanlarımız tuvalete bile telefonlarıyla gidip çok fazla vakit geçirmekte. 3-5 dakikanın üzerinde vakit geçirme olduğunda hemoroid veya makat bölgesinin hastalıklarında artış meydana geliyor. Sık görülen bir hastalık, yaklaşık yüzde 30-40'larda" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Halk arasında basur olarak bilinen makat bölgesindeki hemoroid dokusunun sarkması, genişlemesiyle kaşıntı, kanama, ağrı gibi şikayetlerle kendini gösteren hemoroidal hastalığa karşı uzmanlar uyarıyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Ahmet Sürek de yaşam şeklinin değişmesi, yoğun işlenmiş gıda tüketimi, aşırı acı ve baharatlı gıdaların tüketilmesi, tuvalette uzun süre kalınması, ıkınma, hareketsizlik gibi nedenlerle hemoroidal hastalığı daha sık görüldüğünü belirtti. Doç. Dr. Sürek, son dönemde özellikle genç yaş grubunda ekran bağımlılığının tuvalette de sürmesinin hastalık üzerinde etkili olduğunu söyledi, önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Sıklığının artışının ana nedenlerinden biri; ekran bağımlılığı'</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Son yıllarda özellikle genç yaşlarda dijital bağımlılık oldukça arttı. Artık insanlarımız tuvalete bile telefonlarıyla gidip telefonla çok fazla vakit geçirmekteler' diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Ahmet Sürek, 'Bu da tabi çeşitli sağlık problemlere yol açmakta. Uzun süre tuvalette, telefona bakarak vakit geçirmek, bağırsağımızın alt noktasında makat dediğimiz bölgede kan akımının durmasına neden oluyor. Kan damarlarında kan birikmesine neden oluyor. Bu da hemoroid, anal fissür dediğimiz makat çatlaklarına yol açabiliyor, kas disfonksiyonları (kas yapısındaki bozulmalar), ıkınmalarla prolapsuslar (dışarı çıkma, sarkmalar) meydana geliyor. Daha çok genç yaşlarda gördüklerimiz; anal fissür ve hemoroid olarak söyleyebilirim.</p>

<p style="text-align:justify">Ekran bağımlılığı çok önemli bir konu, tuvalette çok fazla vakit geçiriyorlar hem de maalesef Z kuşağımız, gençlerimiz biraz daha artık aktivite, spor yerine herhalde bilgisayar başında vakit geçiriyor. Oyunlar oynuyorlar, devamlı oturarak vakit geçirdikleri için bu hastalıkların şu an görülme sıklığının artışının ana nedenlerinden biri aslında bu; ekran bağımlılığı. Alt bölgedeki damarlarda basınç artışı sağlayarak bu hastalıkların genç yaşlarda görülmesine olanak sağlamaktadır' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>'Telefonumuzu yanımıza almayalım'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Sürek, 'Bu hastalıkların en büyük nedenlerinden biri kabızlık, tuvalete girdiğimizde çok ıkınmamız, ekran başında veya işyerinde çok fazla oturmak, hareketsizlik, tuvalette 3-5 dakikanın üzerinde vakit geçirme olduğunda hemoroid veya makat bölgesinin hastalıklarında artış meydana geliyor. Makat bölgesinde her kanama hemoroid olmayabilir. En büyük önerilerimden biri; tuvalete gidiyorsak telefonumuzu yanımıza almayalım." dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Son zamanlarda 20'li 40'lı yaşlarda oldukça pik yaptı'</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Kesinlikle sosyal medyadan hasta kendini tedavi etmemeli' diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Sürek, 'İnternetten araştırıp tedavisini kendisi yapmamalı, bazen bunların altından kanserler de çıkabiliyor, özellikle 45 yaşından yüksek insanlarımızın mutlaka bir hekime başvurması gerekiyor. İnternette yazan her şey kişi için doğru değil. Kolorektal kanseri artık 20'li 30'lu yaşlarda da görüyoruz. Geçmeyen bir kanama, kronikleşmiş bir kabızlığı varsa vatandaşlarımızın mutlaka bir hekime başvurması gerekmekte.</p>

<p style="text-align:justify">Belki kolonoskopi belki başka görüntülemeler yapılacak. Bu hastalıkların da yaşı biraz daha düştü, sebebi de yaşam tarzındaki değişiklik. Son zamanlarda 20'li 40'lı yaşlarda oldukça pik yaptı. 20 ile 40 yaş arasında bayağı bir hastamız özellikle genç 20, 30 yaş arasında daha da fazla hastamız bize başvuruyor. Hemoroidal hastalık, makat çatlağı, alt gastrointestinal sistem hastalıklarından başvurular oldukça fazla. Bağırsak sağlığımız çok önemli, insanın ikinci beyni derler, bütün vücudu etkiliyor, bağırsağımıza çok iyi bakmamız gerekiyor.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/ekran-bagimliligi-hemoroidi-tetikliyor-hastalik-pik-yapti</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/5f9fc63f7152d818a4d67f81.webp" type="image/jpeg" length="65898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Paketli gıdalarla vedalaşın]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/paketli-gidalarla-vedalasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/paketli-gidalarla-vedalasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, havaların ısınmasıyla birlikte tezgahlarda yerini alan kırmızı meyvelerin en değerli besinlerden olduğunu söyleyerek, 'Havaların ısınmasıyla paketli gıdaları kesip kırmızı meyveleri tüketmeliyiz' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz döneminde en önemli noktanın daha hafif ve dengeli beslenmek olduğunu söyleyen Betül Merd, 'Havalar ısınmaya başladı ve artık tezgahlarda kırmızı meyveleri daha sık görmeye başlıyoruz. Özellikle çilek, kiraz, vişne, ahududu gibi meyveler bu dönemin en değerli besinlerinden. Çünkü antioksidan kapasiteleri oldukça yüksek. Antioksidan ne demek? Vücudumuzda hücrelere zarar veren serbest radikaller var. Bu kırmızı meyveler, o zararlı etkileri azaltarak hem bağışıklığımızı destekliyor hem de cilt sağlığımıza katkı sağlıyor. Yani aslında sadece kilo kontrolü değil, genel sağlığımız için de çok önemli bir yere sahipler.</p>

<p style="text-align:justify">Aynı zamanda lif içerikleri yüksek olduğu için sindirim sistemini düzenliyorlar, daha uzun süre tok kalmamıza yardımcı oluyorlar. Özellikle yaza yaklaşırken tatlı isteği artan kişiler için de çok güzel bir alternatif. Tatlı yerine bir kase çilek ya da yoğurtla birlikte kırmızı meyve tüketmek çok daha sağlıklı bir seçim olur. Yaza geçiş döneminde beslenmede en önemli nokta şu: daha hafif ve daha dengeli beslenmek. Kışın daha ağır, yağlı yemekler tüketiyoruz ama artık sebze ağırlıklı, zeytinyağlı, ızgara ve haşlama yöntemlerine geçmemiz gerekiyor. Bol su tüketimi de burada çok kritik, çünkü havalar ısındıkça su ihtiyacımız da artıyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Paketli gıdalar azaltılmalı'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Merd, paketli gıdaların azaltılması gerektiğini söyleyerek, 'Paketli gıdalar konusu da çok önemli. Bunları tamamen hayatımızdan çıkarmak zor olabilir ama azaltmak kesinlikle mümkün. Bunun için en pratik yöntem şu: alışverişe tok gitmek ve eve paketli ürün almamak. Çünkü evde varsa tüketiliyor. Onun yerine sağlıklı atıştırmalıklar bulundurabiliriz; meyve, yoğurt, kuruyemiş gibi. Bir de etiket okumayı alışkanlık haline getirmek lazım. İçeriği ne kadar uzunsa, katkı maddesi ne kadar fazlaysa o üründen o kadar uzak durmak gerekiyor. Yaza hazırlanırken en büyük hatalardan biri de çok hızlı kilo vermeye çalışmak. Şok diyetler yerine sürdürülebilir bir beslenme planı uygulamak çok daha doğru.</p>

<p style="text-align:justify">Çünkü önemli olan sadece kilo vermek değil, o kiloyu koruyabilmek. Düzenli öğün, yeterli su, hareketli bir yaşam ve mevsimine uygun beslenme Bunları yaptığımızda zaten vücudumuz yaza kendiliğinden adapte oluyor. Kısacası; kırmızı meyveleri soframıza ekleyelim, paketli gıdaları azaltalım ve daha doğal, dengeli bir beslenme düzenine geçelim. Bu hem sağlığımız hem de enerjimiz için en doğru adım olacaktır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/paketli-gidalarla-vedalasin</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/market.png" type="image/jpeg" length="17281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrekleriniz size veda etmeden, siz tuza veda edin]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/bobrekleriniz-size-veda-etmeden-siz-tuza-veda-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/bobrekleriniz-size-veda-etmeden-siz-tuza-veda-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutfakların vazgeçilmezi, sofraların 'beyaz altını' tuzun, aslında vücudun sessiz kahramanları böbrekler için büyük bir yük oluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">11 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası' sebebiyle bir açıklama yapan Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, tuz bağımlığına dikkat çekti. Ural, 'Çoğumuz yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanırız. Peki, neden? Bu durum, bir damak tadı tercihinden ziyade beyindeki bir 'ödül mekanizması'. Tuz tüketimi beyinde dopamin salınımını tetikleyerek, zamanla daha fazlasını isteyen bir döngü oluşturuyor. Özellikle stresli anlarda kortizol seviyelerini düşürüp geçici bir rahatlama hissi verdiği için vücudumuz bizi yanıltarak tuzlu gıdalara yönlendiriyor. Oysa gerçek şu ki; vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu.' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sessiz ve derin hasar: Glomerüler Hiperfiltrasyon</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Vücudun arıtma tesisi olan böbreklerin kanımızdaki tuzu dengelemek için olağanüstü bir çaba sarf ettiğini anlatan Uzman Dr. Orçun Ural, şöyle devam etti: 'Ancak bu çaba, 'Glomerüler Hiperfiltrasyon' denilen bir sürece yol açarak böbreğin o meşhur filtrelerini (nefronları) yoruyor ve zamanla sertleşmelerine neden oluyor. Böbrekler genellikle sessizce mücadele eder. Sağlıklı hissetmeniz, hasar oluşmadığı anlamına gelmez; sadece böbreğinizin henüz bu yükü tolere edebildiğini gösterir. Belirtiler başladığında ise genellikle iş işten geçmiş oluyor.'</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sadece tansiyon hastaları mı risk altında?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tuzun sadece yüksek tansiyonu olanlara zararlı olduğu büyük bir yanılgı olduğunu belirten Dr. Ural, normal kan basıncına sahip bireylerde bile aşırı tuzun böbrek dokusuna doğrudan zarar verdiğini vurguladı. Ural, tuzun damar sağlığından bağımsız olarak böbrek hücrelerini doğrudan etkileyerek kronik hastalıkların temelini atabildiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Tuzu kesmek için sadece masadaki tuzluğu kaldırmanın ne yazık ki yeterli olmadığını belirten Dr. Ural, asıl mücadelenin market raflarında başladığını belirterek, 'Sağlıklı sandığımız paketli gıdalardan her gün yediğimiz ekmeğe kadar her yerde gizli sodyum var. Çözüm ise basit ama etkili: Bilinçli bir tüketici olup etiket okumayı alışkanlık haline getirmek. Böbreklerinizi korumak için bugün atacağınız küçük bir adım, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutabilir. Damak tadını yeniden eğitmek için kritik süre 21 gün. Tuzu kademeli azaltıp yerine taze baharatlar, limon ve doğal aromalar eklediğinizde, 3 haftanın sonunda reseptörleriniz yenilenecek ve yiyeceklerin gerçek tadını almaya başlayacaksınız.</p>

<p style="text-align:justify">Geleceğinizi 'salamura' etmeyin. Bugün o tabağa eklemediğiniz bir tutam tuz, yarın size sağlıklı bir ömür olarak geri dönecek.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/bobrekleriniz-size-veda-etmeden-siz-tuza-veda-edin</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/tuz-1621163574.jpg" type="image/jpeg" length="24116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan "hantavirüs" açıklaması]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen hantavirüs vakalarına dair açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bakanlık, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen <strong>hantavirüs</strong> vakalarına dair yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, virüsle ilgili sürecin yakından izlendiği ve Türkiye genelinde herhangi bir bulguya rastlanmadığı vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>"Süreç titizlikle takip ediliyor"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hantavirüs vakalarına ilişkin iddiaların bilimsel veriler ışığında incelendiği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi;</p>

<p style="text-align:justify">Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmî makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız; halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı; tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/b4f2ba68-8be0-4697-b5b4-11cd9cf5f287.jpg" type="image/jpeg" length="63980"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor']]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hantavirüsün kemirgenlerden bulaştığını belirterek, sokak hayvanlarının özellikle fare ve sıçan popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Atlantik Okyanusu'nda seyreden bir yolcu gemisinde ortaya çıkan şüpheli hantavirüs vakalarının ardından açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, virüsün bulaşma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Hantavirüsün esas olarak fare ve sıçan gibi kemirgenler aracılığıyla taşındığını ifade eden Özkaya, insanların ise kemirgen dışkısı, idrarı veya yuva kalıntılarının bulunduğu ortamlarda havaya karışan virüs parçacıklarını soluyarak enfekte olabileceğini kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Özkaya, özellikle uzun süre kapalı kalan kulübe, ahır, çatı katı, garaj ve depo gibi alanların temizliği sırasında riskin arttığını belirterek, 'Kurumuş kemirgen dışkıları süpürülürken ya da temizlik yapılırken havaya yayılan parçacıkların solunması bulaş açısından tehlike oluşturabilir' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'İlk belirtiler grip ile karıştırılabiliyor'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hantavirüsün ilk belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Özkaya, 'Ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Bazı hastalarda süreç ilerlediğinde nefes darlığı, öksürük ve akciğerlerde sıvı birikimi gelişebilir. Özellikle kemirgen teması sonrası nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekir' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'İnsandan insana bulaş riski yok denecek kadar az'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hantavirüsün çoğu vakada insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Özkaya, salgın riskinin düşük olduğunu söyledi. Türkiye açısından büyük bir tehdit beklemediklerini belirten Özkaya, 'Ülkemizde şehir yaşamında kemirgenlerle temas oldukça sınırlı. Kırsal bölgelerde ise sokak hayvanları kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle hantavirüsün ülkemiz için ciddi bir salgın tehdidi oluşturacağını düşünmüyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Uzmanından korunma önerileri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kemirgenlerin yaşam alanlarından uzak tutulmasının önemine değinen Özkaya, yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, çöplerin açık bırakılmaması ve kemirgen giriş noktalarının kapatılması gerektiğini söyledi. Temizlik sırasında ise alanların önce havalandırılması, eldiven ve maske kullanılması gerektiğini belirten Özkaya, kurumuş dışkıların doğrudan süpürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/thumbs-b-c-eaaa65587b12a5f78d15fd1e8e49a873.jpg" type="image/jpeg" length="94357"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyayı Hantavirüs korkusu sardı! Pandemiye neden olur mu?]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/dunyayi-hantavirus-korkusu-sardi-pandemiye-neden-olur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/dunyayi-hantavirus-korkusu-sardi-pandemiye-neden-olur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atlas Okyanusu'nda seyreden bir yolcu gemisinde hantavirüs nedeniyle yaşanan üç can kaybı, dünyada yeni bir küresel salgın endişesini tetikledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Önceki günlerde Yeşil Burun Adaları açıklarında çoğunluğu İngiliz, Amerikalı ve İspanyol olmak üzere 147 kişinin bulunduğu lüks bir yolcu gemisinde 7 <strong>hantavirüs</strong> vakası tespit edilmiş, 3'ü hayatını kaybetmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Arjantin'den 1 Nisan'da yola çıkan ve 3 Mayıs'ta Yeşil Burun Adaları açıklarına ulaşan Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisinde <strong>hantavirüs</strong> patlak verdi. Gemideki Hollandalı çift 11 Nisan'da, bir Alman vatandaşı ise 2 Mayıs'ta hayatını kaybetti.</p>

<p id="content" style="text-align:justify"><strong>Hantavirüse</strong> bağlı ölümlerin yaşandığı Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisi İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’na doğru seyrine devam ederken, gemide bulunmayan 1 kişi Hollanda’da virüs şüphesiyle karantina altına alındı.</p>

<p style="text-align:justify">Hollanda merkezli havayolu şirketi KLM Havayolları’nda görevli bir kabin memurunun gemide virüs nedeniyle ölen ilk kişinin eşi olan ve daha sonra gemiden inerek Güney Afrika'nın Johannesburg kentine yaptığı uçuş sonrası hayatını kaybeden kadın ile temaslı olduğu bildirildi.</p>

<p style="text-align:justify">KLM yaptığı açıklamada, söz konusu kadının 25 Nisan'da Johannesburg'dan Hollanda'ya düzenlenen uçuşta "kısa süreliğine" bulunduğunu ancak kalkıştan önce uçaktan indirildiğini duyurdu. Kadının bir gün sonra hantavirüsü nedeniyle hayatını kaybetmesi üzerine temaslı olan kabin memuru karantina altına alındı. Kabin memurunun şu anda hafif semptomlar gösterdiği belirtildi.<br />
<br />
<strong>Kadının Johannesburg’a yaptığı uçuştaki yolcular aranıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadının 24 Nisan’da Johannesburg kentine yaptığı uçuşta Güney Afrika merkezli Airlink Havayolları'nı kullandığı aktarılarak, uçakta bulunan 82 yolcu ve 6 mürettebat ile iletişime geçilmeye çalışıldığı ifade edildi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüse yakalanan 3 kişinin dün Yeşil Burun Adaları açıklarında gemiden tahliye edildiğini aktararak, Hollanda’ya sevk edildiğini ifade etti. Tahliyelerin ardından gemi, Kanarya Adaları’na doğru yola çıktı.<br />
<br />
<strong>"Dünyanın geri kalanı için risk düşük"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, durumun Covid-19 salgınıyla kıyaslanamayacağını belirterek, "Dünyanın geri kalanı için risk düşük" dedi.<br />
<br />
<strong>Gemi Kanarya Adaları’na demirleyecek</strong></p>

<p style="text-align:justify">İspanya Sağlık Bakanı Monica Garcia Gomez, geminin önümüzdeki üç gün içinde Kanarya Adaları'nın Tenerife limanına yanaşacağını duyurmuş ve sağlık durumları müsaade ettiği takdirde yabancı yolcuların buradan kendi ülkelerine gönderileceğini açıklamıştı.<br />
<br />
<strong>Ne olmuştu?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Arjantin'den 1 Nisan'da yola çıkan ve 3 Mayıs'ta Yeşil Burun Adaları açıklarına ulaşan gemide 23 ülkeden 88 yolcu ve 59 mürettebat bulunuyor. Gemide şu ana kadar 7 kişide virüs tespit edilirken, 3 kişi hayatını kaybetti. İlk vaka olan Hollandalı erkek yolcu 11 Nisan'da gemide hayatını kaybederken, cenazesi 24 Nisan'a kadar gemide kaldı. Ardından eşi, cenazeyle birlikte Saint Helena'da karaya çıkarıldı. Tahliye sırasında hafif belirtiler gösteren kadın, Güney Afrika'nın Johannesburg kentine uçtu. Hollanda’ya giden uçağa bindirilmeyen kadın, 26 Nisan'da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Gemideki 1 Almanya vatandaşı ise 2 Mayıs'ta yaşamını yitirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İlacı yok</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hantavirüs</strong> genellikle maruz kalındıktan 1 ila 8 hafta sonra yorgunluk ve ateş gibi grip benzeri semptomlarla başlıyor. Ölümcül solunum yolu hastalığına neden olabilen <strong>hantavirüs</strong>, kemirgen dışkısı veya idrarından kaynaklanan parçacıkların havaya karışmasıyla yayılabiliyor, insanlar arasında ise kolayca bulaşmıyor. Hastalığı tedavi edecek özel bir ilaç bulunmazken, tedavi destekleyici bakıma odaklanılıyor, ağır vakalarda ise hastalar solunum cihazına bağlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/dunyayi-hantavirus-korkusu-sardi-pandemiye-neden-olur-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/a-w697795-02.jpg" type="image/jpeg" length="33314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biyoteknoloji firması BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech, köklü bir yeniden yapılanma sürecine gireceğini duyurdu. BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek. BioNTech Sözcüsü yaptığı açıklamada, 'Bu yıl içinde Almanya'daki son dozları üretmiş olacağız' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yaklaşık 2 bin kişi işten çıkarılacak</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeniden yapılanma kapsamında şirketin Almanya'nın Idar-Oberstein ve Marburg kentlerindeki, Singapur'daki ve 2025 sonunda bünyesine kattığı rakip şirket CureVac'a ait Tübingen'deki üretim tesisleri kapatılacak. Söz konusu tesislerin 2027 sonuna kadar tamamlanması ve tesislerin satışa çıkarılması planlanıyor. Şirketin ayrıca, yapılanma kapsamında bin 860 kişinin işine son vermesi bekleniyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kansere odaklanılacak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">BioNTech, Covid-19 salgının sona ermesinin ardından aşılara olan talebin düşmesi sonucu yeniden yapılanma kararı aldığını ifade ederek, kanser ve diğer hastalıkların tedavisine odaklanılacağını açıkladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Zarar 500 milyon euroyu aştı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Şirketin, bu yılın ilk çeyreğinde gelirleri 182,8 milyon eurodan 118,1 milyon euroya gerilerken, net zararı ise 531,9 milyon euroya yükseldi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şahin ve Türeci görevi bırakmıştı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, BioNTech'in kurucuları Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci ise geçtiğimiz mart ayında yeni bir girişim başlatmak üzere görevlerinden ayrıldıklarını açıklamıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/05/agency/iha/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor.jpg" type="image/jpeg" length="56923"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
