<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>SAYFA16 | Bursa Haberleri, Bursaspor Haberleri, Bursa Son Dakika, Kültür Sanat Haberleri, Bursa Gazeteleri, Bursa Etkinlikleri, Bursa Konser</title>
    <link>https://www.sayfa16.com</link>
    <description>bursa gazeteleri, bursa haberleri, bursaspor haberleri, bursa kaza, bursa hava durumu, bursa son dakika, bursa konser, bursa gündem, bursa haber siteleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sayfa16.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 23:25:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Günümüzde 33 çocuktan biri otizmli]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/gunumuzde-33-cocuktan-biri-otizmli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/gunumuzde-33-cocuktan-biri-otizmli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, 1970'li yıllarda 10 binde de bir görülen otizmin, günümüzde 33 çocuktan birinde görüldüğünü ve oranın erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla olduğunu kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">2 Nisan ‘Dünya Otizm Farkındalık Günü' nedeniyle açıklamalarda bulunan Diyarbakır Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı İbrahim Zeyrek, otizmin son zamanlarda ciddi şekilde artan nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Zeyrek, "Nörogelişimsel bozukluklar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, zihinsel yetersizlik, öğrenme güçlüğü, motor bozukluklar ve tik bozukluklarını kapsamaktadır. Otizm de bunlardan biridir. Son zamanlarda otizm oranı çok ciddi bir şekilde artmıştır. 1970'li yıllarda 10 binde bir görülürken, günümüzde 33 çocuktan birinde görülmektedir. 2000'li yıllara göre ise yaklaşık yüzde 400 oranında bir artış söz konusudur. Bu çocuklar genellikle belirli şikayetlerle başvurmaktadır. En başta konuşma gecikmesi gelmektedir. Ancak konuşma gecikmesi tek başına yeterli değildir. Konuşma gecikmesinin birçok nedeni vardır. Otizm açısından değerlendirecek olursak, bunun yanında başka belirtilerin de olması gerekir. Bunlar, sosyal temas yoksunluğu, ismine dönmeme, göz teması kuramama, işaret edilen yere bakamama ve o bağlamda iletişim kuramama gibi durumlardır. Bunlar otizmin çekirdek belirtileri, yani A belirtileridir. Tanı, DSM-5'e göre konulmaktadır. A belirtisi sosyal iletişim ve karşılıklı etkileşimde yetersizliktir. B belirtisinde ise sınırlı ilgi alanları, tekrarlayıcı hareketler ve duyusal farklılıklar yer alır. B belirtilerinden en az iki tanesinin bulunması gerekir. Ancak küçük çocuklarda her zaman gözlemlenmeyebilir. Stereotipik hareketler arasında kanat çırpma, alkış yapma, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme ve kelime tekrarları (ekolali) yer almaktadır. Günümüzde çocuklarda sık görülen şikayetler arasındadır" dedi.<br />
<br />
<strong>''Otizm belirtileri genelde 2-3 yaş arasında fark ediliyor''</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Otizm belirtilerinin genellikle 2-3 yaş arasında fark edildiğini aktaran Zeyrek, şu ifadeleri kullandı:<br />
''Eskiden ‘3 yaşından önce tanı konulamaz' gibi bir yanlış kanı vardı. Ancak bu doğru değil. 3 yaşından önce de tanı konulabilmektedir. Erken tanı büyük önem taşımaktadır. Çünkü 0-6 yaş beyin gelişimi açısından kritik bir dönemdir. Özellikle 2 ve 5 yaş civarında beyin gelişiminde budanma süreçleri yaşanır. Kullanılmayan nöron bağlantıları zamanla yok olur. Bu nedenle erken tanı ve erken eğitim çok önemlidir. Otizm, erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla görülmektedir. Vaka sayısındaki artışta farkındalığın artması da etkili olmuştur. 2 Nisan Dünya Otizm Günü gibi farkındalık çalışmaları sayesinde aileler daha bilinçli hale gelmiştir. Risk faktörleri arasında ileri baba yaşı da yer almaktadır. Günümüzde evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının artmasıyla birlikte bu durumun etkisi daha fazla görülmektedir. Ayrıca genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi, yani epigenetik süreçlerin de etkili olduğu düşünülmektedir.''<br />
<br />
<strong>''Ekran kullanımının otizme neden olduğu kesin olarak söylenemez''</strong></p>

<p style="text-align:justify">kranın, otizme neden olduğunu kesin olarak kabul edilemez olduğunu dile getiren Zeyrek, şunları söyledi:<br />
"Ekran kullanımının otizme neden olduğu kesin olarak söylenmemektedir. Ancak yoğun ekran maruziyeti, var olan otizm belirtilerinin şiddetini artırabilmektedir. Aileler bazen tanı almaktan korktukları için süreci geciktirebilmektedir. Çocukta belirtiler 2 yaşında fark edilse bile başvuru 3-4 hatta 5 yaşına kadar ertelenebilmektedir. Bu da eğitime geç başlanmasına neden olur ve alınacak faydayı azaltır. Otizmi tamamen ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak eşlik eden dikkat eksikliği, hiperaktivite, uyku bozukluğu, agresyon, kaygı ve depresyon gibi durumlar için ilaç tedavisi uygulanabilmektedir. Otizmde en önemli tedavi yöntemi özel eğitimdir. Tanı konulduğu anda vakit kaybetmeden özel eğitime başlanmalıdır. Ailelerin de bu süreçte aktif rol alması, evde destekleyici çalışmalar yapması gerekmektedir. Tanı sürecinde yaşanan inkar durumunun hızlı bir şekilde aşılması ve eğitime odaklanılması, çocuğun gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ve doğru eğitimle çocukların gelişiminde önemli ilerlemeler sağlanabilmektedir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/gunumuzde-33-cocuktan-biri-otizmli</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2024/04/1471868693-otizmin-tedavisi-mumkun-e1491138117577.jpg" type="image/jpeg" length="74123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaç raporlarını yenileyecekler dikkat!]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/ilac-raporlarini-yenileyecekler-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/ilac-raporlarini-yenileyecekler-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, geçerlilik süresi sona eren ilaç raporlarına ilişkin Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden ilgili branştan randevu alınması gerektiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlaç raporlarını yenileyeceklere Sağlık Bakanlığı'ndan uyarı geldi. Bakanlıktan edinilen bilgiye göre, Covid-19 salgınından bu yana yıllık olarak uzatılan ilaç raporlarının son geçerlilik tarihi 31 Mart 2026 olarak belirlenirken bu süreçte vatandaşlara raporlarını yenilemeleri için bilgilendirmeler yapıldı.  Söz konusu tarihten itibaren mevcut raporların geçerliliğini yitirmesi nedeniyle vatandaşların raporlarını yenilemeleri gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>6,6 MİLYON VATANDAŞ RAPORUNU YENİLEMEDİ</strong></p>

<p>Vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla hastanelerde randevu kapasitesi artırılarak ülke genelinde 854 sağlık kurumunda ilaç raporu yenileme işlemlerine yönelik "Rapor Yenileme Klinikleri" oluşturuldu ve 10 milyon 309 bin 596 kişilik ek kapasite sağlandı.</p>

<p>Bu süre içerisinde vatandaşların raporlarını yenilenmesi amacıyla mesaj ve mail yoluyla bilgilendirme yapılmasına rağmen, ilaç raporunu yenilemesi gereken yaklaşık 6,6 milyon kişi, kendileri için tanımlanan "rapor yenileme" alanındaki öncelikli randevu hakkından yararlanmadı.</p>

<p><strong>OTOMATİK UZATILMIŞTI</strong></p>

<p>Özellikle Covid-19 döneminden bu yana raporu 5 kez otomatik olarak uzatılan vatandaşlar için hastalığın seyrinde değişiklik veya iyileşme ihtimali göz önünde bulundurularak raporların hekim muayenesi sonrası yenilenmesi kararı alındı.</p>

<p><strong>MHRS ÜZERİNDEN RANDEVU ALINACAK</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı, 30 Haziran 2025'ten itibaren rapor süresi dolacak vatandaşlara kısa mesaj yoluyla bilgilendirme yaparak gerekli hatırlatmalarda bulundu. Ayrıca Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden öncelikli randevu imkanı sağlanarak vatandaşların süreci kolayca tamamlamaları hedeflendi.</p>

<p>Raporunu yenilemeyen vatandaşların, ilaç kullanımında herhangi bir aksaklık yaşamamaları adına en kısa sürede MHRS üzerinden ilgili branştan randevu alarak raporlarını yenilemeleri gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/ilac-raporlarini-yenileyecekler-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/04/thumbs-b-c-694d290182dee45b33f5d64d01d59ee5-700159.webp" type="image/jpeg" length="39276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'nın 35 bin metrekarelik yeni hastanesi bu yıl açılacak]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/bursanin-35-bin-metrekarelik-yeni-hastanesi-bu-yil-acilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/bursanin-35-bin-metrekarelik-yeni-hastanesi-bu-yil-acilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nilüfer Özlüce'de yükselen Bursa Liv Hospital, toplam 35 bin metrekare alan üzerinde 12 kattan oluşuyor. Geçtiğimiz yıl mart ayında başlanan hastanenin 2026 yılı temmuz ayı itibariyle Bursa Liv Hospital olarak hasta kabul etmesi planlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sağlık sektörünün prestijli hastanelerinden Liv Hospital'ın Türkiye'deki sekizinci hastanesi Bursa'ya yapılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">İstanbul'da 4, Ankara, Samsun ve Gaziantep'te 1'er olmak üzere ülkemizde 8 hastanesi bulunan; Azerbaycan ve Macaristan'da da toplam 2 hastanesi olan 15 yılı aşan köklü kurum, gelişen ve büyüyen Bursa'nın sağlık alanındaki yeni gözdesi olacak.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="69C7Ac61E2Eb3" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/03/69c7ac61e2eb3.jpg" width="641" /></p>

<p style="text-align:justify">Özlüce'de yapımı süren hastanede; acil, erişkin ve çocuk olmak üzere 40 adet gözlem yatağı bulunacak. 10 ameliyathane, 160 hasta odası ve 160 muayene odası yer alacak. Hastane içindeki laboratuvar ise tamamen cam ile çevrili olurken çalışmaların bina içindekiler tarafından izlenmesine imkân sağlayacak.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="69C7Ac725Dd12" class="detail-photo img-fluid" height="492" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/03/69c7ac725dd12.jpg" width="641" /></p>

<p style="text-align:justify">Liv Hospital'ın, Bursa'nın en prestijli binalarından biri olacağını söyleyen, projenin mimarı Sevcan Bora, “Sağlık söz konusu olduğunda yapılan tüm imalat ayrı bir önem içerir. Bursa Liv Hospital binası da hem teknolojik hem de estetik açıdan günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde planlandı” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">MLP Care Grubu’nun çatısı altında hizmet veren Liv Hospital'ın Bursa hastanesinde inşaat çalışmalarında sona gelindi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="1769596886293" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/03/1769596886293.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BURSA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/bursanin-35-bin-metrekarelik-yeni-hastanesi-bu-yil-acilacak</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/bursa-da-35-bin-metrekarelik-hastane-yatirimi-1729.webp" type="image/jpeg" length="31913"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharla birlikte polen alerjisi alarmı]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/baharla-birlikte-polen-alerjisi-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/baharla-birlikte-polen-alerjisi-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle doğa canlanırken, milyonlarca kişi için 'polen kabusu' da başlıyor. Sabah uyanır uyanmaz peş peşe gelen hapşırıklar, gözlerdeki kaşıntı ve bitmek bilmeyen burun akıntısı hayat kalitesini düşürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sabah uyanır uyanmaz peş peşe hapşırıklar, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı bahar aylarında sıkça görülen bu şikâyetlerin nedeni çoğu zaman polen alerjisi oluyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, polenlerin özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde ciddi rahatsızlıklara yol açabileceğini belirterek, doğru tanı ve korunma yöntemlerinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Polenler astım ataklarını tetikleyebilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Polenlerin çıplak gözle görülmeyen ancak alerjik reaksiyonlara neden olabilen antijenler olduğunu belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, 'Polenler solunum yoluyla vücuda girdiğinde burunda kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi şikâyetlere yol açabilir. Astım hastalarında ise bu durum astım ataklarını tetikleyebilir. Polen yoğunluğu özellikle sabah saatlerinde daha fazla oluyor. Evlerin havalandırılması konusunda dikkatli olunması gerekir. Polen mevsiminde evleri sabah erken saatlerde havalandırmamak önemli. Açık havada zaman geçirdikten sonra eve gelince kıyafetleri değiştirmek ve duş almak da polen temasını azaltmaya yardımcı olur' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dışarıda kurutulan kıyafetler polen taşıyabilir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bahar aylarında çamaşırların dışarıda kurutulmasının polen maruziyetini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Nacaroğlu, 'Kıyafetler dışarıda kurutulduğunda üzerlerine polenler yapışabilir ve bu da alerji şikâyetlerini artırabilir. Ayrıca dışarı çıkarken gözlük ve şapka kullanmak da polenlerden korunmaya yardımcı olabilir. Alerji belirtileri yaşayan kişilerde öncelikle bunun gerçekten polen alerjisi olup olmadığının belirlenmesi gerekiyor. Bunu anlamak için deri üzerinden yapılan testler veya kanda yapılan alerji testleriyle polenlere karşı duyarlılığı tespit edebiliyoruz' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İmmonoterapi tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Tanı konulduktan sonra ilk aşamada korunma önlemleri ve ilaç tedavisi uygulandığını belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, şikâyetlerin kontrol altına alınamadığı durumlarda alerjen immünoterapisinin devreye girdiğini kaydederek, şunları ekledi:</p>

<p style="text-align:justify">'İmmünoterapi tedavisinde alerjen özütleri hastaya giderek artan dozlarda verilerek vücudun bu maddeye karşı duyarsızlaşması sağlanır. Bu uzun soluklu bir tedavi olsa da hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar ve alerjinin astıma ilerlemesini önleyebilen tek tedavi yöntemidir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/baharla-birlikte-polen-alerjisi-alarmi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/bahar-allerjisi-768x512.png" type="image/jpeg" length="67534"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['İntiharlar her yıl 108 milyon kişiyi etkiliyor']]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/intiharlar-her-yil-108-milyon-kisiyi-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/intiharlar-her-yil-108-milyon-kisiyi-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada her yıl 1 milyon kişinin intihar nedeniyle hayatını kaybediyor. Tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insan var.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği'nden Uzm. Dr. Mehmet Çevik, 'intiharlar' konusunda bilgilendirmelerde bulundu. Dr. Çevik, 'Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişi intihar nedeniyle ölmektedir. Bu değer kabaca her 40 saniyede 1 ölüm demektir' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Kaybedilen her hayat onlarca kişinin yakınını temsil ediyor'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Her 25 intihar girişiminden 1'inin ölümle sonuçlandığını, bundan çok daha fazla kişinin de intiharla ilgili ciddi düşünceleri olabildiğini işaret eden Uzm. Dr. Çevik, 'Kaybedilen her hayat birinin eşini, çocuğunu, ebeveynini, arkadaşını veya meslektaşını temsil etmektedir. Her bir intihar yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'İntiharı önlemek büyük oranda mümkündür'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Toplumun bir üyesi olarak, çocuk olarak, ebeveyn olarak, arkadaş olarak, meslektaş olarak veya komşu olarak kişilerin hayatında bir fark oluşturmanın mümkün olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Çevik, 'İntihar davranışını önlemek için her gün yapabileceğiniz birçok şey var. Örneğin, her fırsatta konuyla ilgili farkındalığı artırabilir, intihar nedenleri ve intihar amaçlı uyarı işaretleri hakkında kendinizi ve başkalarını eğitebilir, çevrenizde sıkıntı yaşayanlara şefkat gösterebilir, yine kendi çevrenizdeki kişilerin intihar, intihar davranışı ve ruhsal sağlık sorunları ile ilgili ön yargılarını onlara fark ettirebilirsiniz' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>'İntiharın önlenmesinde kilit oyuncu olabilirsiniz'</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Eğer bir kişinin intihar düşüncesi olduğuna inanıyorsanız bunu kişiyle konuşmaktan korkmayın' diyen Uzm. Dr. Çevik, açıklamasını şöyle tamamladı:</p>

<p style="text-align:justify">'Kişiyi yargılamadan, sevecen ve basit bir biçimde kendine zarar verme düşüncesi olup olmadığını sorun. İntihar girişiminde bulunmuş kişiler genellikle ölmek istemediklerini, bunun yerine birinin kendilerine müdahalede bulunup onları durdurmasını istediklerini belirtirler. Çoğu, umutsuzluklarını hisseden ve onlara iyi olup olmadığını soran birilerini aradığını söyler. Nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/intiharlar-her-yil-108-milyon-kisiyi-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/toplu-intihar-800x400.png" type="image/jpeg" length="47501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer hastalarının üçte ikisini kadınlar oluşturuyor]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/alzheimer-hastalarinin-ucte-ikisini-kadinlar-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/alzheimer-hastalarinin-ucte-ikisini-kadinlar-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, Alzheimer hastalığına yeni gelişen testler ve tedaviler sayesinde çok erken evrede müdahale etmenin mümkün olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye'de 600 binin üzerinde kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, özellikle menopoz dönemindeki östrojen kaybı ve hormonal değişimler nedeniyle en çok kadınlarda görülüyor. Uzmanlar, hastalığın ilerlemesini durdurmak için erken tarama testlerinin ve menopoz sürecindeki doğru tedavilerin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tüm dünyada milyonlarca bireyi etkileyen Alzheimer vakalarının yaklaşık üçte ikisini kadınlar oluşturuyor. Kadın beyninde özellikle menopoz sürecinde meydana gelen östrojen reseptörleri ile ilgili değişiklikler, Alzheimer hastalarındakine benzer metabolizma bozukluklarına yol açabiliyor. Bu risk nedeniyle menopoz aşamasında nörolojik kontrollerin daha sık yapılması ve çeşitli önlemlerin alınması hastalığın önlenmesinde kritik bir rol oynuyor. Hormonal değişimler kadın sağlığıyla doğrudan ilişkili sistemlerin yanı sıra kas-iskelet ve nörolojik sistemleri de derinden etkiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Her yönüyle ele alındı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kadın Sağlığı ve Alzheimer Hastalığı, Acıbadem Kent Hastanesi'nde düzenlenen 'Kadın yaşam döngüsünde bilişsel sağlık ve koruyucu yaklaşımlar' başlıklı etkinlikte her yönüyle ele alındı. Etkinlikte Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil 'Alzheimer riski açısından menopozu anlamak', Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin 'Alzheimer hastası olarak kadın', Ege Üniversitesi Geriatri Kliniği, Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sevnaz Şahin 'Geriatri bakış açısı ile kadın: Yaşlılığın kadınsallaşması', SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Aile Hekimliği ABD, Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Nil Tekin 'Alzheimer bakım vereni olarak kadın' başlıklı sunumlarıyla konferans salonunu dolduran çoğu kadın dinleyene değerli bilgiler aktardı, merak edilen soruları yanıtladı. Etkinlik kapsamında tiyatro ve sinema oyuncusu Zerrin Sümer, sanatçı Suzan Kardeş ve yapımcı Mine Güler, Alzheimer hastalığını yaşamak ve oynamak üzerine özel bir söyleşi gerçekleştirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Östrojen eksikliği beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil menopozun ve buna bağlı östrojen azalmasının kadınların beyin fonksiyonları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Aynı genlere sahip kadın ve erkekler karşılaştırıldığında, kadınlarda beyin küçülmesinin ve 'beyin sisi' olarak adlandırılan dikkat eksikliği gibi durumların daha fazla görüldüğünü belirten Prof. Dr. İtil, şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify">'Östrojen beyinde birçok fonksiyona sahip ve bilişsel bellek merkezlerinde oldukça etkin bir rol oynuyor. Östrojen eksikliği beynin glikoz alımını da azaltarak beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor. Diyabet ve tiroid gibi sistemik hastalıkların kontrol altına alınmasını ve spor yapılmasını tavsiye ediyoruz. Beyin sağlığındaki kötüleşmeyi önlemek amacıyla önceden hormon tedavisine başlanmasını destekleyen kesin bir çalışma henüz bulunmuyor. Dolayısıyla her kadına menopoz öncesi ve sonrasında rutin olarak hormon tedavisi verilemez. Ancak Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) menopoz ilaçlarındaki kara kutu uyarılarını kaldırdı. Tedaviye ilk 10 yıl içinde başlandığında, özellikle şiddetli ateş basması, kuruluk, cinsel isteksizlik ve ruhsal değişimler gibi semptomları olan hastalarda son derece faydalı etkiler elde edildiği görülüyor.'</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Menopoz süreci uyarısı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin de menopoz sürecinin kadın doğum ve ilişkili diğer disiplinlerle bir arada yürütülmesi gerektiğini söyledi. Seçkin, 'Nörolojinin bunun içerisinde olması ve gerektiğinde kas-iskelet zafiyetine neden olabilecek hastalıkların tedavisi için diğer branşların da sürece dahil edilmesi, bu sürecin daha iyi yönetilmesine yardımcı olacaktır' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Belirtilerden 20 yıl önce başlıyor</p>

<p style="text-align:justify">Yeni gelişen testler ve tedaviler sayesinde hastalığa çok erken evrede müdahale etmenin mümkün olduğunu aktaran Doç. Dr. Seçkin, 'Tüm hastalıklarda olduğu gibi Alzheimer hastalığında da en büyük silahımız erken tanıdır. Erken tanı için henüz hiçbir unutkanlık şikayeti başlamadan nörolojik kontrollerin yapılmasını öneriyoruz. Yeni testler, henüz ağır unutkanlığı olmayan kişilerde bile hastalığı tanıyabileceğimizi gösterdi. Alzheimer, ilk semptomlar başlamadan 10 ila 20 yıl önce beynimizde patolojik olarak etkisini göstermeye başlıyor' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kanser taraması gibi erken teşhis dönemi</p>

<p style="text-align:justify">Erken müdahale ile hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılabileceğini vurgulayan Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p style="text-align:justify">'Alzheimer hastalığı ile ilgili tanı ve tedavi süreçleri; meme veya prostat kanseri gibi çok erken evre tarama yöntemleriyle yapılma yoluna girdi. Semptomu olmayan bireylerin bile bu tarama sürecine girerek risklerini belirlemesi tavsiye ediliyor. Risk gruplarının tespit edilip taramaya yönlendirilmesiyle, hastalara çok daha erken tedavi başlama şansımız var. Alzheimer taraması; ayrıntılı nörolojik muayene, nörogörüntüleme, PET gibi ileri tetkikler, beyin omurilik sıvısı incelemesi ve yeni geliştirilen serum biyobelirteçleri ile yapılmaktadır. Hastalığı görece daha basit kan tetkikleriyle tespit edebilecek noktaya doğru gidiyoruz. Aile öyküsü olan risk altındaki bireylerde genetik testlerin yapılması, en önemli erken tespit yöntemlerinden biridir. Altın standart kabul edilen belden sıvı alma işlemi, halen yüzde 90'ın üzerinde doğruluk payı veriyor. Bunun yanında beyindeki amiloid ve tau proteini birikimini PET yöntemiyle veya kan testleriyle tetkik edebiliyoruz. Tüm bu imkanlardan yararlanarak artık Alzheimer hastalığını çok daha erken tespit etmek mümkündür.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/alzheimer-hastalarinin-ucte-ikisini-kadinlar-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/agency/iha/alzheimer-hastalarinin-ucte-ikisini-kadinlar-olusturuyor.jpg" type="image/jpeg" length="67533"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yorgunluğunuz 2 haftadan fazla sürüyorsa dikkat]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/yorgunlugunuz-2-haftadan-fazla-suruyorsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/yorgunlugunuz-2-haftadan-fazla-suruyorsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kış aylarında yavaşlayan metabolizmanın baharın gelişine ayak uyduramamasından kaynaklananbaharyorgunluğu, ortalama iki-üç hafta süren halsizlik, yorgunluk ve isteksizlik haliyle kendini gösteriyor. Uzmanlar, bahar yorgunluğunun birçok kişinin sosyal ve iş hayatını olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, halsizlik, yorgunluk gibi durumların 2 haftadan uzun sürmesi halinde doktora başvurulması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serdal Baysal, bahar yorgunluğunun belirtilerini şöyle anlattı;<br />
"Boyun, sırt, omuz ve yaygın eklem ağrıları, mide bağırsak sisteminde değişikliğe bağlı olarak mide ağrıları, şişlik, gaz, kabızlık ve ishal, iştah değişiklikleri, nöropsikiyatrik değişikliklere bağlı olarak sinirlilik, baş ağrısı, sıkıntı, uyku düzensizlikleri, cilt, kalp, tansiyon ve şeker hastalıklarında artış görülür. Bahar aylarında havadaki ısı, ışık, nem ve havadaki iyon değişikliklerine bağlı olarak insan metabolizmasında da değişiklikler olur. Hormonal değişikliklere bağlı olarak mide şikâyetlerinde artış veya mide hastalıklarının nüksü, tansiyon ve şeker regülasyonunda bozulma görülebilir. Yine bahar aylarındaki hareket ve beslenme alışkanlığındaki değişiklik de bahar yorgunluğunun ortaya çıkmasına neden olabilir."<br />
Bahar yorgunluğundan korunabilirsiniz<br />
Uzm. Dr. Serdal Baysal, açık havada yürüyüş yaparak, günlük duş alarak, bol sıvı tüketerek, az ve sık aralıklarla beslenerek, vitamin ve mineral içeriği zengin içecek ve yiyecekler tüketerek, hobilerle uğraşarak, müzik dinleyerel, sigara, alkol ve kafein içeren gıda tüketimini azaltarak, bahar yorgunluğundan korunmanın mümkün olduğunu kaydetti.<br />
Vücudunuzu susuz bırakmayın<br />
Uzm. Dr. Serdal Baysal, şöyle devam etti;<br />
"Vücudun susuz kalması; susuzluğun düzeyi ile ait olmakla birlikte yorgunluktan komaya kadar değişen ciddi sağlık sorunlarına neden olur. Düzenli egzersiz olarak sabah veya akşam yürüyüşleri, bisiklet kullanma, jimnastik yapılabilir. Bahar aylarında vücudun vitamin ve mineral ihtiyacı arttığı için bol sebze ve meyve tüketilmeli. Sıcak havalarda artan su ihtiyacı nedeniyle günlük 2-3 litre sıvı alınmalı, alkollü ve kafeinli içecekler mümkün olduğunca az tüketilmeli, karbonhidratlı gıdalar yorgunluk ve dikkatsizliğe neden olduğu için az tüketilmeli. Ağır yemekler yerine sebzeli ve zeytinyağlı gıdalar tercih edilmeli, kavurma ve ızgara etler yerine de haşlama etler tüketilmelidir. Yorgunluk, bir hastalık değil bir şikâyettir. Birçok hastalıkta yorgunluk ilk bulgu olabilir, bu nedenle uzun süren yorgunluklarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalı."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/yorgunlugunuz-2-haftadan-fazla-suruyorsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/20250413aw431577.jpg" type="image/jpeg" length="63673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada her yıl böbrek hastalığından 11 milyon kişi ölüyor]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/dunyada-her-yil-bobrek-hastaligindan-11-milyon-kisi-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/dunyada-her-yil-bobrek-hastaligindan-11-milyon-kisi-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Dr. Eray Erdem, 'Dünya Böbrek Günü' kapsamında uyarı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Dr. Eray Erdem, '12 Mart Dünya Böbrek Günü' kapsamında böbrek sağlığı ve çevre bilincinin önemine dair uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Dr. Eray Erdem, 'Her yıl dünya genelinde yaklaşık 11 milyon kişi böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Böbrek hastalıkları çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor ve erken tanı hayat kurtarıcı öneme sahip. Sağlıklı bireyler için sağlıklı bir çevre şarttır. Temiz suya erişim, hava kirliliğinin azaltılması, sağlıklı besin zinciri ve sürdürülebilir yaşam şartları, böbrek sağlığının korunmasında temel unsurlardır. Bu nedenle vatandaşlarımızın böbrek sağlıklarını korumaya, düzenli taramalar yaptırmaya, sağlıklı beslenmeye ve fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmeye özen göstermeleri gerekiyor. Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, çevreyi korumak ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları benimsemek de böbrek sağlığını doğrudan etkileyen önemli faktörler arasında yer almaktadır. Unutulmamalıdır ki sağlıklı böbrekler için sağlıklı bir çevre, sağlıklı bir çevre için bilinçli bireyler gereklidir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/dunyada-her-yil-bobrek-hastaligindan-11-milyon-kisi-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/15086.jpg" type="image/jpeg" length="18147"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Türkiye'de her üç kişiden biri tansiyon hastası']]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/uzmanindan-uyari-turkiyede-her-uc-kisiden-biri-tansiyon-hastasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/uzmanindan-uyari-turkiyede-her-uc-kisiden-biri-tansiyon-hastasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Kardiyoloji uzmanı Doç. Dr Uğur Abbas Bal, 'Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1.3 milyardan fazla insan tansiyon hastası. Türkiye'de ise erişkinlerin yaklaşık her üç kişiden biri hipertansiyon hastasıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, dünyada 1.3 milyardan fazla kişiyi etkileyen hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirterek düzenli tansiyon takibinin ve doğru ölçüm yöntemlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yüksek tansiyon, günümüzde en yaygın sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, hipertansiyonun dünyada milyarlarca insanı etkilediğini ve çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirterek erken tanı ve düzenli takip konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Türkiye'de her üç kişiden biri tansiyon hastası'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hipertansiyonun dünya genelinde çok yaygın olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, 'Hipertansiyon belki de dünyada en yaygın hastalıklardan bir tanesi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1.3 milyardan fazla insan tansiyon hastası. Türkiye'de ise erişkinlerin yaklaşık her üç kişiden biri hipertansiyon hastasıdır' dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirten Doç. Dr. Bal, bu durumun hastalığın fark edilmesini zorlaştırdığını ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">'Tansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen bir hastalık. Vücudumuzda bir adaptasyon mekanizması vardır. Tansiyon yavaş yavaş yükseldiğinde vücut buna uyum sağlayabiliyor. Ancak uzun vadede damar duvarlarında kalınlaşma ve sertleşme meydana geliyor. Bu süreç damar sertliği ve damar tıkanıklığının gelişmesine zemin hazırlayabiliyor' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Uzun süre kontrol altına alınmayan hipertansiyonun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Bal, 'Yüksek tansiyon uzun vadede damar tıkanıklıkları, inme, kalp krizi, böbrek yetmezliği ve görme bozuklukları gibi önemli sağlık problemlerine neden olabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Bilekten değil, koldan ölçüm yapan cihazlar tercih edilmelidir'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tansiyon ölçümünde doğru yöntemlerin kullanılmasının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Bal, şu önerilerde bulundu:</p>

<p style="text-align:justify">'Evde tansiyon takibi yapılırken mümkün olduğunca bilekten değil, koldan ölçüm yapan cihazlar tercih edilmelidir. Ölçüm öncesinde kişinin en az 5 dakika dinlenmiş olması gerekir. Ayrıca son 30 dakika içerisinde kahve, sigara veya enerji içeceği tüketilmemiş olmalıdır. Tek bir ölçüm yeterli değildir; birkaç dakika arayla en az iki ölçüm yapılmalı ve ölçümler birkaç gün boyunca tekrarlanmalıdır.'</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tedavi uzun vadeli bir süreçtir</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hipertansiyonun kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Uğur Abbas Bal, tedavinin çoğu zaman uzun süreli olduğunu vurgulayarak 'Tansiyon çoğu zaman ömür boyu takip edilmesi gereken bir hastalıktır. Pek çok hasta tansiyon ilaçlarını uzun süre kullanmak zorunda kalabilir. Ancak bu durum olumsuz bir şey değildir; aksine kalp ve damar sağlığını koruyan önemli bir tedavi yaklaşımıdır' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, hipertansiyonun erken fark edilmesi ve düzenli takip edilmesi sayesinde ciddi sağlık sorunlarının büyük ölçüde önlenebileceğini hatırlatıyor. Düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve hekim kontrolünde sürdürülen tedavi süreci ise hipertansiyonla mücadelede en önemli adımlar arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/uzmanindan-uyari-turkiyede-her-uc-kisiden-biri-tansiyon-hastasi</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/yuksek-tansiyon-23-21218-web-image-b.webp" type="image/jpeg" length="79613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[e-Nabız'da yeni özellik]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/e-nabizda-yeni-ozellik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/e-nabizda-yeni-ozellik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından e-Nabız sistemine "İlacım Nerede?" özelliği eklendi. Bu özellikle sayesinde vatandaşlar reçete edilen ilaçlarının hangi eczanelerde bulunduğunu öğrenebilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı'nın e-Nabız sistemine "İlacım Nerede?" adlı yeni özellik ekledi.</p>

<p>İlaca erişimde zaman kaybını azaltmayı hedefleyen özellik sayesinde, e-Nabız hesabı olan kullanıcılar reçetelerindeki ilaçların hangi eczanelerde bulunduğunu öğrenebilecek.</p>

<p>Hastalar, yeni özellikle sistemde kayıtlı olan ve son 5 gün içinde düzenlenmiş reçetelerinde yer alan ilaçlarının hangi eczanede bulunduğunu ilçe bilgisiyle sorgulayabilecek.</p>

<h2>Eczaneye daha hızlı ulaşım</h2>

<p>"İlacım Nerede?" özelliğiyle vatandaşlar aradıkları ilacın bulunduğu eczaneyi, "nöbetçi eczane" seçimi yaparak da sorgulayabilecek. Bu kapsamda, reçete yazıldığı halde mesai saatleri içerisinde eczaneye gidemeyenler de ilaçlarına kısa sürede erişebilecek.</p>

<p>Uygulama, seçilen eczaneye hızlı ulaşımı da destekleyecek. İlacın bulunduğu eczane seçildiğinde uygulama üzerinden navigasyon başlatılabilecek ve vatandaşların eczaneye en kısa yoldan ulaşması sağlanacak.</p>

<h2>Eczaneden önce hatırlatma mesajı gelecek</h2>

<p>"İlacım Nerede?" sekmesinde vatandaşlara yönelik uyarı mesajı da yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlacın bulunduğu eczane konumunun yer aldığı sayfada, verilerin bir gün önceki stok üzerinden güncellendiği ve ilacın o süre zarfında başka bir hastaya verilmiş olabileceği, bunun için eczaneye gidilmeden önce telefonla ilacın stokunun teyit edilmesi gerektiği hatırlatılıyor.</p>

<h2>Stok bilgileri güncellenecek</h2>

<p>Uygulama içerisinde veri doğruluğunu güncel tutmak amacıyla hastalar "geri bildirim sistemi"ni kullanabilecek.</p>

<p>İlaç stok durumu, adres ve telefon bilgilerinin güncelliği ve harita lokasyon doğruluğu gibi başlıklarda vatandaşlar, uygulama üzerinden değerlendirmelerde bulunabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/e-nabizda-yeni-ozellik</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/03/e-nabizda-yeni-ozellik-recetedeki-ilacin-hangi-eczanede-oldugu-ogrenilebilecek-gcdb-cover.webp" type="image/jpeg" length="91054"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Krizinde 40 Yaş Altı Vakalarda Dikkat Çekici Artış]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/kalp-krizinde-40-yas-alti-vakalarda-dikkat-cekici-artis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/kalp-krizinde-40-yas-alti-vakalarda-dikkat-cekici-artis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 30'una karşılık geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları en sık ölüm nedeni olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 30’una karşılık geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre son yıllarda dikkat çeken gelişmelerden biri ise kalp krizinin daha genç yaş gruplarında görülmeye başlaması.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>GENÇLER NEDEN GECİKİYOR?</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Koç Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Erol Gürsoy, genç yaşta görülen kalp damar hastalıklarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p style="text-align:justify">“Kalp damar hastalıkları artık yalnızca ileri yaş grubuna ait değil. Yoğun stres, düzensiz uyku, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ve genetik faktörler genç yaşta da ciddi damar tıkanıklıklarına yol açabiliyor. Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya eforla gelen baskı hissi mutlaka ciddiye alınmalı.”</p>

<p style="text-align:justify">Gürsoy, kalp damar hastalıklarının dünya genelinde en sık ölüm nedeni olmaya devam ettiğini belirterek düzenli kontrol ve erken başvurunun hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu hastalıkların büyük bölümünün düzenli kardiyoloji takibi ve risk faktörlerinin kontrol edilmesiyle önlenebileceğini ifade etti.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>GENÇLERDE KALP KRİZİ ARTIŞLARININ SEBEBİ</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Gürsoy’a göre genç hastalar belirtileri çoğu zaman “yorgunluk” ya da “stres” olarak değerlendirip doktora başvurmayı geciktiriyor. Oysa erken değerlendirme hayat kurtarır.”</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>5 Risk Faktörü</strong></h3>

<p style="text-align:justify"><strong>➢ Kronik stres ve yoğun iş hayatı</strong><br />
Yüksek tempo, uzun çalışma saatleri ve sürekli zihinsel baskı damar sağlığını olumsuz etkiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>➢ Hareketsiz yaşam</strong><br />
Masa başı çalışma ve düşük fiziksel aktivite damar sertliği riskini artırıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>➢ Düzensiz beslenme</strong><br />
Fast-food, yüksek şeker ve doymuş yağ tüketimi erken yaşta damar tıkanıklığına zemin hazırlıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>➢ Sigara ve elektronik sigara kullanımı</strong><br />
Nikotin damar iç yüzeyini doğrudan hasara uğratıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>➢ Genetik yatkınlık</strong><br />
Ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunması riski belirgin şekilde yükseltiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>BELİRTİLERİ GÖRMEZDEN GELMEYİN</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar özellikle şu şikayetlerde gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtiyor:</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>5 Erken Belirti</strong></h3>

<p style="text-align:justify">➢ Göğüste baskı, yanma veya sıkışma hissi (özellikle eforla artıyorsa)<br />
➢ Sol kola, çeneye veya sırta vuran ağrı<br />
➢ Eforla gelen nefes darlığı<br />
➢ Ani halsizlik ve soğuk terleme<br />
➢ Çarpıntı ve ritim bozukluğu hissi</p>

<p style="text-align:justify"><strong>3 Koruyucu Önlem</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">➢ Yılda bir kardiyolojik kontrol (özellikle 30 yaş sonrası ve risk faktörü varsa)<br />
➢ Haftada en az 150 dakika orta düzey egzersiz<br />
➢ Sigaranın tamamen bırakılması ve düzenli kan tahlili takibi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/kalp-krizinde-40-yas-alti-vakalarda-dikkat-cekici-artis</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2025/02/kalp-krizi.jpg" type="image/jpeg" length="12255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[86 milyonluk Türkiye'de yapılan muayene sayısı 1.5 milyar oldu]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/86-milyonluk-turkiyede-yapilan-muayene-sayisi-15-milyar-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/86-milyonluk-turkiyede-yapilan-muayene-sayisi-15-milyar-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de yıllık muayene sayısının 1,5 milyara, MR sayısının 15 milyona, tomografi sayısının ise 17 milyona ulaştığını açıklayan Uzm. Dr. Adil Kurban, ortalama bir vatandaşın yılda 20'nin üzerinde sağlık kuruluşuna başvurduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Türkiye'de yıllık muayene sayısının 1,5 milyara, yıllık MR sayısının yaklaşık 15 milyona, tomografi sayısının ise 17 milyona ulaştığını belirterek, bu tablonun sağlık sisteminde yapısal sorunlara işaret ettiğini söyledi. Ortalama bir vatandaşın yılda 20'nin üzerinde sağlık kuruluşuna başvurduğunu, bazı kişilerin ise neredeyse haftada bir hastaneye gittiğini ifade eden Kurban, performansa dayalı ödeme modeli, bağımlılık ilaç kullanımı ve stratejik planlama eksikliklerinin sistemi tetkik ve reçete odaklı hale getirdiğini savundu. Artan başvuruların gerçek ihtiyaç sahiplerinin önüne geçtiğini vurgulayan Kurban, gereksiz muayene, tetkik ve ilaç kullanımının hem bütçeye yük oluşturduğunu hem de hekimlik pratiğini zayıflattığını dile getirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Türkiye'de yıllık muayene sayısı 1,5 milyar'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Türkiye'de yıllık muayene sayısının 1,5 milyar civarına çıktığını belirten Uzm. Dr. Adil Kurban, 'Bazı insanımızın yılda belki de 30-40 kez hastaneye gitmesi söz konusu. Dünyada hiçbir yerde bu kadar yüksek sayıda muayene yok. Böyle bir şey savaş ortamlarında bile olmaz. Gerçekten ihtiyacı olanla olmayan hastaların arasındaki ayrım zorlaşıyor. Bu kadar hasta gelince hangisi daha acil, hangisi daha az acil ayırmak güçleşiyor. Gelen hasta sayısı arttıkça hata sayısı da artar. Hastalar hastaneye gitmeye teşvik ediliyor. Bunlardan bir tanesi ek ödeme sistemi. Ek ödeme sistemi ne kadar fazla olursa, maaşlar ne kadar performansa bağlanırsa bu durum buna sebebiyet verir' ifadelerine yer verdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'İlaçlara bağlı hale geliyoruz ve bu durum belirli kesim tarafından isteniyor'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Toplumda ilaç kullanımının yaygınlaştığını ve bağımlı hale getirildiğini belirten Kurban, 'Sadece kırmızı reçeteli ilaçlar değil; ağrı kesiciler, mide ilaçları ve antidepresanlar çok sık kullanılıyor. Eskiden grip olurduk, dinlenirdik. Şimdi sürekli ilaç kullanır hale geldik. Doğal yöntemlerin göz ardı ediliyor. Bu kadar ilaç bağımlısı kitleyi bir süre sonra 'nane limon iç', 'ıhlamur iç' diye ikna edemezsiniz. Oysa günlük yaşamda tükettiğimiz çay ve bazı baharatlar bile sağlığa katkı sağlayabilir. Aslında ilaçlara bağlı hale geliyoruz ve bu durum belirli kesim tarafından isteniyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Bir yılda 17 milyon tomografi, 15 milyon MR çekilmiş'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sağlık harcamalarındaki artışa da dikkat çeken Kurban, 'Muayene israfı, ilaç israfı var. Bir yılda 17 milyon tomografi, 15 milyon MR çekilmiş. Bu inanılmaz bir sayı. Toplumun neredeyse yarısına bir yılda MR ya da tomografi çekilmiş demektir. Sorunun temelinde sistemsel çıkar ilişkileri var. Bu kadar muayenenin arkasında rantlanan bir sistem var. Hasta muayenesinden kim çıkar sağlıyorsa bilin ki buna sebebiyet veren temel mesele budur' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Hekimlik yasa tasarısı muayene sayısını azaltacak'</strong></p>

<p style="text-align:justify">HEKİMSEN Genel Başkanı Adil Kurban, hazırladıkları hekimlik yasa tasarısında muayene sayılarının azaltılmasına yönelik düzenlemelerin yer aldığını belirterek, 'Bu kadar muayene, hekimlik yasa tasarımızda durdurulacak. Hasta muayene sayısı azaltılacak. Türkiye'de ortalama bir insan yılda 20 ve üzeri sağlık kuruluşuna gidiyor, bazı vatandaşların neredeyse haftada bir gittiği anlaşılıyor' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Acil servislerde uygulanan bazı ücretlendirmelere de değinen Kurban, 'Acil servislere girişlerde bazı küçük ücretlendirmeler var. Yeşil triyaj, sarı triyaj uygulamaları var. Keza hasta ilaç alırken katılım payı ödüyor. Bunlarla ilgili bazı önlemler alınıyor ama bu yeterli değil' ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Sürekli baş ağrısı ilacı kullanmak baş ağrısını artırır'</strong></p>

<p style="text-align:justify">İlaç kullanımına ilişkin uyarılarda bulunan Kurban, ''Suyun bile fazlası zarardır' deriz. İlaçların prospektüslerini okuduğunuzda birçok yan etkiyi görürsünüz. Herkeste görülmez ama 10 binde bir, 20 binde bir oranında dahi olsa yan etkiler vardır. Boşu boşuna vücudunuzu, böbreklerinizi ilaçla yüklüyorsunuz, karaciğerinizi zorluyorsunuz. İlaç gereksiz kullanılmaz. Halkımızın bunu anlaması gerekiyor. Gerçekten gereksiz kullanıyorsak bu bize sadece zarar verir. Mesela sürekli baş ağrısı ilacı kullanmak baş ağrısını artırır. Bilimsel olarak ifada edilmiştir; devamlı kullanırsanız ağrı bitmez, tekrarlar' şeklinde konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Türkiye dünyada rekor seviyede'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Sağlık sisteminde israfın önlenmesi gerektiğini vurgulayan Kurban, 'Sağlık sistemimizi beraber ideal hale getirebiliriz. Elimizde imkan var. Gereksiz tetkiklere, gereksiz muayenelere ve gereksiz harcamalara son verilirse sağlık sistemimiz daha az bütçeyle çok daha büyük hizmetler yapabilir. Her şeyi eksiksiz yapabiliriz. Biz bu kadar hasta bir millet değiliz. Yılda 30-50 kez hastaneye girecek kadar hasta değiliz. Eğer gerçekten böyle bir durum varsa bunun için sağlık komisyonu kurulmalı, araştırma yapılmalı. Bu konuda Türkiye dünyada rekor seviyede' ifadelerine yer verdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Bir doktor bu kadar hastayı nasıl muayene etsin'</strong></p>

<p style="text-align:justify">HEKİMSEN Genel Başkanı Adil Kurban, artan hasta sayısının hekimlik pratiğini zayıflattığını savunarak, 'Bir doktor bu kadar sürede bu kadar hastayı nasıl muayene etsin? Bu mümkün değil. Bu şekilde gerçek anlamda muayene yapılamaz. Doktor inspeksiyon (gözlem), palpasyon (elle hissederek), perküsyon (parmaklarla vurarak) yapamazsa, fizik muayene özelliklerini yerine getiremezse sistem farklı bir noktaya evrilir. O zaman 'Bunu herkes yapabilir' denir. Baş ağrısı şikayetiyle gelen hastayı doktor da MR'a gönderiyorsa, Chatgpt de MR'a gönderebilir denir. İkisi de tetkike yönlendirmiş olur' diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Hekim tecrübesiyle hastalığı hisseder'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hekimliğin yalnızca tetkik istemekten ibaret olmadığını vurgulayan Kurban, 'Hekimlik bu kadar basit değil. Savaşta Chatgpt'yi bulamazsın. Hekim bakar, görür, temas eder, empati yapar. Hastanın duygularını anlar, onunla birlikte hisseder. Fizik muayene üstünlüğü vardır. Zamanla hastalığın adeta kokusunu alırsınız. Kişi odaya girerken, duruşundan, halinden bir şeylerin yolunda gitmediğini hissedersiniz. Bazen daha tetkik yapılmadan ciddi bir hastalığı tahmin edersiniz. Bu tecrübe ve eğitimle olur. Hekim sadece bilgiye dayanmaz; gözlemiyle, temasıyla, sezgisiyle ve tecrübesiyle karar verir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/86-milyonluk-turkiyede-yapilan-muayene-sayisi-15-milyar-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2024/11/1-bursa-sehir-hastanesi.jpg" type="image/jpeg" length="65354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğneleri obeziteyi tedavi etmez]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/zayiflama-igneleri-obeziteyi-tedavi-etmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/zayiflama-igneleri-obeziteyi-tedavi-etmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi İç Hastalıkları (Dâhiliye) Uzmanı Mustafa Tektaş, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğneleriyle ilgili önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi İç Hastalıkları (Dâhiliye) Uzmanı Mustafa Tektaş, son dönemde sıkça gündeme gelen zayıflama iğneleri hakkında merak edilenleri anlattı. Mustafa Tektaş, bu ilaçların kilo vermeye yardımcı olabildiğini ancak herkes için uygun olmadığını ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguladı. Zayıflama iğnelerinin iştah kontrolünü düzenleyerek ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kaybına yardımcı olmayı hedeflediğini belirten Mustafa Tektaş 'Bu ilaçlar vücutta tokluk hormonu olarak bilinen GLP-1 benzeri bir etki oluşturarak açlık hissini baskılar ve kişinin daha uzun süre tok kalmasını sağlar. Metabolizmayı destekleyebilir ve insülin direncinin düzenlenmesine katkı sunabilir.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="A W642942 01" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://sayfa16com.teimg.com/sayfa16-com/uploads/2026/02/a-w642942-01.jpg" width="1066" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>'Herkes için uygun değil'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ancak bu tedavilerin her birey için uygun olmadığını vurgulayan Mustafa Tektaş, kişinin genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, hormonal dengesi ve yaşam tarzının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. 'Doktor kontrolü olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Özellikle ailede pankreas hastalığı, pankreas kanseri ya da tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde dikkatli olunması gerekiyor' dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yan etkiler görülebiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Zayıflama iğnelerinin en sık görülen yan etkilerinin mide-bağırsak sistemiyle ilgili olduğunu belirten Mustafa Tektaş, 'Karın ağrısı, bulantı, kusma, şişkinlik, ishal veya kabızlık en sık karşılaşılan şikâyetlerdir. Kullananların yaklaşık yüzde 5-10'unda mide-bağırsak yan etkileri nedeniyle ilaç bırakılmaktadır. Daha ciddi ancak daha nadir görülen yan etkiler arasında pankreas iltihabı (pankreatit) bulunuyor. Ailevi yatkınlığı olan kişilerde pankreas kanseri, tiroid kanseri gelişme riskine yönelik bildirimler bulunmaktadır. Bazı hastalarda optik nöropatiye bağlı görme problemleri bildirilmektedir. Bu sebeple tedavi sürecinin mutlaka hekim kontrolünde yürütülmesi gerekir' diye anlattı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yaşam tarzı değişikliği şart</strong></p>

<p style="text-align:justify">Zayıflama iğnelerinin obeziteyi tek başına tedavi etmediğine dikkat çeken Dr. Mustafa Tektaş, 'Bu ilaçlar iştahı azaltarak kilo vermeye yardımcı olur. Ancak obezitenin temelinde yatan nedenler çözülmeden kalıcı başarı sağlanamaz. Obezite, metabolik bir hastalıktır. Tedavi sürecinde; insülin direnci, kontrolsüz diyabet, psikolojik kökenli yeme bozuklukları, cushing hastalığı ve tiroid hormon bozukluklarının mutlaka araştırılması gerekir. Bu sorunlar tedavi edilmeden verilen kiloların geri alınma ihtimali yüksektir. İlaç tedavisi sürecinde sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz büyük önem taşımaktadır. Yaşam tarzı düzenlenmeden kalıcı kilo kaybı mümkün değildir. Obezite metabolik bir bozukluktur ve tedavisi bütüncül yaklaşım gerektirir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/zayiflama-igneleri-obeziteyi-tedavi-etmez</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/02/thumbs-b-c-f4b2e23b79f5d399cb9e01d704d624b6.jpg" type="image/jpeg" length="35438"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Önümüzdeki 5 yılda kansere bağlı ölümler azalacak"]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/onumuzdeki-5-yilda-kansere-bagli-olumler-azalacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/onumuzdeki-5-yilda-kansere-bagli-olumler-azalacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Onkolog Dr. Öğr. Üyesi Özgür Ölmez, immünoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, gen ve hücre temelli tedavilerle önümüzdeki 5 yıl içinde kansere bağlı ölümlerde ciddi azalma, tam tedavi sağlanabilen kanser sayısında ise belirgin artış beklendiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında açıklamalarda bulunan İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Özgür Ölmez, Türkiye ve dünyadaki güncel kanser verilerini paylaştı. Kanser tanısı alan hasta sayısının artmasına karşın, yeni tedavi yöntemleri sayesinde sağ kalım sürelerinin uzadığını belirten Ölmez, tarama programlarının ve erken tanının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Türkiye'de yılda yaklaşık 240 bin yeni kanser vakası görülüyor"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Dr. Öğr. Üyesi Özgür Ölmez, 2022 yılı kanser istatistiklerine göre Türkiye'de yaklaşık 240 bin yeni kanser vakasının tespit edildiğini, dünya genelinde ise bu sayının 20 milyona ulaştığını söyledi. Vakaların büyük bölümünü akciğer kanserinin oluşturduğunu, ikinci sırada ise meme kanserinin yer aldığını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Hasta sayısı artıyor ama ölümler azalıyor"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Son yıllarda kansere bağlı ölümlerde azalma yaşandığını ifade eden Ölmez, buna rağmen tanı alan hasta sayısının arttığını vurguladı. Bu artışın en önemli nedeninin ortalama yaşam süresinin uzaması ve toplumun yaşlanması olduğunu kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Kanser taramalarının önemine dikkat çeken Ölmez, Türkiye'de meme kanseri için 40 yaşından sonra yılda bir mamografi önerildiğini, serviks, prostat ve cilt kanserlerinde düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca 50 yaş sonrası bireylerde kolon kanseri başta olmak üzere çeşitli taramaların uygulanması gerektiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Yeni tedaviler umut veriyor"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Günümüzde klasik kemoterapilere ek olarak immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin kullanıldığını belirten Ölmez, bu yöntemlerin hastanın bağışıklık sistemini aktive ettiğini ve genellikle daha iyi tolere edildiğini söyledi. Hücre tedavileri, gen tedavileri ve kanser aşılarının ise önümüzdeki 3-4 yıl içinde klinik kullanıma girmesinin beklendiğini ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Her tedavi her hastaya uygun değildir"</strong></p>

<p style="text-align:justify">İmmünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin her hastada etkili olmayabileceğini vurgulayan Ölmez, tedavi uygunluğunun biyopsi ve moleküler incelemelerle belirlendiğini söyledi. Buna rağmen yakın gelecekte çok sayıda yeni molekülün tedavi seçenekleri arasına girmesinin beklendiğini aktardı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Yan etkiler kemoterapiye göre daha sınırlı"</strong></p>

<p style="text-align:justify">'Akıllı ilaçlar' olarak bilinen tedavilerin bazı yan etkilere yol açabildiğini belirten Ölmez, otoimmün hastalıklar, tiroit bozuklukları ve ishal gibi etkilerin görülebildiğini, ancak klasik kemoterapilere kıyasla daha iyi tolere edildiğini ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Toplumda yaygın olan 'kansere bıçak vurulmaz' gibi inanışların doğru olmadığını söyleyen Ölmez, uygun şekilde yapılan cerrahinin kanserin yayılmasına neden olmayacağını vurguladı. 'Kanserin dişisi-erkeği' söyleminin ise hastalığın agresifliğiyle ilgili olduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Fitoterapi mutlaka hekim bilgisiyle uygulanmalı"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tamamlayıcı tedavilerin tamamen reddedilmediğini belirten Ölmez, fitoterapinin mutlaka onkolog kontrolünde yapılması gerektiğini, özellikle kemoterapi alan ve karaciğer hastalığı bulunan bireylerde dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Gelecekte organ koruyucu tedaviler öne çıkacak"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Son olarak ileri evre hastalarda sağ kalım sürelerinin belirgin şekilde uzadığını belirten Ölmez, gen tedavileri, kişiye özel aşılar ve hücre temelli yaklaşımların kanser tedavisinin geleceğini şekillendirdiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/onumuzdeki-5-yilda-kansere-bagli-olumler-azalacak</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2024/01/rahim-agzi-kanseri-nedenleri-ve-tedavisi.png" type="image/jpeg" length="39587"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebek mamalarında toksin azaltılsın önerisi]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/bebek-mamalarinda-toksin-azaltilsin-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/bebek-mamalarinda-toksin-azaltilsin-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), bebek mamalarında tespit edilen cereulide toksini için kabul edilebilir eşik değerlerin düşürülmesini tavsiye etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), bebekler için cereulide akut referans dozunu vücut ağırlığının kilogramı başına 0,014 mikrogram olarak önerdi. Buna göre, AB’de bebek mamalarında 0,054 mikrogramı, devam mamalarında ise litre başına 0,1 mikrogramı aşan cereulide konsantrasyonlarının güvenlik endişesi yaratacağı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Geçen ay Nestlé, Danone ve Lactalis, kusma ve ishal gibi belirtilere yol açabilen cereulide toksini şüphesiyle bazı bebek mamalarını dünya çağında toplatma kararı almıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/bebek-mamalarinda-toksin-azaltilsin-onerisi</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/02/2026-01-27-bebek-mama-biberon-unsplash-2.webp" type="image/jpeg" length="80629"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide bulandıran ifşalar açıklandı! Sucuk, döner, peynir...]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/mide-bulandiran-ifsalar-aciklandi-sucuk-doner-peynir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/mide-bulandiran-ifsalar-aciklandi-sucuk-doner-peynir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakanlık, tüketicilerin güvenilir gıdaya ulaşabilmesi amacıyla yürüttüğü denetimler sonucunda, sahtecilik tespit edilen ürün ve firmaları kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>veya tağşiş yaptığı tespit edilen firmaları ve ürünleri kamuoyuna duyurdu. Bakanlığın resmi denetimleri sonucunda tüketiciyi yanıltan, ürün içeriğini değiştiren ya da mevzuata aykırı üretim yapan çok sayıda firma ifşa edildi.</p>

<p>Açıklanan listede süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, bitkisel yağlar, baharatlar ve arıcılık ürünleri öne çıktı.</p>

<p><strong>TEREYAĞINDA BİTKİSEL YAĞ, PEYNİRDE HİLE</strong></p>

<p>Denetimlerde özellikle tereyağı ürünlerinde ciddi ihlaller tespit edildi. Ordu, Erzurum ve Gaziantep'te faaliyet gösteren bazı firmaların tereyağı adı altında bitkisel yağ karışımı sattığı belirlendi.</p>

<p>Ayrıca bazı peynir ürünlerinde de, mevzuata aykırı şekilde bitkisel yağ kullanıldığı ortaya çıktı. Bu durum, süt ürünlerinde tüketici sağlığının nasıl riske atıldığını bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p><strong>KEBAP LAHMACUN VE KÖFTEDE KANATLI ETİ ŞOKU!</strong></p>

<p>Listenin en dikkat çeken başlıklarından biri de et ürünleri oldu. Adana kebap, döner, köfte, lahmacun harcı ve çiğ ürünlerde yapılan incelemelerde;</p>

<p>-Dana eti yerine kanatlı eti kullanıldığı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Bazı ürünlerde sakatat (taşlık) tespiti yapıldığı,</p>

<p>-Et içeriğinin tüketiciye yanlış beyan edildiği tespit edildi.</p>

<p>Manisa, İstanbul, Ankara, Diyarbakır ve Bilecik'te faaliyet gösteren restoran ve işletmeler listede yer aldı.</p>

<p><strong>PUL BİBERDE DOMATES, BAHARATTA YASAKLI BOYA</strong></p>

<p>Baharat ürünlerinde yapılan hileler de endişe verici boyutlara ulaştı. Özellikle pul kırmızı biber ve toz biber ürünlerinde;</p>

<p>Domates karıştırıldığı,</p>

<p>Gıdada kullanımına izin verilmeyen boya maddeleri tespit edildi.</p>

<p>Kahramanmaraş merkezli birçok firmaya ait ürünlerin listede yer alması dikkat çekti.</p>

<p><strong>ZEYTİNYAĞINDA TOHUM YAĞI KARIŞIMI</strong></p>

<p>Zeytinyağı denetimlerinde ise doğal sızma zeytinyağı adıyla satılan birçok üründe tohum yağları karıştırıldığı belirlendi. Aydın, İzmir, Manisa ve Tekirdağ'da faaliyet gösteren firmaların bazı ürünlerinde;</p>

<p>-Daha düşük kaliteli yağlarla karışım yapıldığı,</p>

<p>-Ürün etiket bilgilerinin gerçeği yansıtmadığı tespit edildi.</p>

<p>-Balda Taklit ve Tağşiş Tespiti</p>

<p>Arıcılık ürünlerinde de hile yapıldığı ortaya çıktı. Bazı süzme çiçek ballarında taklit veya tağşiş tespiti yapıldı.</p>

<p><img src="https://images.bursadabugun.com/editor/haber/30012026/1200xauto-46-697cbc69ce889.jpg" /></p>

<p><img src="https://images.bursadabugun.com/editor/haber/30012026/1200xauto-47-697cbc7484707.jpg" /></p>

<p><img src="https://images.bursadabugun.com/editor/haber/30012026/1200xauto-48-697cbc7b7e90a.jpg" /></p>

<p><img src="https://images.bursadabugun.com/editor/haber/30012026/1200xauto-49-697cbc81587f3.jpg" /></p>

<p><img src="https://images.bursadabugun.com/editor/haber/30012026/1200xauto-50-697cbc87b7d5c.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/mide-bulandiran-ifsalar-aciklandi-sucuk-doner-peynir</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/01/1200xauto-45-697cbc5b4a387.jpg" type="image/jpeg" length="80576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nipah virüsü Türkiye'ye gelir mi?]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/nipah-virusu-turkiyeye-gelir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/nipah-virusu-turkiyeye-gelir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ölümcül Nipah virüsünün Hindistan'dan yayılma riskinin düşük olduğunu açıkladı. Bu virüs yüzde 75 ölüm oranına sahip ve bu oran Covid'in neredeyse 5 katı. Virüsün Türkiye'ye ulaşma riski şimdilik düşük.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DSÖ </strong>bugün yaptığı açıklamada, ölümcül<strong> Nipah virüsü</strong>nün<strong> Hindistan</strong>'dan yayılma riskinin düşük olduğunu belirterek, Güney Asya ülkesinden bildirilen iki enfeksiyonun ardından seyahat veya ticaret kısıtlamaları önermediğini bildirdi. Bu durum, virüsün <strong>Türkiye</strong>'ye ulaşma riskinin yüksek olmadığını da gösterdi. Ancak bölgelerdeki ülkeler havaalanlarında güvenlik önlemlerini artırmaya devam ediyor.</p>

<p>Hindistan'da enfeksiyonların doğrulanmasının ardından, Hong Kong, Malezya, Singapur, Tayland ve Vietnam, bu hafta havaalanlarında güvenlik kontrollerini sıkılaştıran Asya ülkeleri arasında yer alıyor .</p>

<p>DSÖ, dün Reuters'e gönderdiği mailde, "DSÖ, bu iki vakadan kaynaklanan enfeksiyonun daha fazla yayılma riskinin düşük olduğunu düşünüyor." bilgisini verdi ve Hindistan'ın bu tür salgınları kontrol altına alma kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>İNSANLAR ARASINDA BULAŞMA RİSKİ ARTMIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, "İnsanlar arası bulaşmanın arttığına dair henüz bir kanıt yok" denildi ve Hindistan sağlık yetkilileriyle koordinasyon sağlandığı da belirtildi.</p>

<p>Ancak bu durum, Hindistan'ın bazı bölgelerinde ve komşu Bangladeş'te yarasa popülasyonunda dolaşan virüse daha fazla maruz kalma olasılığını ortadan kaldırmadı.</p>

<p><strong>ÖLÜM ORANI YÜZDE 75</strong></p>

<p>Meyve yarasaları ve domuz gibi hayvanlar tarafından taşınan virüs, ateş ve beyin iltihabına neden olabilir. Ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değişen virüsün tedavisi bulunmamakta ve geliştirilmekte olan aşılar hala test edilmekte.</p>

<p>Bu hastalık, enfekte yarasalardan veya yarasaların bulaştırdığı meyvelerden insanlara bulaşır, ancak kişiden kişiye bulaşması kolay değildir çünkü genellikle enfekte kişilerle uzun süreli temas gerektirir.</p>

<p>Küçük çaplı salgınlar olağan dışı değildir ve virologlar genel nüfus için riskin düşük kaldığını söylüyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, enfeksiyonun kaynağının henüz tam olarak anlaşılamadığını belirtti. Nipah virüsünü, ruhsatlı aşı veya tedavi bulunmaması, yüksek ölüm oranı ve daha bulaşıcı bir varyanta dönüşme olasılığı nedeniyle öncelikli patojen olarak sınıflandırıyor.</p>

<p><strong>İKİ KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR</strong></p>

<p>Hindistan'ın doğu eyaleti Batı Bengal'de Aralık ayı sonlarında enfekte olan iki sağlık çalışanı hastanede tedavi görüyor.</p>

<p>Hindistan, özellikle dünyanın en yüksek riskli bölgelerinden biri olarak kabul edilen ve 2018'de ilk ortaya çıkışından bu yana düzinelerce ölümle bağlantılı olan güney eyaleti Kerala'da düzenli olarak ara sıra Nipah enfeksiyonu vakaları bildiriyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, bu salgın Hindistan'da belgelenen yedinci, Batı Bengal'de ise üçüncü salgın. 2001 ve 2007 yıllarındaki salgınlar, Bangladeş sınırındaki bölgelerde meydana gelmişti ve Bangladeş neredeyse her yıl salgın bildiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/nipah-virusu-turkiyeye-gelir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/01/1888345.jpg" type="image/jpeg" length="90450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 yaşındaki Eda'nın bağırsağından çıkanlar şok etti]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/4-yasindaki-edanin-bagirsagindan-cikanlar-sok-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/4-yasindaki-edanin-bagirsagindan-cikanlar-sok-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mardin'de karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetiyle hastaneye kaldırılan 4 yaşındaki Eda Peker’in bağırsağından 8 adet mıknatıslı boncuk çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mardin Nusaybin ilçesinde yaşayan Peker Ailesi'nin kızları Eda Peker'in, evde oyun oynarken farklı zamanlarda yuttuğu mıknatıslar, bağırsaklarında hasara yol açtı.</p>

<p>Peker’in mıknatıs yuttuğundan habersiz olan ailesi, karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleriyle kızlarını Nusaybin Devlet Hastanesi’ne götürdü.</p>

<p>Peker, gaz sıkışması şüphesiyle verilen ağrı kesicinin ardından eve gönderildi. Ancak Peker’in şikayetleri artınca yeniden hastaneye başvuruldu.</p>

<p>Yapılan röntgen tetkiklerinde yabancı cisim yuttuğu tespit edilen Peker, Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.</p>

<p><strong>8 ADET BONCUK</strong></p>

<p>Burada Çocuk Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mürsel Haspulat tarafından ameliyata alınan Peker’in bağırsaklarında farklı zamanlarda yuttuğu 8 adet boncuk mıknatısın birbirine yapışarak bağırsakları deldiği ve tıkadığı belirlendi.</p>

<p>Yaklaşık 3 saat süren ameliyatta bağırsaklar tek tek onarıldı, ameliyat sırasında tekrar röntgen çekilerek içeride başka parça kalıp kalmadığı kontrol edildi. Ağır geçen operasyonun ardından 6 gün yoğun bakımda kalan Peker, sağlığına kavuşarak taburcu edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="395" loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/01/28/6979db05dbb4d332__w1200xh798.jpg?w=1200" width="703" /></p>

<p><strong>"PARÇACIKLI OYUNCAK VERMEYİN"</strong></p>

<p>Ufak parçacıklı oyuncakların özellikle 6 yaşından küçük çocuklara verilmemesi gerektiği konusunda aileleri uyaran Op. Dr. Mürsel Haspulat, “Basit görünen bir oyuncak çocuğumuzu ölümle burun buruna getirdi. Bu tür mıknatıslar bağırsaklarda birleşerek hayati risk oluşturabiliyor. Aileler özellikle kış aylarında çocuklarını küçük ve parçalı oyuncaklardan, pillerden ve sert gıdalardan uzak tutmalı.</p>

<p>4 yaşındaki Eda, karın ağrısı ve kusma şikayetiyle geldi. Normalde basit bir şekilde apandisit ya da bağırsak düğümlenmesi diye düşünebildiğimiz bir vakaydı.</p>

<p>Ama sonrasında röntgenlerini çekip hızlıca ameliyata almamız gereken bir durumla karşı karşıya kaldık. Çünkü ailenin de fark etmediği şekilde 2-3 hafta içinde tane tane mıknatıs parçalarını yutmuş ve bu mıknatıs parçaları bağırsakları birbirine yaklaştırarak düğümlenmesine ve delinmesine neden olup çocuğun bağırsaklarının tıkanmasına neden olmuştu.</p>

<p>Ameliyatta öncelikli karmaşık tabloyu tek tek çözerek delinmiş bağırsak kısımlarını onardık. 3 saat boyunca uğraştık, devamında ameliyatın ortasında röntgen çektik tekrar içeride başka bir parçacık var mı diye kontrol ettik. Bir tane kalmıştı, onu da çıkartıp ameliyatı tamamladık.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/4-yasindaki-edanin-bagirsagindan-cikanlar-sok-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/01/6979d5a367db9970.webp" type="image/jpeg" length="71765"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bocavirüs alarmı! 2 yaş altı çocuklar risk altında]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/bocavirus-alarmi-2-yas-alti-cocuklar-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/bocavirus-alarmi-2-yas-alti-cocuklar-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonları arasında bocavirüs de yer almaya başladı. Uzmanlar, özellikle 2 yaş altı çocuklarda ağır zatürreye neden olabilen virüsün, hızlı nefes alma, öksürük ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterdiğine dikkat çekiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların soğuk seyrettiği şu günlerde solunum yolu enfeksiyonları da artış gösteriyor. Önlem alınmaması durumunda ölüme kadar uzanan rahatsızlık olan bocavirüse karşı uzmanlardan uyarı geldi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Bocavirüs aslında yeni bir virüs değil, daha önceden de bildiğimiz bir virüs. Bir solunum yolu patojenidir. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda, üst solunum yolu enfeksiyonundan başlamak üzere, ağır zatürreye kadar klinik bulgularla bize gelebiliyor. Diğer solunum yolu patojenlere benzer; ateş, öksürük, burun akıntısı, halsizlik. Onun dışında, zatürreye ilerlediyse, hızlı nefes alıp verme, nefes alıp vermekte zorlanma gibi bulgularla bize gelebiliyorlar" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"2 YAŞIN ALTINDAKİ ÇOCUKLARDA ÖLÜMLE SONUÇLANABİLİR"</h2>

<p>Bocavirüsü, direkt normal testlerle tanıyamadıklarını anlatan Doç. Dr. Akcan, "PISA dediğimiz ayrıntılı moleküler testlerimizle tanıyabiliyoruz. Diğer solunum yolu virüsüne benzer şekilde, yine ortam havalandırması, öksürürken dikkat edilmesi, ellerin yıkanması gibi önlemlerin alınması gerekiyor. Spesifik tedavisi yok, yani özel bir tedavisi yok. Bir destek tedavisi vermemiz gerekiyor. Hasta kötüyse, yatırmamız gerekiyor ve yatırdıktan sonra da solunum desteğini sağlamamız gerekiyor. Sıvı alamıyorsa, beslenemiyorsa, bunların desteğini sağlamamız gerekiyor. 2 yaşın altındaki çocuklarda, özellikle ağırsa solunum yolu enfeksiyonu, hatta ölümle sonuçlanabilen solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Diğer virüsler de aslında benzer şekilde kliniklere sebep olabiliyor ama özellikle bu bocavirüs dedirtecek bir klinik tablomuz yok; dediğimiz gibi, biz bunları ayrıntılı solunum tetkikleri alıp öyle değerlendiriyoruz ve diğer hastalarda da benzer şekilde yaklaşıyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"BULAŞICI BİR RAHATSIZLIK"</h2>

<p>Doç. Dr. Akcan, "Kış aylarında, aslında pik yapıyor; diğer solunum yolu virüsleri gibi ama kış aylarında, artan bir yük söz konusu, diğer virüslerle beraber bu virüs dolaşımı söz konusu ve bu bulaşıcı bir rahatsızlık. Özellikle ne zaman bulaşıyor, öksürdüğümüz zaman, etrafa yayılan damlacık yoluyla, yine ellerimizle direkt bir yere dokunduğumuz zaman, oradan yine alabiliyorlar" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/bocavirus-alarmi-2-yas-alti-cocuklar-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/01/960x540-17.jpg" type="image/jpeg" length="25041"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle ilgili keşfiyle dünyayı sallayan Sancar'dan açıklama]]></title>
      <link>https://www.sayfa16.com/kanserle-ilgili-kesfiyle-dunyayi-sallayan-sancardan-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sayfa16.com/kanserle-ilgili-kesfiyle-dunyayi-sallayan-sancardan-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nobel Kimya Ödülü sahibi Aziz Sancar, hızlı ilerleyen ölümcül beyin kanserinin türü olan Glioblastoma üzerinde ekibiyle birlikte yürüttüğü çalışmalarla ilgili bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Sancar, farelerdeki ölümcül beyin tümörlerini tamamen yok eden yeni bir tedavi yöntemi geliştirdiğini duyurdu.</p>

<p>Sancar, "E<em><strong>lde ettiğimiz bilimsel gelişmeler, temel bilim açısından elbette memnuniyet ve umut verici."</strong></em> diyerek çalışmanın en az iki yıllık bir zaman ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>ÇIĞIR AÇACAK BİR ÇALIŞMA</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar ve araştırma ekibi, beyin kanseri tedavisinde çığır açabilecek bir çalışmaya imza attı.</p>

<p>Geliştirilen yeni yöntemin, farelerdeki deneysel çalışmalarda ölümcül beyin tümörleri sağlıklı hücrelere zarar vermeden ortadan kaldırıldı.</p>

<p><img height="395" loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/01/13/6965dee9e6034360__w1200xh675.jpg?w=1200" width="703" /></p>

<p><strong>TÜMÖRLERİN TÜMÜ TAMAMEN YOK EDİLDİ</strong></p>

<p>Yapılan araştırmalarda, <em><strong>“EdU”</strong></em> adı verilen bir molekülün, kemoterapide yaygın olarak kullanılan Temozolomid (TMZ) ile birlikte uygulanmasıyla glioblastoma türü tümörlerin farelerde tamamen yok edildiği belirlendi.</p>

<p>Fare deneylerinde 23 gün gibi kısa bir sürede tümörlerin temizlendiği ve deneklerin yaşam süresinin ciddi oranda arttığı tespit edildi.</p>

<p>Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran çalışmanın, özellikle tedavisi oldukça zor olan glioblastoma hastaları için yeni bir umut kapısı araladığı ifade ediliyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu bulgunun ilerleyen süreçte insan deneylerine taşınması halinde beyin kanseri tedavisinde önemli bir dönüm noktası olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p><img height="395" loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/01/13/6965dee7383a1702__w1200xh799.jpg?w=1200" width="703" /></p>

<p>Türk bilim insanı Prof. Dr. Sancar ise klinik deneyler için süre vererek şu açıklamayı yaptı:</p>

<p><strong>"EN AZ İKİ YIL DAHA ZAMANA İHTİYACIMIZ VAR"</strong></p>

<blockquote>
<p>Türk Kamuoyuna Duyuru<br />
<br />
Çalışmalarımıza gösterdiğiniz ilgi ve övgü dolu mesajlarınız için teşekkür ederim. Söz konusu çalışmada elde ettiğimiz bilimsel gelişmeler, temel bilim açısından elbette memnuniyet ve umut vericidir.<br />
<br />
Ancak son günlerde duyduğunuz bu güzel haberde yer alan deneysel başarılarımızın şu aşamada yalnızca fareler üzerinde elde edildiğini özellikle belirtmek isterim.<br />
<br />
Bu bulguların insanlar için güvenli ve etkili bir tedaviye dönüşebilmesi, kapsamlı klinik çalışmalar gerektirmekte olup bunun için en az iki yıl daha zamana ihtiyacımız vardır.<br />
<br />
Anlayışınız ve her zamanki desteğiniz için çok teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla"</p>
</blockquote>

<p><img height="395" loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/01/13/6965ded70ecb1660__w1200xh770.jpg?w=1200" width="703" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sayfa16.com/kanserle-ilgili-kesfiyle-dunyayi-sallayan-sancardan-aciklama</guid>
      <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sayfa16com.teimg.com/crop/1280x720/sayfa16-com/uploads/2026/01/aziz-sancar-kanser-arastirmalari-hakkinda-bilgi-verdi-en-az-2-yila-ihtiyac-var-nb-f-cj-ml-w.jpg" type="image/jpeg" length="83954"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
