TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi, genişletilmiş üye toplantısında Kahramanmaraş merkezli depremlerin nedenlerini ve sonuçlarını değerlendirdi.
Deprem bölgesine adli bilirkişi olarak görev yapan oda üyesi mimarların izlenimlerinin aktarıldığı ve depremin yıkıcı nedenlerinin masaya yatırıldığı toplantıda mimarların görüşleri şöyle:
“ŞEHİRCİLİK VE BİTİŞİK NİZAM SORUNU VARDI”
Toplantıda gözlemlerini aktaran Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Mimar Bora Akin, "Benim gördüğüm özellikle kentsel sir alanlarında Osmanlı yapılaşma kültüründen kalan dar sokaklar nedeniyle bazı mahallelere girilemiyor, bitişik nizam sorunları var. Çekiç etkisiyle yapılar daha fazla zarar görmüş. Ayrık yapıda olsaydı yıkılan yapılar bir diğerine bu kadar etki etmeyebilirdi. Genel olarak temelde şehircilik yani planlama kısmında çok ciddi sorunlar var" diye konuştu.
“KALİTESİZ MALZEME VE ÖZENSİZ İŞÇİLİK”
Mimar Mustafa Karakoç ise, "Adli bilirkişi olarak gittik deprem bölgesine. 18 ekip olarak görevlendirildik. Temel sorun olan konu kalitesiz malzeme ve özensiz işçilik dikkatimizi çekti. Ben Bursa'da hayatımda böyle bir bina görmedim. Yıkılmış, ölümlü binalardan numuneler aldık" dedi.
“BETON KALİTESİ ÇOK KÖTÜYDÜ”
Mimar İsmail Bülent Kızılkaya da şöyle konuştu, "Sunumda gösterdiğimiz binaların yaşı 30 ve 40 yıl üzerindekiler. Biz deprem olacağını biliyoruz. Fay hatları belli. Deprem hatıramız olmadığı için doğru dürüst sağlamlık kısmına bakılmadı. Sadece barınma ve yaşam alanları oluşturuldu, bu yanlış. Öte yandan eski bir belde olan Pazarcık’a gelirsek, en fark edilen sorunların başında yapı katlarının farklı zaman aralığında yapılmasıydı. Beton çok kötü kalitedeydi. Depreme bilimle yaklaşmamız lazım. Pazarcık'ta dere çakılı ile üretilmiş beton kullanımından dolayı binaların yıkıldığını gördük. İnsanlar, binaların kötü yapıldığını kabul edemiyorlar. Bölgede halkın psikolojisi bitmiş durumda hayata tutunmaya çalışıyorlar."
“DEPREM TARİHİNDE BİR İLK”
Mimar Gün Işık ise, "Depremdeki yıkılmalar sadece demir ve betonla ilgili değil. Temelde bir anlayış sorunumuz var. Şu anda ülkemizdeki deprem tarihine baktığımızda ilk defa böylesini görüyoruz. 2büyük deprem bu kadar kısa aralıklarla peş peşe oldu. Şu ana kadar 18 yönetmelik değişikliği yaptık. Bu iş yönetmelikle olacak gibi değil. Oturma izni alınıncaya kadar 39 imza var. Yeni bir anlayışa ihtiyaç var. Deprem olunca değil deprem öncesi her şeyi konuşmalıyız. Bölge zaten hazır değildi birde deprem tarihinde bir ilk olan iki büyük depremi ardı ardına yaşadı" ifadelerini kullandı.
“MARAŞ'IN BU 9'UNCU YIKILIŞI”
Mimar Ali Kağan Atabey de, " Bilirkişi olarak hemen hemen 1600 binayı taradık. İlk defa Mimarlar Odası kurumlarla işbirliği yaparak deprem bölgesine gidiyor. Deprem incelemesi yapıyor ve yönetmelik içinde yer almaya çabalıyor, bu çok kıymetli. Maraş'ın bu 9'uncu yıkılışı. Biraz namuslu iş yapanların binasının ayakta kaldığına şahit olduk. Öte yandan bir enkaz köpeği 2,5 yılda yetişiyor. Türkiye'de ise 10 tane köpek var. Türkiye'nin en az 50 tane afet köpeğine ihtiyacı varmış ama pratikte yok ne yazık ki. Bölgede yamaçlara çıktıkça binalarda pek yıkım olmadığını gördük. Bunun yükseklere yapmak veya yüksek katlı bina yapmamakla alakası yok. Yapıları tamamen bilimsel verilere dayanarak yapmak en önemli şey. Doğru zemin etüdü, doğru projelendirme ve elbette doğru denetim şart."