Dr. Sefa Duran
“Aşırılık her zaman felaket getirir; erdem ise ölçüyle yaşandığında anlamlıdır.”
Tutumluluk bir erdemdir. Fakat erdem ölçüsüzleştiğinde, kusura dönüşür. İsrafı önlemek, kaynakları verimli kullanmak herkes için önemlidir. Ancak tasarruf ile her şeyden kısmak aynı şey değildir. Özellikle kurumsal hüviyete erişememiş işletmelerde, bu fark çoğu zaman gözden kaçar ve sessiz bir kriz başlar.
Başlangıçta her şey mantıklı görünür: “Giderleri kontrol altına alıyoruz.” Sonra yavaş yavaş kesintiler başlar. Personel sayısı azaltılır, bakım ertelenir, eğitim bütçeleri kısıtlanır, kalite yerine en ucuz seçenekler tercih edilir. Kâğıt üzerinde tablo mükemmeldir: giderler düşmüş, maliyetler kontrol altında.
Ama gerçek sahada işler bambaşkadır. Eksik personel hizmeti aksatmıştır. Motivasyonu düşen çalışanlar hata üzerine hata yapıyordur. Bakımı yapılmayan ekipmanlar birer birer arızalanmaya başlamıştır. Kalitesiz ürün ve eksik hizmet müşteri memnuniyetini sarsıyor. Şikayetler artarak sadık müşteriler uzaklaşıyordur. İşletme artık planla değil, kaos ve krizle yönetiliyordur.
Kurumsal hüviyete erişememiş işletmelerde kritik alanlar ile maliyet kalemleri birbirine karışır. Halbuki insan kaynağı, bakım, kalite ve müşteri deneyimi tasarruf kalemi değildir. Bu alanlarda yapılan kesintiler kısa vadede tasarruf gibi görünse de, aslında geleceği ve itibarı doğrudan tehdit eder.
Belli bir kurumsallığa erişmiş işletmelerde ise durum farklıdır. Yapılması gerekenler ve karar alma süreçleri nettir. Kritik alanlarda tasarruf yapılmaz. Yatırımlar planlı ve disiplinlidir. Strateji ile operasyon arasındaki ayrım, riskleri minimize eder.
“Peki kurumsal işletmeler tasarruf hastalığından tamamen muaf mı?” Elbette hayır. Bu risk her işletme için açıktır. Ama kurumsal yapı, hataların etkisini azaltır ve doğru karar alma mekanizmasını işletir.
Sonuç açıktır. Tasarruf yapılması gereken yerlerle, asla kısılamayacak alanları karıştırmak kısa vadede kazanç gibi görünür. Ama uzun vadede güven, kalite ve işletmenin geleceği kaybedilir. Kurumsal hüviyete erişememiş işletmeler için en büyük tehlike, bu ayrımı görememektir.
Unutmayın, işletmeleri batıran büyük hatalar değil, küçük ama sürekli alınan ve ders çıkarılmayan yanlış kararlardır. Tasarruf takıntısı da bu hataların en sinsisidir.