Boşanma sürecindeki aldatan eşler için kritik önem taşıyan bu örnek karar, Giresun’dan Yargıtay’a kadar uzanan dosyada verildi. Giresun’da, 2016’da mahkeme, bir çiftin kadının zinası nedeniyle boşanmasına hükmetti. Evlilik mallarından da hiç pay alamadı.

ALDATAN KADIN DAVA AÇTI

Kusurlu bulunan ve kocasına maddi-manevi tazminat ödemeye mahkûm edilen kadın, 2021’de, Giresun Aile Mahkemesi’nde evlilik süresince elde edilen iki daire ve arabadan pay almak için dava açtı. Kadın, eski kocasını mal kaçırmakla suçladı. Mal rejiminin tasfiyesi ile tasfiye sonucunda ortaya çıkacak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.00 TL katılma alacağının faizi ile tahsilini talep etti. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’na (TMK) dayanarak, boşanmanın zinaya dayandığı, kadının katkısı ve mal kaçırmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti. 

MAL KAÇIRDIĞINI İSPATLAYAMADI

Hürriyet'ten Oya Armutçu'nun haberine göre, mahkeme, kadının katılma alacağı davasını bakın hangi gerekçelerle reddetti: “...Her ne kadar davalı tarafça yapılan devirlerin davacı eşin katılma alacağını eksiltmek amacıyla yapıldığı ispatlanmamışsa da söz konusu devirlerin bu amaçla yapıldığı kabul edilse bile tarafların davacı eşin zinası nedeniyle boşanmaları ve davacının söz konusu taşınmazların ve aracın edinilmesinde kişisel malı ile herhangi bir katkıda bulunduğunun ileri sürmediği, Türk Medeni Kanunu’nun 236/2 fıkrası uyarınca da davacı kadının katılma alacağına yönelik açmış olduğu davanın reddi gerektiğinden davanın reddine karar verilmiştir.”

"İHANET ETTİ MAL VERMEM"

Bunun üzerine davacı kadın, hukuk savaşını istinafa taşıdı. İstinafa sunulan dilekçede, “Davalı kocanın aracı önce başkasına satıp, geri aldıktan sonra da kardeşine sattığı, satın alanların taşınmazları alacak ekonomik güçlerinin olmadığı, devirlerin mal kaçırmayı amaçladığı, davalının ve ailesinin halen bu taşınmazda oturduğu, tarafların boşanması nedeniyle müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, aynı gerekçeyle katılma alacağının da tamamen reddedilmesinin hak kaybına neden olduğu” iddia edildi.

İstinafta kocanın avukatı, “Davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, tarafların davacının zinası nedeniyle boşandıklarını, zina nedeniyle katılma alacağının tamamen kaldırılması veya azaltılması gerektiğini, malların mal kaçırma amacıyla devredilmediğini, müvekkilinin borcu olduğunu, işlerinin de kötü gitmesi nedeniyle malları satmak zorunda kaldığı” savunması yaptı. 

İSTİNAF REDDETTİ

Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (İstinaf) 2022’de aile mahkemesi gibi zinadan boşanma kararı verildiği için kadına evlilik mallarından pay vermedi. İstinafın gerekçeleri özetle şöyle:

“...boşanmanın zina sebebine dayandığı, zina sebebiyle boşanma halinde Medeni Kanun’un 236/2 fıkrası uyarınca hâkimin, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak kaldırabileceği yönünde takdir hakkı olduğu, gerek boşanma gerek eldeki dosya kapsamları ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetildiğinde, dosyada belirlenen katılma alacağının kaldırılması cihetine gidilmesinde hakkaniyete, hak ve nesafete aykırı bir durum görülmediği, istinaf dilekçesindeki sebepler bakımından kararın kaldırılmasını gerektiren usul ve yasaya aykırı bir duruma rastlanmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.”

YARGITAY’DAN TEMYİZDE RET

Davacı kadın, son olarak Yargıtay’ın yolunu tuttu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de 7 Şubat’ta kadının temyiz talebini esastan reddetti. Oybirliğiyle alınan kararda zina sebebiyle boşanma halinde hâkimin, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak kaldırabileceği yönünde takdir hakkı olduğu vurgulandı.

"YERİNDE BİR KARAR"

Bu kararın ne anlama geldiğini Tekirdağ Barosu avukatı Ergün Vardar ile konuştum. Avukat Vardar: “1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren TMK ile aksine sözleşme yapılmadıkça evliliklerde yasal mal rejimi olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı kabul edilmiştir. Evlilik birliği içerisinde edinilen mallara diğer eş ortaktır. Ancak, TMK’nın 236/2 fıkrasında bir istisna getirilmiştir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma kararı verilmesi durumunda hâkim tarafından kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verilebilmektedir.

TAZMİNAT ÖDEYECEK

Türkiye, Genç Nüfus ve Doğurganlık Hızında Dünya Ortalamasının Altında! Türkiye, Genç Nüfus ve Doğurganlık Hızında Dünya Ortalamasının Altında!

 Yargıtay’ın örnek kararı son derece yerindedir. Boşanma sırasında eşin aldattığı mahkemede ispat edilebilirse, hâkim, aldatılan eşe maddi-manevi tazminat ödenmesine de hükmedebilecek.”

Editör: Meryem TORUN