25 Şubat-12 Mart 2026 tarihleri arasında, Türkiye genelinde 18-60 yaş aralığında 600 kişiyle yapılan araştırma, köklülüğün yalnızca zamana değil, nesiller boyu deneyimlenmiş güvene dayandığını gösteriyor. Nitekim katılımcıların yüzde 76’sı bir markanın köklü sayılmasındaki en önemli kriterin nesiller arası kullanım olduğunu belirtirken, yüzde 69’u markanın uzun yıllar aynı isimle varlığını sürdürmesini, yüzde 50’si ise yerel ve yerli kökenleri temel unsur olarak görüyor.
Araştırma, köklü markaların değerinin yalnızca geçmişlerinden değil, bu geçmişi nasıl yönettiklerinden beslendiğini ortaya koyuyor. Tüketici için köklülük; iddia edilen bir tarih değil, nesiller boyunca sınanmış bir güven ilişkisi anlamına geliyor. Bu çerçevede köklü markaların başarısı, net bir denklemde birleşiyor: Tutarlı kalite + kurumsal kimlik + itibar = güven.
Logo değil deneyim ikna ediyor
Araştırma, köklü marka algısının yüzeysel göstergelerle kurulamadığını net biçimde ortaya koyuyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 18’i geleneksel sembolleri, yüzde 13’ü ise nostaljik isimleri köklülük için yeterli buluyor. Buna karşılık tüketici, markanın hikâyesini bilmek, geçmişine dair kanıt görmek ve bu geçmişin bugüne nasıl taşındığını deneyimlemek istiyor. Köklülük, slogan ya da tasarım diliyle değil; zaman içinde tekrar eden ve doğrulanan deneyimlerle anlam kazanıyor.
Tarihi görünmek güveni aşındırıyor
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, sahte köklülük algısına yönelik güçlü tepki. Katılımcıların yüzde 69’u bazı markaların gerçekte köklü olmadığı halde bu yönde bir algı yaratmaya çalıştığını düşünüyor. Daha da önemlisi, tüketicilerin yüzde 85’i bu tür çabaların markaya olan güvenini olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Her 4 tüketiciden 3’ü, bir markanın mirasını kanıtlaması gerektiğini vurgularken, bu kanıtın en güçlü karşılığı olarak her satın almada aynı kaliteyi sunmak öne çıkıyor.
İstanbul köklü markaların merkezi
Coğrafi algıda ise İstanbul açık ara öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 62’si köklü markalar denildiğinde ilk olarak İstanbul’u işaret ederken, Ankara yüzde 13, Bursa yüzde 11, İzmir yüzde 10 oranlarıyla İstanbul’u takip ediyor.





