Benim de hayranı olduğum, ülkemizin en iyi yönetmenlerinden Nuri Bilge Ceylan (NBC), filmlerini yapım aşamasında en çok gizleyen isimlerden biri. 1,5 ay sonra Mayıs ayında Cannes'da gösterilecek film hakkında bilinen detaylar o kadar az ki bu durum NBC’nin tanıtım/PR anlayışının da sineması gibi oldukça minimalist olduğunu gösteriyor.

Her yıl yüzlerce filmin vizyona girip ayrıştığı düşünülürse bir filmin diğerleri arasından tercih edilen olması için filmin reklam ve pazarlama faaliyetleri büyük önem taşır. Filmler daha çok basın toplantısı, TV programları, gala ve fragmanla tanıtılıyor. Şimdi ise bu yöntemlere sosyal medya ve dijital pazarlama eklendi.

"Bir sinema filmi doğru şekilde seyirciye nasıl tanıtılmalı?" sorusunun pek çok cevabı olabilir. Kimisi film senaryo aşamasındayken başlayıp, vizyondan kalkana kadar bol sosyal medya ve tanıtım faaliyeti sürdürürken, kimisi bu konuda daha sade bir tanıtım anlayışıyla hareket ediyor.

Kısıtlı bütçeyle film çeken, reklama harcayacak parası olmayan isimler için sosyal medya tadında kullanıldığında bulunmaz bir fırsatken, Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenler ise çok farklı bir PR aşaması yürütüyor. Buna ketum ve minimalist bir PR anlayışı denebilir. NBC, bunu en farklı, en güçlü ve stratejik kullananlardan. Filmini merakla bekleyenler ve basın için hiç güzel bir durum olmasa da film tarzı açısından doğru bir PR anlayışı denebilir.

Birinci PR anlayışını yürütenler genelde gişede veya dijital platformda bolca izlenmek isteyen ve bunun için müthiş tanıtım bütçeleriyle reklam yapanları anlatıyor. Bu yöntemde sosyal medyadaki hızlı ve geniş paylaşım ağı sayesinde film öncesi, filmle ilgili neredeyse hemen her şeyi biliyoruz. İzleyicinin merakı canlı tutulmuyor. Yanı sıra o süreçte yapılan olumsuz ve eleştirisel paylaşımlar da filme zarar verebiliyor. Örneğin Cem Yılmaz’ın 18 Ekim 2019 tarihinde vizyona giren Karakomik Filmler filmi, sosyal medyada yapılan kara propagandayla gişede beklenenin çok altında bir rakamda kalmıştı.

Elbette, teknolojinin ve buna bağlı olarak sosyal medyanın çeşitlenmesi, etki alanını genişletmesi, onu pazarlama, reklam ve halkla ilişkiler stratejilerinde tercih edilen ilk mecralardan biri haline getirdi. Ama bunu bolca, bıktırıcı ve büyüsünü kaçırır şekilde kullanmak biraz ters tepiyor gibi. Planlı bir şekilde hazırlanmış paylaşımların, programlı bir şekilde hedef kitleyi sıkmayacak bir yoğunlukta ve tekrar sayısıyla yapılması ve bunun çok uzun süre olmaması gerekiyor. Her şeyde olduğu gibi PR’da da ‘çoğu zarar, azı karar’ olmalı.

Örneğin NBC filmlerinde, başlangıç, yapım, prodüksiyon ve post prodüksiyon aşamalarının yanı sıra, vizyona birkaç ay kala bile konusu, afişi, oyuncuları neredeyse hiç açıklanmaz. Yarım yamalak sağdan soldan duyulan bilgilerle öğrenilir bazı şeyler. Bu, birtakım dedikodulara kapı aralasa da merakı o kadar canlı tutar ki kamuoyu filmi adeta büyük bir tutkuyla bekler. Filmle ilgili yorumlayabilecek hiçbir resmi bilgi yokken bile ekşisözlük başta olmak üzere pek çok önemli ve büyük sitede 30’dan fazla sayfada konuşuluyor olması, post paylaşımlarında müthiş etkileşim alması da bunun kanıtı.

Nuri Bilge Ceylan'ın 9. uzun metraj filmi Kuru Otlar Üstüne'de de durum aynı.

Alışılmışın dışında filmler yaparak uluslar arası alandaki en başarılı yönetmeniz olan NBC’nin böyle alışılmışın dışında bir tanıtım anlayışı gütmesi çok yadırganmamalı. Kendisini kanıtlamamış veya sadece gişe odaklı film yapan isimler için riskli bir tanıtım seçeneği olsa da Nuri Bilge Ceylan gibi kendini çoktan kanıtlamış ve belli bir kesim için film üreten isimler adına bence çok doğru bir uygulama.

NBC şöyle yapıyor. Eski filmin gösterimi bittikten sonra onunla ilgili dijital veya basılı çalışmaları yayınlıyor bir süre kendine ait mecralarda. Daha sonra sessiz bir dönemi oluyor. Muhtemelen yeni filmine odaklanıyor ve yazım süreci oluyor. Bu takribi 1 yıl falan sürüyor. Sonra resmi kanallardan duyurulmasa da dolaylı yollardan bir şekilde yeni film çekeceği ve ismi duyuruluyor. Teşbihte hata olmaz; Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürülüyor. Filmin çekim aşaması başladığında ise hiçbir bilgi paylaşılmıyor. Onlarca set ekibi, oyuncu, figüranın olduğu neredeyse 100 kişilik bir ekipten tek bir kare foto dahi paylaşılmıyor. Film bitip post prodüksiyon aşamasına geçildiğinde de durum değişmiyor. Filmin hangi aşamada olduğu, ne zaman vizyona gireceği, kimin oynayacağı, konusu, nerede çekildiği vs hiç dillendirilmiyor. Çok kısıtlı bilgilerle birkaç oyuncu ve nerede çekildiği falan öğrenilebiliyor kamuoyu. Ta ki vizyon tarihi yaklaşana kadar.

NBC, filmleri gibi PR konusunda da son derece minimalist ve tarzından hiç taviz vermiyor. Resmi olarak filmle ilgili ilk ve tek fotoğraf geçtiğimiz ay The Film Stage isimli yabancı bir sinema sitesinden paylaşıldı.

Bu, filmin PR sürecinin başladığını göstermişti. Bugün ise filmin, 16-27 mayıs 2023 tarihleri arasında düzenlenecek 76. Cannes Film Festivali’nde gösterileceği açıklandı.

Yakın zamanda, afiş, fragman, set fotoğrafları, hikayesi, filmden kareler falan düşmeye başlar.

Meraklanan bazı okuyucularımızın meraklarını bir nebze gidermeye çalışayım. Bu zamana kadar yaptığım araştırmalarla birtakım bilgilere ulaşmıştım. Meraklı olanlar mutlaka bu bilgileri biliyordur ama gözden kaçıranlar şuradan okuyabilir.

KURU OTLAR ÜSTÜNE FİLMİ İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER

Bazı filmler, kendi gücüyle ilerler, bazı filmler PR ve tanıtımın gücüyle. Ama son tahlilde iş beyazperdede sonlanıyor. Seyirci film seçimini, hangi iletişim kanalıyla yaparsa yapsın, son kararını beyazperdede filmi izlediğinde veriyor.